ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4

25 02 2008

Bas bas paraları Leyla’ya, bi daha mı gelecez dünyaya…ECMA ve Microsoft’un OOXML’in ISO standardı olarak kabul edilmesi sürecinde yediği nanelerin haddi hesabı yok. Bu seferki öykümüz, Avustralya’dan.

Bilmem hatırlar mısınız, bundan yaklaşık bir yıl kadar önce Microsoft’un Wikipedia’daki OOXML ve OpenDocument maddelerini kendi ürününü övecek şekilde düzenlemesi ve değiştirmesi için Rick Jeliffe’e para ödediği ortaya çıkmış, ortalık epey bir karışmıştı. Şimdi o Rick Jelliffe’in Cenevre’deki OOXML toplantısına gidecek Avustralya komitesine üye olduğu ortaya çıktı…

Bu arada, buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum: Türkçe Wikipedia ve PardusWiki’de bir süredir OOXML ve OpenDocument maddelerini sevgili Akın Ömeroğlu ile birlikte yazıyoruz. Microsoft Türkiye’den konuya hassasiyetle eğilmesini ve mağduriyetimizi gidermesini saygıyla arz ediyoruz…



ECMA’dan Dersler: Tüh, sandalyemiz kalmadı!-3

22 02 2008

Özgürlük için Pardus...

Sevgili Akın, “ECMA’dan Dersler” serisinin birincisi ve ikincisini eğlenceli bir dille anlatmıştı…. Buyrun, benden üçüncüsü:

Portekiz’in OOXML’e dair oyunun belirleneceği ayna komite toplantısına katılmak üzere toplantı salonuna gelen IBM ve Sun Microsystems temsilcileri kapıdan geri çevrilirler. Portekiz ayna komitesi başkanı (aynı zamanda Portekiz Microsoft ofisi yöneticisi!) IBM ve Sun temsilcilerine “Kusura bakmayın” der, “Size içeride oturacak sandalye kalmadı…”

İnanmazsanız, buyurun buradan yakın…

Bu arada “OOXML’e Hayır!” kampanyamıza katılabilir, 25 Mart günü TSE’ye iletilecek olan bildirimize imzanızı koyabilirsiniz.



Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…

24 12 2007

Ben ekosistemin zeki, zengin ve birbiriyle didişmeyenini severim!

İngilizce Wikipedia’daki Ekosistem maddesinin ilk alt başlığı olan “Ecosystem Dynamics” şöyle bir alıntıyla başlar:

“Introduction of new elements, whether biotic or abiotic, into an ecosystem tend to have a disruptive effect. In some cases, this can lead to ecological collapse or “trophic cascading” and the death of many species belonging to the ecosystem in question.”

Özetle söylemek gerekirse, madde şunu söyler: “Ölü ya da canlı, herhangi bir var oluş döngüsüne (ekosistemi sanırım böyle çevirmek en doğrusu) dışarıdan müdahil olan tüm bileşenler, var olan düzen üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olma eğilimi taşır. Bazı durumlarda bu etki, bir doğal yıkıma ya da söz konusu ekosistem içinde yaşayan pek çok türün birbiri ardına ölümüne dahi yol açabilir.”

Madem biyolojiden alınmış bir terimi, ekosistemi konuşuyoruz, aynı yolda devam edelim.

“Ekosistem Dinamiği” adını taşıyan bu genel ilke, son derece deterministiktir. Sadece biyoloji için değil, pek çok alanda kullanabileceğimiz bir araç sağlar bize. Özetle şunu söyler bize doğa yasası: Bir varoluş döngüsüne/ekosisteme dışarıdan katılan her türlü yeni üye, varlığını güçlü bir şekilde devam ettirebilmek için eski yapı üzerinde dönüştürücü/yıkıcı hatta yok edici bir etkiye sahip olmalıdır! Bu etki, pek çok türün varlığını yok ederken; benzer nitelik ve çıkarlara sahip türlerin hâkimi olduğu bir yeni ekosistemin doğmasına neden olacaktır.

Buna dair ilginç bir örnek, fi tarihinde Moleschino’da anlattığım eğlenceli öykü olabilir. Burada özetle, şunu anlatmıştım:

Moleschino’ya selam!

1940′ların sonuna doğru Borneo Adası’nda yaşayan Dayak kabilesi, sıtma salgınından muzdaripdir. Dünya Sağlık Örgütü, çözüm olarak Borneo ormanlarının üzerine DDT sıkmayı teklif eder! Amaç, ormandaki sinekleri yok ederek bu hastalıktan kurtulmaktır. Açıkçası, koşullar da buna uygundur. İkinci Dünya Savaşı henüz yeni bitmiştir ve bölgede İngiliz Hava Kuvvetleri’nin elinde artık işe yaramayan yüzlerce bombardıman uçağı ve askerlerini bitten korumak için üretilen on binlerce ton DDT kalmıştır.

Öneri, başlangıçta işe yaramışa benzemektedir… Borneo Adası’ndaki sıtma kökenli ölümler durmuştur. Öyle ki, 1948 yılında tıp alanındaki Nobel ödülü, DDT’nin böcekleri imhasında kullanılmasını öneren Paul Hermann Müller‘e verilir!

Bir süre sonra DDT’nin yan etkileri görülmeye başlar. DDT’den zehirlenerek ölen milyarlarca böcek kertenkeleler tarafından afiyetle yenir. Hayatlarında görmedikleri kadar böceği yemekten ağırlaşan kertenkelelerse sıçanlar için muhteşem bir ziyafet olur. Kertenkeleleri yedikçe semiren, semirdikçe de üremesi hızlanan sıçanlar bir süre sonra tüm adayı istila eder! Artık ortalıkta yiyecek böcek kalmadığı için en kolay hedef olan ekinleri talan eden sıçanlar, yerlileri açlığın ve tifo gibi sayısız bulaşıcı hastalığın şefkatli kollarına itmiştir…

Tek bulunan çözüm, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin bugün hatırlamak bile istemeyeceği türden bir “hava indirme harekâtı”dır. “Operation Cat Drop” adı verilen bu harekât ile Borneo ormanlarına 14.000 kedi paraşütle atılır! Normandiya Çıkarması’na katılan İngiliz paraşütçüsü sayısı 8.000 kişiden biraz fazlaydı, “Operation Cat Drop”ta ise kırmızı paraşütlerle adanın üzerine bırakılan 14.000 kedi, Borneo’yu özgürlüğüne kavuşturacaktı…

(..)

Şimdi asıl soruya gelelim: Linux ve özgür yazılım bileşenlerinin “kırmızı paraşütlü kedi etkisi” yaratma gücü var mı, yok mu?

Bu sorunun cevabı, Linux’un Türkiye’de bir geleceğinin olup olmamasıyla doğrudan ilintili. Çünkü ancak bu tür bir dönüştürücü/yıkıcı hatta belki de yok edici bir etkiyle, o üzerine çok konuşulan “Linux Ekosistemi” oluşabilir. Kimsenin pembe hayaller görmesine gerek yok, içinde bulunduğumuz doğa yasasının gerçeği bu!

Evet hepimiz biliyoruz, Linux ve özgür yazılım ürünleri güvenilirdir, koda müdahale hakkı sağlar, ölçeklenebilirdir, sistem kaynaklarını koklayarak kullanır… İyi ama tüm bu özellikler zaten yıllardır vardı! O halde neden Linux’un dünyada ve Türkiye’de beklenen çıkışı yıllardır gerçekleşmiyor?

Ben açıkçası bunun cevabının mevcut dağıtımların günah ve sevaplarından çok, Linux üzerinde çalışacak ve kullanıcısına “katma değer” sağlayacak ticari yazılım bileşenlerinin henüz Linux ortamına inmemesinde aranması gerektiğine inanıyorum. Ortada Ubuntu, Suse, Pardus gibi ilk çıkış iddialarını büyük ölçüde gerçekleştiren ve kullanıcısına “tasarruf” sağlayan pek çok başarılı dağıtım var. Asıl eksiklik, KOBİ’lerin iş süreçlerinde kullanacağı ticari yazılımların “özgür ve lisans ücretsiz” karşılıklarında… İşin bu tarafında, özellikle de Türkiye’de (dünyada bu tablo hızla değişiyor), yıllardır satmakta oldukları ticari paketleri özgür ve ücretsiz sunmaya cesaret edecek “babayiğitler” henüz ortada görünmüyor. Bu yüzden de keyifsiz ve bir diğerinin pastasından dilim kapmaya odaklı, eskilerin deyimiyle “tırnakçı” bir IT pazarı içinde yıllardır debeleniyor yerli oyuncular…

Evet, özellikle ücretsiz diyorum, çünkü GPL’in ve Linux’un “kırmızı paraşütlü kedi” etkisi, lisans bedeli yüksek ve piyasada kendine yer edinmiş ticari uygulamaların özgür ve lisans ücretsiz muadillerinin pazara inmesiyle yaşanacak. Burada hemen bir ek yapayım, burada “vurgu” yazılımların lisans ücretsiz; ama kurulum, destek, eğitim ve ek modül yazımı gibi hizmet süreçlerininse, iş/çözüm ortaklarıyla birlikte elbette uygun “bedeli karşılığı” yapılmasınadır…

Düşünsenize, 5 kullanıcılı lisans için binlerce dolar talep eden “ismi lazım değil” firmamızın nic’olur hali, şöyle eli yüzü düzgün ve saçmalamayan “özgür ve ücretsiz” bir ticari otomasyon/genel muhasebe paketi yazılsa? Ya da otel otomasyonu yazılımı sektörüne bakalım. Yıllardır beş büyük oyuncunun aralarına kimseyi sokmadığı, kapalı devre büyüyen ve kâr marjının muhteşem olduğu bir pazardır. BugHotel gibi başarısız girişimleri saymazsak, burada da özgür yazılım camiasından ciddi bir oyuncu yok. İşte bu noktada özgür ve lisans ücretsiz yazılımlar mevcut pazar üzerinde dönüştürücü/yıkıcı ve hatta yok edici bir etki yaratarak, kuralları ve oyuncuları farklı bir ekosistemi oluşturabilirler!

Burada ben açıkçası; kaybedecek çok da şeyi olmayan, iş zekâsına ve çözümlerini pazara doğru anlatma becerisine sahip, genç ve belli bir direnme gücünü taşıyan Linux firma/girişimcilerine şans tanıyorum.

Her neyse, enseyi karartmayıp güzel şeylerden konuşalım biraz… Türkiye özgür yazılım camiasından uzun süredir beklediğimiz türden haberler yavaş yavaş gelmeye başlıyor. Yukarıda anlattığım türde süreçlere soyunan ve risk alan genç özgür yazılım firmaları, ilginç işlere imza atıyorlar. Örneğin pek çoğunuzun tanıdığı Hakan Uygun ve Uygun Teknoloji… Uygun Teknoloji, AGPL lisanslı “özgür ve ücretsiz” ticari otomasyon ve önmuhasebe yazılımı Tekir’in 1.0 sürümünü duyurmaya hazırlanıyor. Tekir, PCNet dergisinin önümüzdeki ocak sayısında, özel bir kurulum CD’siyle birlikte dağıtılıyor olacak :)…

Tekir, PCNet Ocak sayısıyla beraber!

Önümüzdeki günlerde Tekir’e dair pek çok haber ve röportajı nasıl olsa sağda solda okuyacaksınız. Asıl güzel haberleri gelecek haftalara saklayalım :)…

.

Not 1: Bir sürü yazı ve anlatılacak hikâye birikti. Burada ve Moleschino’da anlatacağım hepsini :)



Özgürlükİçin tasarımcı arıyor!

13 08 2007

Özgürlükİçin webmaster arıyor!
Pardus’un topluluk sitesi Özgürlükİçin, çok büyük yeniliklere hazırlanıyor. Yeni bileşenleri ve sunucu hizmetleriyle sıkı bir güncellemeye hazırlanan Özgürlükİçin’in yeni bir arayüze kavuşmasını da arzuluyoruz. Özgürlükİçin’in yeni arayüzüne imzasını atmak isteyecek profesyonel arkadaşlarda aradığımız özellikler şöyle:

  • Web tasarımının temel ilkelerinin farkında ve belli bir estetik duygusuna sahip,
  • Yeni sitenin CSS‘lerini düzenleyebilecek,
  • En az bir grafik işleme yazılımına hâkim, (Gimp‘i biliyor olmak tercih sebebidir)
  • Özgür HTML editörlerini kullanabilmek ya da en azından bir metin editöründe kod yazabilecek (Türkçesi: “Çok iyi Dreamweaver/Frontpage kullanırım, ötesini bilmem” diyenler bizden uzak dursun!) bilgiye sahip olmak.

Bu özelliklere sahip olduğunuzu düşünüyor, Cihangir’de bahçeli küçük ve son derece keyifli bir ofis ortamında çalışmaktan korkmuyorsanız, başvurularınızı Özgürlükİçin mail listesi üzerinden yapabilir ya da ozgurlukicinpardus@gmail.com adresine elektronik posta atabilirsiniz.

Sizleri aramızda görmek istiyoruz :)



Just for fun!

18 06 2007

Merhaba! PC World dergisinde bu aydan itibaren açılan “10 Kaplan gücünde” sayfalarındaki ilk yazımda “tembellik hakkı”mı kullanayım dedim. Eminim derginin sıkı elemanlarından Daron Dedeoğlu, “Hem yazıyı geciktirdin hem de bunu ballandıra ballandıra anlatıyorsun, ne pis bir herifmişsin!” diyecektir ama siz boşverin onu :)…

Paul Lafargue

Aslında “tembellik hakkı” deyip de geçmemek lazım. “Tembellik hakkı” bazı Avrupa devletlerinin iş ve çalışma kanunlarına kadar girmiş olan, son derece ciddi politik mücadelelerin sonunda elde edilmiş toplumsal kazanımlardan biri.

“Olur mu öyle saçma şey?” demeyin. “Tembellik hakkı”, Fransız sosyalizminin önemli düşünürlerinden Paul Lafargue’ın (kendisi Karl Marx‘ın da damadıdır) 1883′te aynı adla yazdığı kitabında ortaya attığı, anarko-sendikalist hareketin sonradan kalkış noktalarından biri olacak bir kavramdır. Paul Lafargue abimiz özetle şunu der: “Kapitalizmin kâr ve ilerleme hırsı insanı köleleştirir ve kendisine yabancılaştırır. Peki, yaşamlarını çalışmakla geçiren insanların, bu çalışmalarının ne kadarı kendileri için? Pek azı! O halde yaşasın tembellik!”

Karl Marx’ın Das Kapital’inden sonra sosyalist literatürün en çok baskısı yapılan kitabı olan “Tembellik Hakkı”nda son derece iddialı öngörüler de vardır: Paul Lafargue’a göre, tembellik sadece bir edilgen miskinlik kaynağı değil; çoğu zaman eğlencenin, zekânın ve yaratıcılığın da en büyük kaynağıdır!

Tıpkı yazdığı ilk kitaba “Just for Fun” yani “Sadece Eğlenmek İçin” adını veren Linus Torvalds’ın da söylediği gibi… Biz Linux geliştiricileri bu işi öncelikle eğlenmek için yapıyoruz. Son derece eğlenceli, keyifli, esprili ve paylaşıma dayanan bir dünyamız var.

(…)

Biz Linux kullanıcıları da eğlenceli adamlarızdır, aklımız her türlü fesada ve tembellik fırsatına iyi çalışır. Mesela üç Pardus geliştiricisinin (Görkem Çetin, Gürer Özen ve ben) bu aralar üzerinde çalıştığı “eğlence modeli” üzerinden gidelim. Hem bu örnek üzerinden Linux ile Microsoft arasındaki farkları anlatan birkaç da “sosyal meşaz” vermiş olalım.

İlerleyen yaşına ve önlerinde duran göbeklerine bakmayan bu üçlü, yelken sevdasına düştü. Biraz da şansın yardımıyla, İstanbul’un bir sanayi mahallesinde, bir duvara dayanmış halde, olimpik sınıf bir 470 tekne kabuğu bulduk ve onu donatmaya başladık.

470 dediğimiz “Pardus teknesi”; olimpik sınıf, sadece 120 kilo, her yaştan insanın kullanabileceği, son derece hızlı bir tekne. Spinakker’ı ile birlikte 25 metrekare yelken alanına sahip ve sıkı bir rüzgârda anlık 20-22 knot (deniz mili) hızları yakalayabileceğiniz, tam bir canavar! Tıpkı Linux mantığındaki gibi maliyeti de son derece düşük oldu bizim için, sanırım işin sonunda tüm tekne ve donanım için üç arkadaş toplam 2.000 YTL kadar (şaka değil!) bir para harcamış olacağız…

Dunya kupasından bir goruntu

Sadece biz değiliz yelken sporu ile ilgilenen. Microsoft’un da bir yelken takımı var! Hemen sistem kaynaklarını pardon, teknelerinin özelliklerini söyleyeyim: Microsoft teknesi 12 metrenin üzerinde (Disc space), en az 5 tonluk ağırlığa (Recommended RAM), yarışına göre 8 ila 12 kişinin kullanmak zorunda olduğu (user friendly), 8-9 knot hızı aşamayan (Blue screen of death/mavi ekran) bir peynir gemisi…

Teknelerinin ismiyle de pek bir müsemmadır kendileri: “Eshquia“… :)

Üstüne üstlük hiç eğlenceli değil! Microsoftçular ne trapeze kalkabiliyorlar (hani yüksek hızlarda teknenin yanından sarkma işlemi var ya, işte o…) ne de hız görüyorlar.

Üzülmemek elde değil. Hani diyoruz, bu yazın sonuna doğru birkaç yarışta Microsoft teknesinin yanından hızla geçsek de, dünya gözüyle bir yakından görsek şu “sistem kaynaklarını” diyoruz :)… Üstüne üstlük “sahip olma maliyetleri” de (Total Cost of Ownership, TCO) çok yüksek! En az birkaç yüz bin dolar! Şimdi Microsoft’cular IDC gibi bir kuruma rapor hazırlatıp, teknelerinin bizimkinden 10 kat ucuza mal olduğunu iddia ederler! Buna benzer “Zihni Sinir” hesaplamalarını son dönemlerde sık sık yapıp, gazetelere tam sayfa ilan veriyorlar, “yersen” misali…

Şimdi bu yazıya bakıp bakıp, “Ne biçim yazı olmuş bu!” diyenler olabilir. Ne münasebet! Burada “iki rakip platformu” karşılaştırdık, hem de gerçek hayattan örnekler, gerçek maliyetleri vererek…

Bizim taraftaki maliyet bu. Peki, bilgisayarını Microsoft işletim sistemiyle, antivirüsü ve Office paketiyle satın alan milyonların ödediği maliyet?

Biz işin eğlencesindeyiz. Siz asıl oradan haber verin!

[ratings]

(…)

Not: Bu yazının daha uzun halini, PC World dergisinin haziran sayısında okuyabilirsiniz. Her ay orada eğlenceli bir şeyler yazıyorum :)…

470 fotoğrafı: Euronautica



10 kaplan gücünde geliyoruz!

1 06 2007

10 kaplan gucunde geliyoruz!!
Özgürlükİçin.com için başlattığımız çalışmalarda güzel bir noktaya geldik, yarın Cihangir’deki ofisimizde bu yeni portalımıza destek verecek ilk destekçi/katkıcılarımızla bir araya gelip, onların görüşlerini alacak ve birlikte çalışmak için kolları sıvayacağız.

Cihangir’deki ofisimiz küçük ama güzel bir bahçeye ve mutfağında da hatırı sayılır bir şarap stoğuna (ne yazık ki sayı bu aralar 40′lara kadar düştü) sahip. Bu tehlikeli malumatı da verdikten sonra, sizleri börekli-pastalı toplantımıza beklediğimizi ilan ederiz.

Toplantıya gelecek arkadaşların şuraya isimlerini bırakmalarını rica ederiz.

(..)

Not: İsmail hiç heveslenme, sana kolonya bile koklatmak tehlikeli…



Özgürlük İçin

29 05 2007

Ozgurluk icin…
Özgürlükİçin listesi, yeni portalımıza destek vermek isteyen, oyun incelemesi yapabilecek, paketleri tanıtabilecek, forumlarda yöneticilik üstlenebilecek tüm destekçi ve kullanıcılarımızın sanal tartışma ortamıdır.

Tüm destekçileri ve heyecanlıları aramıza bekliyoruz…

http://liste.uludag.org.tr/mailman/listinfo/ozgurlukicin

Keyifli bir cumartesi günü için olan çağrımız ise hâlâ geçerli :).



Özgürlük için bir çağrı

26 05 2007

Merhaba!

Hatırlarsanız, son genişletilmiş geliştirici toplantımızda “Özgürlükİçin.com” Erkan Tekman’ın bir fikri olarak çıkmıştı… Hafızamızı tazelemek amacıyla madde madde şeklinde sıralıyorum, “Özgürlük İçin” portalı için üç ayrı kalkış noktamız vardı:

1) Şu anki mevcut yapımızda, anasayfamız Pardus ile yeni tanışan kullanıcıya fazla bir şey vermediği gibi, hayatını kolaylaştıracak bir içeriği de sunmuyor.

2) Pardus kullanıcısına yönelik içerik ve hizmet sunan katkıcılarımızın siteleri, kullanıcı kitlesiyle yeterince buluşamıyor. Bu sitelere trafik ya da sağladıkları içeriğin daha geniş kitleler ile buluşması sağlanmalı.

3) Pardus’un kullanım kılavuzu, Pardus’a yönelik içeriğin bir arada toplandığı, kullanıcıyı yönlendirecek bir merkezimiz yok.

Bu kaygılardan yola çıkarak, adını “özgürlükiçin” koyduğumuz; sadece Pardus kullanıcılarını değil diğer kardeş Linux dağıtımlarını da kucaklayacak bir topluluk (community) sitesi için harekete geçmeye karar verildi. Takip eden süreçte sitenin teknik altyapısı hazırlanmaya başlandı…

(…)

Sanırım herkes işin buraya kadar olan kısmını biliyor. Geri kalanını madde madde özetleyeceğim:

1) İleri derece kolaycı olan Ahmet Aygün‘ün ısrarı sonucu, hazır çözüm sunan Joomla, Drupal, Mambo gibi altyapılar yerine Python’un gücünü İçerik Yönetim Sistemleri’ne (CMS) taşıyan Django‘yu kullanma kararı aldık. Django ile çalışmanın şöyle faydaları var: Python altyapısı bizi hem Joomla ve türevlerinin güvenlik açıklarından kurtarıyor hem de çok az satır ile yazılmış, son derece hızlı bir altyapıya kavuşturuyor.

2) Peki, sitemiz neye benziyor? Özgürlükİçin’i tasarlarken olabildiğince basit, renkli ve kolay kullanımlı olmasına çalıştık. Bu nedenle de Tullana 2.0 simge setini hazırlayan sevgili Umut Pulat bize çok şirin çizimler hazırladı. Onun çizimlerini pek çok yerde göreceksiniz. Hatta bir de küçük ekran görüntüsü koyayım şuraya :)

Paketler bolumunden bir ekran goruntusu :)

Hemen uyarayım, yukarıdaki ekran görüntüsündeki bazı ayrıntılar değişecek. Editör notu kısmı, ekran görüntüleri, etiketler kısımlarında daha yapılacak epey bir ince ayar var. Mesela paket simgesine tıkladığınızda, söz konusu paketi sisteminize yükleyebileceksiniz! :)

3) Gelecekte Pardus’un dışarı bakan yüzü olmasını hedeflediğimiz Özgürlükİçin.com’un yönetimini yavaş yavaş sizlere, Pardus destekçi ve kullanıcılarına bırakmayı hedefliyoruz. İstiyoruz ki, Pardus’un paketlerini, oyunlarını sizler anlatın; Pardus’a geçiş yapacak olan yeni kullanıcılara sizler yardımcı olun…

Pardus’un gelişimine ve büyümesine destek olmak istiyor ama nasıl yapacağınızı bilmiyor musunuz? Kod yazmayı bilmemek buna engel değil; Pardus paket deposundaki programlar hakkında inceleme yazarak, sevdiğiniz oyunları anlatarak, forumlarımızı yöneterek bize destek olabilirsiniz!

Özgürlükİçin.com’un bir parçası olmak ve Pardus’a destek olmak istiyorsanız, sizleri Özgürlükİçin.com’un ilk içerik toplantısına bekliyoruz…

Yer: Cihangir’de, çok kolay bir yerde.

Artistanbul, Akarsu Caddesi, Şimşir Sok, Şimşirci ap, No:5/1 Cihangir İstanbul

Tel: (212) 251 64 37/38

Zaman: 2 Haziran 2007, Cumartesi saat 12:00 ile 16:00 arası

Arife tarif: Taksim Meydanı yönünden Sıraselviler Caddesi’ni aşağı doğru inmeye başlayın. Taksim İlkyardım Hastanesi’ni de geçtikten sonra bir dörtyol ağzına varacaksınız. O dörtyol ağzı Cihangir Meydanı’dır. Siz sola, Akarsu Caddesi’ne dönün ve sonuna kadar (yaklaşık 150-200 metre) yürüyün. Yolun sonundan tekrar sola dönen sokak, Şimşirci Sokağı’dır. Atılgan Petshop’un yanındayız. :)

Bu da Google Maps’deki konumumuz: Artistanbul

(…)

Not: Katılmayı düşünen arkadaşların yorum kısmına adını bırakmasını rica ediyoruz.