<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi &#187; Kültür</title>
	<atom:link href="http://www.burkinafasafiso.com/category/kultur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.burkinafasafiso.com</link>
	<description>Ali Işıngör'ün politika, açık yazılım, çizgi roman, tarih ve popüler kültür üzerine gündüz sayıklamaları...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Nov 2009 16:34:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kelebeğin Rüyası</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2009/05/02/kelebegin-ruyasi/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2009/05/02/kelebegin-ruyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 17:59:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Çizgi roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[
Çinli bilge Chuangtze şöyle der;
&#8220;Bir kere rüyamda kelebek olduğumu gördüm. Şimdi artık rüyasında kelebek olduğunu gören Chuangtze&#8217;miyim yoksa rüyasında Chuangtze olduğunu görmekte olan bir kelebek miyim bilmiyorum.&#8221;
Şimdiki sorum sizi şaşırtabilir.
Peki, ya siz gerçekten siz olduğunuza emin misiniz? Gördüğünüz bir rüyadan ibaret olmadığınızın bir garantisi var mı?
Ya aslında hepimiz, zombilerin hüküm sürdüğü bir dünyanın rüyasıysak? Biraz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-472 alignnone" title="Zombi Hacı" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2009/05/zombihaci.jpg" alt="zombihaci" width="453" height="374" /></p>
<p>Çinli bilge Chuangtze şöyle der;</p>
<blockquote><p>&#8220;Bir kere rüyamda kelebek olduğumu gördüm. Şimdi artık rüyasında kelebek olduğunu gören Chuangtze&#8217;miyim yoksa rüyasında Chuangtze olduğunu görmekte olan bir kelebek miyim bilmiyorum.&#8221;</p></blockquote>
<p>Şimdiki sorum sizi şaşırtabilir.</p>
<p>Peki, ya siz gerçekten siz olduğunuza emin misiniz? Gördüğünüz bir rüyadan ibaret olmadığınızın bir garantisi var mı?</p>
<p>Ya aslında hepimiz, zombilerin hüküm sürdüğü bir dünyanın rüyasıysak? Biraz dikkatli düşününce siz de göreceksiniz. Chuangtze&#8217;nin rüyasında kelebek olduğunu görmesi ile kelebeğin rüyasında Chuangtze olduğunu görmesi olasılıkları arasında hiçbir fark yok. İkisi de olası&#8230;</p>
<p><a href="http://www.zombistan.com/">Zombistan</a><a href="http://www.zombistan.com/istila-guncesi/">&#8216;ın İstila Güncesi</a> size de çok tanıdık gelecek&#8230;</p>
<blockquote><p><strong>Salı, 28 Nisan 2009</strong><br />
<em>Polis, içinde zombilerin barındığı tespit edilen bir eve operasyon düzenledi. Büyük başarıyla tamamlanan operasyon sonucu bir zombi itlaf edilirken, iki memur ve sokaktan geçen birkaç vatandaş şehadet mertebesine erdi.</em></p>
<p><strong>Salı, 27 Nisan 2009</strong></p>
<p><em>“Yaşayan ölü” virüsü taşıdığı şüphesiyle havaalanında müşahade altına alınan turistin, aslında domuz gribine yakalanmış olduğu anlaşıldı. Görevliler, söz konusu şahıstan özür dileyerek, kendisini resmi bir araçla Sultanahmet’e bıraktı. Sağlık Bakanı, “Domuz gribi ülkemiz için tehdit değil, örf ve adetlerimiz buna engeldir” dedi.</em></p>
<p><strong>Pazartesi, 27 Nisan 2009</strong></p>
<p><em>“Zombilerin Gerçek Kökeni” isimli kitap, H. Yahya imzasıyla çıktı ve dünyanın dört bir yanındaki akademisyenlere gönderildi. Kitapta, maymunlarda hiç zombi vakasına rastlanmadığı halde insanların “yaşayan ölü” virüsü kapabilmesi, “evrim safsatasını çürüten bir ilahî işaret” olarak anlatılıyor.</em></p>
<p><strong>Perşembe, 23 Nisan 2009</strong></p>
<p><em>Bazı belediyelerin, itlaf sonrası zombi leşli toplatma ihalesinde usulsüzlük yaptığı iddia edildi. Deniz Baykal, “Küçük bir sokak için milyon dolarlık masraf gösteren var! Böyle bir şey düşünülebilir mi?” dedi. RTE, “Bunlar hayatında zombi görmemiş” şeklinde yanıt verip, zombilerin ‘geri-gömülme’ işlemini dini vecibelere uygun yapmaktaki hassasiyetin altını çizdi.</em></p>
<p><strong>Pazartesi, 20 Nisan 2009</strong></p>
<p><em>Emre Kongar, zombi salgınıyla mücadelede hükümetin sınıfta kaldığını; çağ dışı anlayışların bu tür problemler karşısında iflas ettiğini söyledi. Mehmet Barlas ise, dünyada artık sınırların kalktığını, Türkiye’nin bu sorunu liberal bir anlayışla ve darbelere davetiye çıkarmadan çözmesi gerektiğini dile getirdi.</em></p>
<p><strong>Cumartesi, 18 Nisan 2009</strong></p>
<p><em>Çocukları zombi salgınından korumak için, Sağlık Bakanlığı ülke genelinde aşı kampanyası başlattı. “Yaşayan ölü olmaktan korkma, geciken diri olmaktan kork” sloganıyla yürütülen kampanyaya, tarikatlar, cemaatler ve fikir önderleri de destek veriyor.</em></p></blockquote>
<p><img class="size-full wp-image-480 alignnone" title="zombikim" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2009/05/zombikim.jpg" alt="zombikim" width="453" height="374" /></p>
<p>Son zamanlarda Türkiye&#8217;de çıkan en kaliteli yerli çizgiroman albümü <a href="http://www.zombistan.com/">Zombistan</a> çıktı!</p>
<p>Dileyene kasvetli, dileyene cinnetli kapakla! Kaçırmayın!<em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2009/05/02/kelebegin-ruyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? (2)</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2008/02/11/zeugma-ya-da-hasankeyf%e2%80%99i-gormeyen-gozler-istanbul%e2%80%99u-gorur-mu-2/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2008/02/11/zeugma-ya-da-hasankeyf%e2%80%99i-gormeyen-gozler-istanbul%e2%80%99u-gorur-mu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 19:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/2008/02/11/zeugma-ya-da-hasankeyf%e2%80%99i-gormeyen-gozler-istanbul%e2%80%99u-gorur-mu-2/</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz aylarda hatırlayacağınız üzere, dünyanın en eski kentlerinden biri olan İstanbul&#8217;da plansız programsız kazısı yapılan (vallahi şaka değil!) metro inşaatı yüzünden, &#8220;sanat tarihçisi&#8221; belediye başkanımızın M.S. 1302 tarihinde inşa edilen ve üzerinde hâlâ o günkü Cenevizli ailelerin armasını taşıyan Yanık Kapı’yı yıkmayı ya da yerinden söküp başka bir yere taşımayı planladığını yazmıştım hatırlarsanız&#8230;
O günlerde Rai [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz aylarda hatırlayacağınız üzere, dünyanın en eski kentlerinden biri olan İstanbul&#8217;da plansız programsız kazısı yapılan (vallahi şaka değil!) metro inşaatı yüzünden, &#8220;sanat tarihçisi&#8221; belediye başkanımızın M.S. 1302 tarihinde inşa edilen ve üzerinde hâlâ o günkü Cenevizli ailelerin armasını taşıyan Yanık Kapı’yı yıkmayı ya da yerinden söküp başka bir yere taşımayı planladığını <a href="http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/19/zeugma-ya-da-hasankeyfi-gormeyen-gozler-istanbulu-gorur-mu/" title="Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü?">yazmıştım</a> hatırlarsanız&#8230;</p>
<p>O günlerde Rai Uno (Rai 1) ekibiyle birlikte çektiğimiz belgesel, İtalya&#8217;da ama özellikle Cenova kentinde büyük bir yankı uyandırdı. Nasıl olmasın ki? Cenova&#8217;nın en önemli mahallelerinden birinin adı bugün Galata; Amerika kıtasını keşfettikleri için gururlanan Cenova kentinin dünyaca ünlü deniz müzesinin ismi &#8220;<a href="http://www.genova-2004.it/ndefault.asp?id=737&amp;lingua=ENG" title="Galata Museo del Mare">Galata Deniz Müzesi</a>&#8220;!</p>
<p>Her neyse, Cenova belediye başkanı ve İtalyan Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın öncülüğünde, İstanbul&#8217;un bu önemli tarihi değerinin korunması için yapılan üst düzey diplomatik girişimler sonucunda, (Atlas dergisinin katkılarını anmadan olmayacak) İstanbul&#8217;un Ceneviz Surları kurtuldu!</p>
<p>Gazeteci olmakla gururlanacağım güzel anılardan biri olarak yer edecek bende bu&#8230;</p>
<p>Bu güzel haberin üzerine bir şarkı patlatmadan olmayacak :)&#8230;</p>
<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/vsQrKZcYtqg&#038;rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/vsQrKZcYtqg&#038;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2008/02/11/zeugma-ya-da-hasankeyf%e2%80%99i-gormeyen-gozler-istanbul%e2%80%99u-gorur-mu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Milano, tasarım ve birkaç düşünce&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/07/03/milano-tasarim-ve-birkac-dusunce/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/07/03/milano-tasarim-ve-birkac-dusunce/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jul 2007 11:46:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/2007/07/03/milano-tasarim-ve-birkac-dusunce/</guid>
		<description><![CDATA[
Hayatımda sadece Linux yok elbette. Başka şeyler de var, örneğin edebiyat, tekne, fotoğraf, politika&#8230; Onlardan bir tanesi de, tasarım. Bahsetmeye vakit bulamadım ama nisan ayının üçüncü haftası boyunca yani Milano Tasarım Haftası boyunca Zona Tortona&#8217;daydım.
Son birkaç yıldır dünya tasarımının kâbesi olan Zona Tortona, Milano şehir merkezine yürüme mesafesinde, şehrin güneyinde küçük bir mahalle. Bizdeki karşılığı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/07/salone_internazionale.jpg" title="Salone Internazionale del Mobile’den bir enstantane…" /><br />
Hayatımda sadece Linux yok elbette. Başka şeyler de var, örneğin edebiyat, tekne, fotoğraf, politika&#8230; Onlardan bir tanesi de, tasarım. Bahsetmeye vakit bulamadım ama nisan ayının üçüncü haftası boyunca yani Milano Tasarım Haftası boyunca Zona Tortona&#8217;daydım.</p>
<p>Son birkaç yıldır dünya tasarımının kâbesi olan Zona Tortona, Milano şehir merkezine yürüme mesafesinde, şehrin güneyinde küçük bir mahalle. Bizdeki karşılığı, Kazlıçeşme ile Tophane arasında bir yerlere denk düşse gerek! Kazlıçeşme, çünkü Zona Tortona&#8217;ya ev sahipliği yapan bölge, bir zamanlar Milano&#8217;nun oto sanayi, çıkma lastikçi, kibrit fabrikası, fotoğraf filmi kimyasalcısı gibi çok da hijyenik olmayan üretimlerin yapıldığı bir mahallesiymiş. Şehrin genişlemesiyle bu keşmekeşe bir de konutlar eklenince, burası iyice sevimsiz bir mahalle olmuş&#8230;</p>
<p>Şimdilerdeyse <a href="http://www.zonatortona.it/italiano/index.htm">Zona Tortona</a>, dünyanın en büyük tasarım etkinliği olan &#8220;Milano Tasarım Haftası&#8221; ya da doğru şekliyle söylemek gerekirse Salone Internazionale del Mobile&#8217;ye rakip bir &#8220;<strong>mahalleli organizasyonuna</strong>&#8221; ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Şimdi &#8220;Salone Internazionale del Mobile ne ola ki?&#8221; diyecek olanlara küçük bir açıklama yapalım: <strong>Salone</strong>, dünyanın en büyük tasarım organizasyonunun adı. Her yıl nisan ayının üçüncü haftasında, dünyada tasarım alanında neredeyse kim varsa, Milano&#8217;daki bu devasa fuarlar/sergiler/showbusiness&#8217;a katılır; en uç teknolojiler, en yeni malzemeler önce burada görücüye çıkarılır.</p>
<p>Kısaca &#8220;Salone&#8221; (Türkçesi: salon) dediğime bakmayın, bizdeki en büyük curcuna olan TÜYAP Bilişim Fuarı&#8217;nı düşünün, yaklaşık kapalı alanını gözünüzün önüne getirin, sonra da 200&#8242;le falan çarpın! Bu hesaplama bile, Salone&#8217;nin büyüklüğünü anlatmaya yetmeyebilir. Sadece şöyle diyeyim, bu organizasyon süresince sadece Milano&#8217;da değil, Kuzey İtalya&#8217;nın önemli bir kısmını oluşturan Lombardia eyaletinde boş &#8220;<strong>otel odası</strong>&#8221; bulamazsınız, bulabilirseniz de fiyatlar 3&#8242;e hatta 5&#8242;e katlanmıştır! En az altı ay öncesinden odanızı rezerve etmeniz tavsiye olunur&#8230;</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Neyse, Zona Tortona&#8217;ya dönelim&#8230;</p>
<p>Zona Tortona&#8217;nın bir parça Tophane&#8217;ye de benzediğini söylemiştim hatırlarsanız&#8230; Kazlıçeşme&#8217;msi bu mahalle, önce Doğu Avrupa sonra ise Uzakdoğu&#8217;dan gelen rekabet edilmesi imkânsız ekonomiler yüzünden kepenklerini indirmeye, fabrikalarının kapısına kilit vurmaya başlamış. Tam bu sırada ilginç bir olay olmuş: Salone Internazionale&#8217;nin düzenleyicisi firma olan COSMIT&#8217;e kafası bozulan birkaç büyük firma, “Yemişim İtalyan usulü eziyeti!” deyip, burada kapısına kilit vurulan fabrika binalarını kiralayıp, devasa alanlarda keyiflerince etkinlik düzenlemeye başlamışlar. Bu dakikadan sonra “Kazlıçeşmemsi” bu semt, Tophane&#8217;leşmeye; İstanbul Modern, Siemens Binası, Tophane-i Amire gibi yeniden değerlendirilen binaların hayat kattığı, bir kültürel çekim merkezine dönüşmeye başlamış.</p>
<p>Her neyse, mahalleli ve eski atölye sahipleri bir süre sonra bu işe uyanıp, aralarında örgütlenerek, Zona Tortona&#8217;yı tasarımın gerçek başkenti haline getirmişler.</p>
<p>Zona Tortona bugün, fuardan daha gevşek kuralların uygulandığı; sıra dışı mekânların (mesela en gözde alanlardan bir tanesi, eski havagazı dağıtım şebekesinin bakım atölyesiydi) sergilenen tasarımlara farklı bir değer kattığı, fuarda kaybolmak istemeyen ya da “iyi ama henüz ticarileştirilememiş” fikirlere sahip firmaların tercih ettiği bir alan&#8230;</p>
<p>Burada son yılların en sıra dışı tasarımlarına imza atan Marcel Wanders da var; <a href="http://www.tomdixon.net/" title="Bir diğer deli...">Tom Dixon</a> da, kağıttan koltuk yapan <a href="http://www.molodesign.com/en/products/soft.html">Kanadalılar</a> da, dijital teknolojinin en yeni gelişmelerini mobilyalara taşımaya çalışan gençler de var&#8230;</p>
<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/07/crochet-chair_2.jpg" title="Marcel Wanders" /></p>
<p>Bu yılki Zona Tortona&#8217;da en çok ilgi çeken bölümlerden birisi, <a href="http://www.marcelwanders.com/" title="Müthiş...">Marcel Wanders</a>&#8216;ın sınırları zorlayan çalışmalarını sergilediği salondu. Marcel Wanders sınırları yine zorlamış, anneannelerimizin diktiği dantelleri polimer esaslı bir sprey ile  sertleştirip, koltuk ya da abajur gibi günlük kullanım nesnelere dönüştürmüştü. Kütahya çinilerini, İznik motiflerini, Çin süslemelerini bolca kullanan Marcel Wanders&#8217;ın işleri kesinlikle çok ilginçti ama bunlar birer “tasarım” mıdır, “malzemeye meydan okuma” mıdır, yoksa “oyuncak”mıdır açıkçası tartışılır&#8230;</p>
<p>Bu arada hangi salona girsek, bir yerlerimizin <a href="http://www.karimrashid.com/">Karim Rashid</a>&#8216;e çarptığını söylemeden edemeyeceğim. Alessi, Artemide, Audi, Bonaldo, Capellini, Coca Cola, Davidoff, Edra, Felice Rossi, Foscarini, Herman Miller, Horm, Hyundai, Magis, Prada, Sony, Zeritalia ve daha nicesi&#8230; Yeryüzündeki tasarımcıların yüzde 95&#8242;inin açlıktan evde yorgan kemirdiği bir dünyada, tek bir imzanın böylesine bir pazar yaygınlığı kazanmasının; evrensel tasarıma değil, olsa olsa plastik kalıpçılara hizmet edeceğini düşünüyorum ya, neyse&#8230;</p>
<p>Bu yılki Zona Tortona&#8217;nın bizim açımızdan en büyük farklılığıysa hiç kuşkusuz, Nurus&#8217;un öncülüğünde 30 kadar Türk tasarımcısının işlerinin sunulduğu “İlk in Milano” sergisiydi. Aziz Sarıyer, Defne Koz, Can Yalman, İnci Mutlu, Aykut Erol, Tanju Özelgin, Atilla Kuzu, Kunter Şekercioğlu gibi ünlü Türk tasarımcılarının yer aldığı etkinlik; Türk çizgisinin evrensel tasarım dünyasında geldiği noktayı göstermesi açısından çok iyi bir karşılaştırma olanağı sundu.</p>
<p><strong>Artistanbul</strong> açısından bu etkinliğin önemiyse, bu 30 Türk tasarımcısından üçünün uzun bir süredir bizimle çalışıyor olmasıydı.</p>
<p>Gelecek yıl Milano Tasarım Haftası&#8217;na, birisi 100-120 metrekare, diğeriyse bunun yarısı kadar, iki ayrı standda katılacağımızı söylesem? :)</p>
<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/07/aziz_sariyer.jpg" title="Aziz Sarıyer" /></p>
<p>Bu arada uzun zamandır söyleyemediğim bir şey vardı, içimde kalmadan bunu da söylemiş olayım.</p>
<p>Hani NTVMSNBC başta olmak üzere Türk basınının &#8220;<strong>Microsoft&#8217;tan bilgisayar gibi masa</strong>&#8221; başlıklı, mayıs ayı tarihli <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/409548.asp">haberler</a> vardı ya&#8230; &#8220;Surface&#8221; adı verilen o masanın çok daha sıra dışı bir uygulamasını, nisan ayında Zona Tortona&#8217;da bir İskandinav grubun standında görmüş, gelir gelmez de heyecanla sevgili Görkem Çetin&#8217;e anlatmıştım.</p>
<p>Bugün dolapları karıştırırken broşürlerini buldum. Meğerse İskandinavyalı arkadaşlar, sistem altyapısında Linux kullanıyorlarmış. Microsoftçu arkadaşlar gelmeden önce, Nisan ayında Linuxcular o yoldan geri dönüyormuş bile! :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/07/03/milano-tasarim-ve-birkac-dusunce/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Just for fun!</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/06/18/just-for-fun/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/06/18/just-for-fun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jun 2007 21:31:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/2007/06/18/just-for-fun/</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba! PC World dergisinde bu aydan itibaren açılan &#8220;10 Kaplan gücünde&#8221; sayfalarındaki ilk yazımda “tembellik hakkı”mı kullanayım dedim. Eminim derginin sıkı elemanlarından Daron Dedeoğlu, “Hem yazıyı geciktirdin hem de bunu ballandıra ballandıra anlatıyorsun, ne pis bir herifmişsin!” diyecektir ama siz boşverin onu :)&#8230;

Aslında “tembellik hakkı” deyip de geçmemek lazım. “Tembellik hakkı” bazı Avrupa devletlerinin iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba! <a href="http://www.pcworld.com.tr" title="PC World Türkiye">PC World</a> dergisinde bu aydan itibaren açılan &#8220;10 Kaplan gücünde&#8221; sayfalarındaki ilk yazımda “tembellik hakkı”mı kullanayım dedim. Eminim derginin sıkı elemanlarından Daron Dedeoğlu, “Hem yazıyı geciktirdin hem de bunu ballandıra ballandıra anlatıyorsun, ne pis bir herifmişsin!” diyecektir ama siz boşverin onu :)&#8230;</p>
<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/06/paul_lafargue.jpg" title="Paul Lafargue" alt="Paul Lafargue" align="left" height="374" width="250" /></p>
<p>Aslında “tembellik hakkı” deyip de geçmemek lazım. “Tembellik hakkı” bazı Avrupa devletlerinin iş ve çalışma kanunlarına kadar girmiş olan, son derece ciddi politik mücadelelerin sonunda elde edilmiş toplumsal kazanımlardan biri.</p>
<p>“Olur mu öyle saçma şey?” demeyin. “Tembellik hakkı”, Fransız sosyalizminin önemli düşünürlerinden Paul Lafargue&#8217;ın (kendisi <a href="http://www.burkinafasafiso.com/2005/11/06/karl-marx-ve-mahdumlari/" title="Karl Marx ve mahdumları">Karl Marx</a>&#8216;ın da damadıdır) 1883&#8242;te aynı adla yazdığı kitabında ortaya attığı, anarko-sendikalist hareketin sonradan kalkış noktalarından biri olacak bir kavramdır. Paul Lafargue abimiz özetle şunu der: “Kapitalizmin kâr ve ilerleme hırsı insanı köleleştirir ve kendisine yabancılaştırır. Peki, yaşamlarını çalışmakla geçiren insanların, bu çalışmalarının ne kadarı kendileri için? Pek azı! O halde yaşasın tembellik!”</p>
<p>Karl Marx&#8217;ın Das Kapital&#8217;inden sonra sosyalist literatürün en çok baskısı yapılan kitabı olan “Tembellik Hakkı”nda son derece iddialı öngörüler de vardır: Paul Lafargue&#8217;a göre, tembellik sadece bir edilgen miskinlik kaynağı değil; çoğu zaman eğlencenin, zekânın ve yaratıcılığın da en büyük kaynağıdır!</p>
<p>Tıpkı yazdığı ilk kitaba “Just for Fun” yani “Sadece Eğlenmek İçin” adını veren Linus Torvalds&#8217;ın da söylediği gibi&#8230; Biz Linux geliştiricileri bu işi öncelikle eğlenmek için yapıyoruz. Son derece eğlenceli, keyifli, esprili ve paylaşıma dayanan bir dünyamız var.</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Biz Linux kullanıcıları da eğlenceli adamlarızdır, aklımız her türlü fesada ve tembellik fırsatına iyi çalışır. Mesela üç Pardus geliştiricisinin (Görkem Çetin, Gürer Özen ve ben) bu aralar üzerinde çalıştığı “eğlence modeli” üzerinden gidelim. Hem bu örnek üzerinden Linux ile Microsoft arasındaki farkları anlatan birkaç da “sosyal meşaz” vermiş olalım.</p>
<p>İlerleyen yaşına ve önlerinde duran göbeklerine bakmayan bu üçlü, yelken sevdasına düştü. Biraz da şansın yardımıyla, İstanbul&#8217;un bir sanayi mahallesinde, bir duvara dayanmış halde, olimpik sınıf bir 470 tekne kabuğu bulduk ve onu donatmaya <a href="http://www.burkinafasafiso.com/?s=470" title="Eski yazılar burada">başladık</a>.</p>
<p>470 dediğimiz “Pardus teknesi”; olimpik sınıf, sadece 120 kilo, her yaştan insanın kullanabileceği, son derece hızlı bir tekne. Spinakker&#8217;ı ile birlikte 25 metrekare yelken alanına sahip ve sıkı bir rüzgârda anlık 20-22 knot (deniz mili) hızları yakalayabileceğiniz, tam bir canavar! Tıpkı Linux mantığındaki gibi maliyeti de son derece düşük oldu bizim için, sanırım işin sonunda tüm tekne ve donanım için üç arkadaş toplam 2.000 YTL kadar (şaka değil!) bir para harcamış olacağız&#8230;</p>
<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/06/470-mondiale-le-due-francesi.jpg" alt="Dunya kupasından bir goruntu" /></p>
<p>Sadece biz değiliz yelken sporu ile ilgilenen. Microsoft&#8217;un da bir yelken takımı var! Hemen sistem kaynaklarını pardon, teknelerinin özelliklerini söyleyeyim: Microsoft teknesi 12 metrenin üzerinde (Disc space), en az 5 tonluk ağırlığa (Recommended RAM), yarışına göre 8 ila 12 kişinin kullanmak zorunda olduğu (user friendly), 8-9 knot hızı aşamayan (Blue screen of death/mavi ekran) bir peynir gemisi&#8230;</p>
<p>Teknelerinin ismiyle de pek bir müsemmadır <a href="http://www.capital.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=982" title="Capital dergisinden bir haber...">kendileri</a>: &#8220;<strong>Eshquia</strong>&#8220;&#8230; :)</p>
<p>Üstüne üstlük hiç eğlenceli değil! Microsoftçular ne trapeze kalkabiliyorlar (hani yüksek hızlarda teknenin yanından sarkma işlemi var ya, işte o&#8230;) ne de hız görüyorlar.</p>
<p>Üzülmemek elde değil. Hani diyoruz, bu yazın sonuna doğru birkaç yarışta Microsoft teknesinin yanından hızla geçsek de, dünya gözüyle bir yakından görsek şu “sistem kaynaklarını” diyoruz :)&#8230; Üstüne üstlük “sahip olma maliyetleri” de (Total Cost of Ownership, TCO) çok yüksek! En az birkaç yüz bin dolar! Şimdi Microsoft&#8217;cular IDC gibi bir kuruma rapor hazırlatıp, teknelerinin bizimkinden 10 kat ucuza mal olduğunu iddia ederler! Buna benzer “Zihni Sinir” hesaplamalarını son dönemlerde sık sık yapıp, gazetelere tam sayfa ilan veriyorlar, “yersen” misali&#8230;</p>
<p>Şimdi bu yazıya bakıp bakıp, “Ne biçim yazı olmuş bu!” diyenler olabilir. Ne münasebet! Burada “iki rakip platformu” karşılaştırdık, hem de gerçek hayattan örnekler, gerçek maliyetleri vererek&#8230;</p>
<p>Bizim taraftaki maliyet bu. Peki, bilgisayarını Microsoft işletim sistemiyle, antivirüsü ve Office paketiyle satın alan milyonların ödediği maliyet?</p>
<p>Biz işin eğlencesindeyiz. Siz asıl oradan haber verin!</p>
<p>[ratings]</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p><strong>Not: </strong><em>Bu yazının daha uzun halini, PC World dergisinin haziran sayısında okuyabilirsiniz. Her ay orada eğlenceli bir şeyler yazıyorum :)&#8230;  </em></p>
<p><strong>470 fotoğrafı:</strong> Euronautica</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/06/18/just-for-fun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>470 macerası (4. Bölüm): &#8220;Going Lipton&#8221;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/05/18/470-macerasi-4-bolum-going-lipton/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/05/18/470-macerasi-4-bolum-going-lipton/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2007 07:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2007/05/18/470-macerasi-4-bolum-going-lipton/</guid>
		<description><![CDATA[Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi uzun zamandır -Linux haricinde- içinde keyif içeren konulardan bahsetmez oldu, farkındayız&#8230;  Halbuki tanrının aralıksız çalışmak için yarattığı biz bahtsız kulların bile arada sırada küçük kaçamak fırsatları olabiliyor.
Çarşamba günü de öyle bir gündü&#8230; Ailenizin Pardus geliştiricisi Görkem Çetin ile birlikte eskiden şurada öyküsünü anlattığım 470 direklerini İstanbul Yelken Kulübü&#8217;nden teslim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/05/gurersan-ve-470.jpg" alt="Gürersan: “Yarış falan hikaye, tüm eğlencemiz Görkem olacak…” " align="left" hspace="2" vspace="2" /><a href="http://www.burkinafasafiso.com">Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi</a> uzun zamandır <em>-Linux haricinde-</em> içinde keyif içeren konulardan bahsetmez oldu, farkındayız&#8230;  Halbuki tanrının aralıksız çalışmak için yarattığı biz bahtsız kulların bile arada sırada küçük kaçamak fırsatları olabiliyor.</p>
<p>Çarşamba günü de öyle bir gündü&#8230; Ailenizin Pardus geliştiricisi Görkem Çetin ile birlikte eskiden <a href="http://burkinafasafiso.com/?s=yelken">şurada</a> öyküsünü anlattığım 470 direklerini İstanbul Yelken Kulübü&#8217;nden teslim almak ve teknenin diğer ihtiyaçlarını haziran ortasına kadar bir zaman zarfında tamamlamak için harekete geçtik.</p>
<p>470 direklerinden bahsedeyim biraz: 5.75 metre uzunluğundaki bu direkler, hafif olması için alüminyumdan hatta bazı uç örneklerde karbon alaşımlarından üretilir. Yukarı doğru giderek incelen konik bir profile sahip olan bu direkler, toplamda 25 metrekareye ulaşan devasa bir yelken alanını, bu alan üzerinde oluşan türbulans/itme/çekme kuvvetlerini ve trapez halinde tüm ağırlığını direğe yükleyen flokçuyu taşıyor.</p>
<p>Trapez, Görkem&#8217;in hâlâ ne olduğunu bilmediği ve bu nedenle de &#8220;<strong>Ben! Ben! Ben!</strong>&#8221; diye atladığı bir yelken seyir tekniği. Çok basit kelimelerle anlatmak gerekirse; rüzgârın yelken yüzeyi üzerinde yaptığı itme etkisi, teknenin rüzgâr altına doğru yatmasına (eğilmesine) neden olur. Yüksek hızlarda bu etkinin dengelenmesi için aksi yönde teknenin dışına uzanmak, hatta bazı durumlarda sadece ayaklarınızın ucu teknenin dışına dokunacak şekilde dışarı sarkmanız gerekir. Bu gibi durumlarda tüm ağırlığınız, direğin üstünden gelen ince bir çelik teldedir.</p>
<p>Trapez çok zevklidir. Abartırsanız kafanızı suya bile sokabilirsiniz. Tehlikesiyse şudur: Rüzgâr kesildiğinde trapezdeyseniz ve hızlı bir şekilde tekneye geri dönemezseniz, tekne üzerinize gelir ve alabora olursunuz. Buna yelkencilik âleminde &#8220;<strong>Going Lipton</strong>&#8221; denir, yani belinizdeki çelik telle &#8220;sallama çay poşeti misali&#8221; suya girersiniz :)&#8230;</p>
<p>Görkem Çetin&#8217;in ilk &#8220;Going Lipton&#8221;larını YouTube&#8217;da ve burada sizlerle paylaşacağımı şimdiden ilan ederim! :))</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Tekne işi bir yana, Anadol STC hastası Erkan Tekman&#8217;a da bir müjde vereyim: Bugüne kalan sayılı STC&#8217;lerden biri, Seyrantepe&#8217;de bir atölyede yeniden hayata dönüyor.</p>
<p>Motoru ve tüm hareketli aksamı çalışır durumdaki STC, itinayla söküldü ve burun formu burada yeniden kalıba dökülerek baştan üretildi. Kum raspası da tamamlanan <a href="http://burkinafasafiso.com/2007/01/03/pardus-neden-anadol-stcdir/">Anadol Sport Touring Car</a>&#8216;ımız ile yakında birkaç tur atarız herhalde :)&#8230;</p>
<p>[ratings]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/05/18/470-macerasi-4-bolum-going-lipton/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Felis chaus? (2)</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/03/13/neden-felis-chaus-2/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/03/13/neden-felis-chaus-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2007 20:22:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2007/03/13/neden-felis-chaus-2/</guid>
		<description><![CDATA[
Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de günesin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/03/sifir_yok_olus.jpg" alt="Hedef Sıfır Yok Oluş" /><br />
Su başında durmuşuz,<br />
çınarla ben.<br />
Suda suretimiz çıkıyor,<br />
çınarla benim.<br />
Suyun şavkı vuruyor bize,<br />
çınarla bana.</p>
<p>Su başında durmuşuz,<br />
çınarla ben, bir de kedi.<br />
Suda suretimiz çıkıyor,<br />
çınarla benim, bir de kedinin.<br />
Suyun şavkı vuruyor bize,<br />
çınarla bana, bir de kediye.</p>
<p>Su başında durmuşuz,<br />
çınar, ben, kedi, bir de güneş.<br />
Suda suretimiz çıkıyor,<br />
çınarın, benim, kedinin, bir de günesin.<br />
Suyun şavkı vuruyor bize,<br />
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.</p>
<p>Su başında durmuşuz,<br />
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.<br />
Suda suretimiz çıkıyor,<br />
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.<br />
Suyun şavkı vuruyor bize,<br />
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.</p>
<p>Su başında durmuşuz.<br />
Önce kedi gidecek,<br />
kaybolacak suda sureti.<br />
Sonra ben gideceğim,<br />
kaybolacak suda suretim.<br />
Sonra çınar gidecek,<br />
kaybolacak suda sureti.<br />
Sonra su gidecek<br />
güneş kalacak;<br />
sonra o da gidecek&#8230;</p>
<p>Su başında durmuşuz.<br />
Su serin,<br />
Çınar ulu,<br />
Ben şiir yazıyorum.<br />
Kedi uyukluyor<br />
Güneş sıcak.<br />
Çok şükür yaşıyoruz.<br />
Suyun şavkı vuruyor bize<br />
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze..</p>
<p><strong>Nâzım Hikmet (Masalların Masalı)</strong><em><br />
</em></p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Aslında bilgisayarın başına, sevgili Erkan&#8217;ın &#8220;Neden <em>Felis chaus?</em>&#8221; başlıklı <a href="http://cekirdek.pardus.org.tr/~tekman/zangetsu/blog/2007/03/11/112/" title="Neden Felis chaus?">metninin</a> üzerinden gelişecek, uzun bir &#8220;fikr-i takip&#8221; yazısı yazmak için  oturmuştum. Anadolu&#8217;nun bu son derece ilginç kedisinin hikâyesini anlatacak, &#8220;<em>Felis chaus</em>&#8221; örneği üzerinden Türkiye&#8217;de nesli tehlikede olan bir canlıyı hangi sürprizlerin beklediğini, devletimizin Türkiye&#8217;nin tehlikede altında olan türlerini korumak için nasıl &#8220;dehşetengiz&#8221; önlemler aldığını aktaracaktım&#8230;</p>
<p>Ama öyle bir an geldi ki, yazdığım tüm paragrafların anlamsızlaşmaya, cümlelerin kifayetsizleşmeye başladığını; &#8220;sözün bittiği yere&#8221; geldiğimi fark ettim&#8230; <em>Felis chaus</em> hakkındaki yazıyı yarına ertelemeye, sözün bittiği yerde Nâzım Hikmet&#8217;in bu muhteşem şiirini alıntılamaya karar verdim.</p>
<p><em>Felis chaus</em>, tıpkı <em>Pardus panthera tulliana</em> gibi, Anadolu&#8217;nun &#8220;<a href="http://www.sifiryokolus.org/" title="Hedef Sıfır Yok Oluş">Sıfır Yok Oluş</a>&#8220;a doğru giden bir başka &#8220;büyük kedisi&#8221;. Tıpkı şiirdeki gibi, yakın bir gelecekte bir daha geri dönmemek üzere, sudaki sureti şiirden ve yaşamımızdan çıkacak.</p>
<p>Önce <em>Felis chaus</em> gidecek, kaybolacak suda sureti. Sonra biz gideceğiz, kaybolacak suda suretimiz&#8230;</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p><em>Felis chaus</em>&#8216;un hikâyesini, yarına bırakalım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/03/13/neden-felis-chaus-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir şeyleri idrak etmenin, çok pahalı ve aşırı lüks yolu&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/02/28/bir-seyleri-idrak-etmenin-cok-pahali-ve-asiri-luks-yolu/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/02/28/bir-seyleri-idrak-etmenin-cok-pahali-ve-asiri-luks-yolu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2007 13:46:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2007/02/28/bir-seyleri-idrak-etmenin-cok-pahali-ve-asiri-luks-yolu/</guid>
		<description><![CDATA[Biliyorsunuz, son dönemlerde gazete bayiilerini Panthera pardus tulliana&#8216;nın şirin yüzü sık sık süslemeye başladı. Bu yayınların sonuncusu, 52 sayfalık içeriğinin ve 1450 paketten oluşan yazılım deposu ile DVD&#8217;sini tamamen Pardus&#8217;a ayıran BytePlus dergisi. BytePlus&#8217;un Pardus özel sayısı için pek çok geliştirici de yazı yazdı.
Örneğin aşağıdaki üç paragrafı Sevgili Meren&#8217;in BytePlus dergisi için hazırladığı muhteşem &#34;Pardus [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biliyorsunuz, son dönemlerde gazete bayiilerini <em>Panthera pardus tulliana</em>&#8216;nın şirin yüzü sık sık süslemeye başladı. Bu yayınların sonuncusu, 52 sayfalık içeriğinin ve 1450 paketten oluşan yazılım deposu ile DVD&#8217;sini tamamen Pardus&#8217;a ayıran <strong>BytePlus</strong> dergisi. BytePlus&#8217;un <strong>Pardus özel sayısı</strong> için pek çok geliştirici de yazı yazdı.</p>
<p>Örneğin aşağıdaki üç paragrafı Sevgili Meren&#8217;in BytePlus dergisi için hazırladığı muhteşem &quot;Pardus Projesi Tarihçesi&quot;nin girişinden aldım:</p>
<blockquote><p><img width="176" height="250" align="right" src="http://burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/02/byteplus-kapak.jpg" alt="BytePlus" style="margin: 2px;" /><em>Nietzsche tarih ile ilgili düşüncelerini “Bir şeyleri idrak etmenin, çok pahalı ve aşırı lüks bir yolu” diyerek dile getirmişti&#8230; Herhangi bir şeyi “anlamak” zaten başlı başına varılması zor bir nokta iken, bir de insanların bu noktaya yaşamadıkları şeyler için, o şeylerin tarihini okuyarak ulaşmalarının büyük bir fedakârlık gerektireceğini daha önce de düşünürdüm. Fakat okuyan kadar yazanın da benzer bir fedakârlık göstermek durumunda kalacağını anlamam için bu yazıyı yazmam gerekiyormuş.</em></p>
<p><em>Oğuz Atay&#8217;ın toplumsal psikolojimizin tarihine ışık tutan ustalığının çok küçük bir kısmını bile gösteremeyeceğini şimdiden açıklamakta bir sakınca görmeyen bendeniz, siz kaçırmış olan kıymetli okuyucular için bu yazıda Pardus&#8217;un tarihine ilişkin bir özet, projenin bu günlere gelmesini etkileyen önemli dönüm noktaları ve kilit olaylar ile ilgili kısa bilgiler vermeye çalışacağım. Okurken büyük olasılıkla sıkılacak ve kendinizi tüm olan bitenin dışında hissedeceksiniz. Fakat tüm teknolojik gelişmelere rağmen, hem bir parçası olmanın hem de gelecek ile ilgili iyi tahminler yapmanın en geçerli yolu hâlâ tarihçe okumak ise biz de bu yoldan gidelim. Başladım:</em></p>
<p><em><strong>1 Eylül 2003:</strong> Bu tarih Pardus&#8217;u ortaya çıkartacak olan Uludağ Projesi&#8217;nin TÜBİTAK&#8217;ın başarılı enstitüsü UEKAE koridorlarında “Özgür” kod adı ile anılmaya başladığı tarihtir.</em></p>
<p>(&#8230;)</p>
</blockquote>
<p>Kısacası, bu güzel sayıyı kaçırmayın derim!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/02/28/bir-seyleri-idrak-etmenin-cok-pahali-ve-asiri-luks-yolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeugma ya da Hasankeyf&#8217;i görmeyen gözler, İstanbul&#8217;u görür mü?</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/19/zeugma-ya-da-hasankeyfi-gormeyen-gozler-istanbulu-gorur-mu/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/19/zeugma-ya-da-hasankeyfi-gormeyen-gozler-istanbulu-gorur-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jan 2007 10:38:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2007/01/19/zeugma-ya-da-hasankeyfi-gormeyen-gozler-istanbulu-gorur-mu/</guid>
		<description><![CDATA[Muhtemelen biliyorsunuz, doktorasını &#34;sanat tarihi&#34; alanında yapan (!) ve isminin önünde &#34;Mimar Dr.&#34; takısını sürekli kullanan Sayın Dr. Kadir Topbaş, bir süre önce şöyle bir demeç vermişti: &#34;Şişhane&#8217;de bir duvar kalıntısı var, bu sur tarihi mi, korunması gerekir mi değil mi, öğrenme noktasındayız&#8230;&#34;
 Sayın Kadir Topbaş, sanat tarihi doktorası sırasında Galata&#8217;yı çevreleyen surları atlamış olabilir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="width: 442px; height: 293px;" id="image377" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/01/cenevizsurlari-01.jpg" alt="Fotograf: Gokhan Tan /Atlas" /><br />Muhtemelen biliyorsunuz, doktorasını &quot;<strong>sanat tarihi</strong>&quot; alanında yapan (!) ve isminin önünde &quot;Mimar Dr.&quot; takısını sürekli kullanan Sayın Dr. Kadir Topbaş, bir süre önce şöyle bir demeç <a title="Anıtsal.com" href="http://www.anitsal.com/haberdetay.asp?hid=137">vermişti</a>: &quot;<em>Şişhane&#8217;de bir duvar kalıntısı var, bu sur tarihi mi, korunması gerekir mi değil mi, öğrenme noktasındayız&#8230;</em>&quot;</p>
<p> Sayın Kadir Topbaş, sanat tarihi <a title="Sevgili başkanımızın özgeçmişi" href="http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Baskan/Ozgecmis/Ozgecmis.htm">doktorası</a> sırasında Galata&#8217;yı çevreleyen surları atlamış olabilir elbette&#8230; Ya da tıpkı metro kazısına başlamadan önce zemin etüdünü ve yer üstü varlıkların tespitini unuttuğu gibi, bunu da unutmuş olabilir! Halbuki herhangi bir kitapçıya girip, Doğan Kuban&#8217;ın ya da İstanbul üzerine yazılmış herhangi bir arkeolojik/ turistik kitabı  alıp bir kere okuması yeterliydi&#8230; Bilmediği ve okumadığı için, Galata surlarından kalan bu sur ile 1302 tarihinde inşa edilen ve üzerinde hâlâ o günkü Cenevizli ailelerin armasını taşıyan Yanık Kapı&#8217;yı yıkmayı ya da yerinden söküp başka bir yere taşımayı düşünebiliyor!</p>
<p>Geçtiğimiz hafta mesaimin büyük bir kısmı, Rai Uno haber koordinatörü <strong>Paolo Di Giannantonio</strong> ve Atlas dergisinden<strong> Gökhan Tan</strong> ile birlikte, İstanbul&#8217;un en müptezel iş hanlarının aralarında hatta bazıları apartman boşluklarında hapsolan Ceneviz surlarını aramakla geçti&#8230; Bazen bir çaycının &quot;abi gel ben sana bir şey göstereyim&quot; deyip, bir hanın yedinci katından aşağı baktırmasıyla, bazen de bir metruk apartmanın çatısına çıktığımızda karşımıza çıktı bu surlar. Hatta bir şey söyleyeyim mi size, Galata Kulesi gibi en az 5 kule daha var Karaköy&#8217;ün karanlık kuytularında! Bunlardan iki tanesi beş katlı apartman yüksekliğinde!</p>
<p>Hepsini çektik ve ortaya 8 dakikalık çok güzel bir &quot;yarı belgesel &#8211; yarı haber&quot; çıktı. Şu dakikalarda seslendirmesi Roma&#8217;da yapılıyor. Eğer seslendirmeler yetişirse, bugün (Cuma) Türkiye saatiyle 24&#8242;de, Rai Uno&#8217;nun gece haber bandında yayına girecek. İstanbul tarihiyle ilgili olanlar, Digitürk ya da uydu aracılığıyla izleyebilecekleri bu yayını kaçırmasınlar derim. Çünkü en azından İtalya&#8217;da ortalık karışacak.</p>
<p><a href="http://www.moleschino.org" title="Düşünenler için akıl defteri">Moleschino</a> yazar ve okurları için bu konuyu ve İstanbul&#8217;daki metro kazısına ilişkin bazı bilinmeyenleri anlatan güzel bir yazıysa, hafta sonu yayında olur. Anlayacağınız gibi çok doluyum, çok!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Fotoğraf: Gökhan Tan / Atlas</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/19/zeugma-ya-da-hasankeyfi-gormeyen-gozler-istanbulu-gorur-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ken Parker &#8220;yolu yarıladı&#8221;&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/10/ken-parker-yolu-yariladi/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/10/ken-parker-yolu-yariladi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2007 17:10:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Çizgi roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2007/01/10/ken-parker-yolu-yariladi/</guid>
		<description><![CDATA[Fi tarihinde sizlere memleketin sayısı giderek azalan &#34;fight-club&#34;larından birinin sahibi olan Murat Mıhcıoğlu ve Rodeo Yayıncılık&#8217;tan bahsetmiştim hatırlarsanız. Hatta bir ara çizgi roman kahramanlarının da yüzüne çizgilerin yerleşmesinden dem vurarak &#34;Biz mi yaşlanıyoruz yoksa çizgi roman kahramanları mı?&#34; diye sormuştum&#8230;
Görünüş o ki, belki herkes değil ama en azından bir sıra dışı nesil olarak bizler yaşlanıyoruz&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;"></span><img style="width: 442px; height: 606px;" id="image373" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/01/kpkapak30byk.jpg" alt="Evim güzel evim" /><br />Fi <a href="http://burkinafasafiso.com/2006/07/23/insan-niye-yasar/" title="İnsan Niye Yaşar?">tarihinde</a> sizlere memleketin sayısı giderek azalan &quot;fight-club&quot;larından birinin sahibi olan Murat Mıhcıoğlu ve Rodeo Yayıncılık&#8217;tan bahsetmiştim hatırlarsanız. Hatta bir ara çizgi roman kahramanlarının da yüzüne çizgilerin yerleşmesinden dem vurarak &quot;Biz mi yaşlanıyoruz yoksa çizgi roman kahramanları mı?&quot; diye <a title="Biz mi yaşlanıyoruz, çizgi roman kahramanları mı?" href="http://burkinafasafiso.com/2005/06/01/biz-mi-yaslaniyoruz-cizgi-roman-kahramanlari-mi/">sormuştum</a>&#8230;</p>
<p>Görünüş o ki, belki herkes değil ama en azından bir sıra dışı nesil olarak bizler yaşlanıyoruz&#8230; Artık pek kimsenin yüzüne bakmadığı çizgi roman kahramanlarımızı da yanımıza alıp, güzel beyaz atlara binerek uzaklaşacağız bir süre sonra bu dünyadan. </p>
<p>70&#8242;li yıllarda doğanların &quot;Alaska&quot; adıyla müptelası olduğumuz ve Rodeo tarafından muhteşem bir kaliteyle yayınlanan <a href="http://burkinafasafiso.com/2005/09/06/bir-zorunlu-aciklama/" title="Bir zorunlu açıklama">Ken Parker</a> da bizler gibi &quot;yolu yarılamışa&quot; benziyor&#8230; Hem gerçek hem de mecazi anlamıyla yolun yarısında&#8230; </p>
<p>59 maceralık yolun 30&#8242;uncusunda yani şu an piyasada olan sayıda, Ken Parker&#8217;ı bu kez ailesiyle görüyoruz. “Evim, Güzel Evim” adlı bu macerada, Ken baba ocağına dönüyor; biz de ailesiyle ve çocukluk arkadaşlarıyla tanışma fırsatı buluyoruz. Sekiz yıllık bir aradan sonra &quot;eve dönen&quot; Ken Parker, 30. macerası ile bir de güzel sürpriz yapıyor bizlere: sessiz sinemanın ünlü Laurel-Hardy ikilisi ile Vahşi Batı&#8217;da karşılaşıyoruz!</p>
<p>Rodeo’dan çıkmış Ken Parker ve Dylan Dog serilerine ait kitapların tekrar-dağıtımları da devam ediyor: Rodeo Çizgi Roman Pakedi #4 kanalıyla, Ken Parker dizisinden 6 farklı kitap dağıtılmış durumda. İki kitap ve bir de özel kitap ayracından oluşan 10 YTL&#8217;lik bu paketleri sakın kaçırmayın! :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/10/ken-parker-yolu-yariladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Varan 3: PC Magazine&#8217;den Tremulous, Warsow ve diğerleri&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/08/varan-3-pc-magazineden-tremulous-warsow-ve-digerleri/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/08/varan-3-pc-magazineden-tremulous-warsow-ve-digerleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Jan 2007 20:46:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2007/01/08/varan-3-pc-magazineden-tremulous-warsow-ve-digerleri/</guid>
		<description><![CDATA[
Amerika&#8217;nın tayfunları ve selleriyle ünlü güzide tatil merkezlerinden (New Orleans) bildiren geliştiricimiz A. Murat Eren, Pardus oyun depolarında bulunan Tremulous için çok hoş bir yazı yazmış. Yazısına koyduğu ekran görüntüsünde gözüken frag rakamlarından Tremulous&#8217;da dövecek adam aradığı belli olan Meren&#8217;in sözü üzerine söz söyleyecek halimiz yok elbette&#8230; Onun yazısında en sevdiğim bölümü aşağı alıntılıyorum:

&#34;Tremulous gerçekten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="width: 442px; height: 317px;" id="image369" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/01/trapper.jpg" alt="Trapper" /></p>
<p>Amerika&#8217;nın tayfunları ve selleriyle ünlü güzide tatil merkezlerinden (New Orleans) bildiren geliştiricimiz <a href="http://www.meren.org/blog/" title="Meren's Wall">A. Murat Eren</a>, Pardus oyun depolarında bulunan Tremulous için çok hoş bir yazı <a href="http://cekirdek.uludag.org.tr/%7Emeren/blog/blog.cgi?file=Tremulous.txt" title="Tremolous">yazmış</a>. Yazısına koyduğu ekran görüntüsünde gözüken frag rakamlarından Tremulous&#8217;da dövecek adam aradığı belli olan Meren&#8217;in sözü üzerine söz söyleyecek halimiz yok elbette&#8230; Onun yazısında en sevdiğim bölümü aşağı alıntılıyorum:</p>
<p></p>
<blockquote><p>&quot;<em>Tremulous gerçekten çok başarılı bir oyun. Açık kaynak kodlu yazılım anlayışının gücünü gösteren bir yaratıcılığın ve birlikte çalışmanın </em><em>ürünü olduğu için de ayrıca seviyorum. Bu noktada Quake II ve III&#8217;ün oyun motorunun kaynak kodunu açan ve Nexuiz, Tremulous, Warsow gibi oyunların ortaya çıkmasını sağlayan ID Software&#8217;in ileri görüşlülüğünü ve cesaretini tebrik etmek gerekiyor. ID Software&#8217;in</em><em> böyle bir şeyi sadece ortada kendi oyun motorlarını kullanan bir sürü oyun olsun, insanlar coşup eğlensin diye yapmadığını biliyordum fakat fazla oyun oynayan birisi olmadığım için ID Software&#8217;in bu işten ne kazandığını anlayabilmek için biraz araştırmam gerekti.</em><em> Yazılan-çizilenlerden gördüm ki özetle &#8216;Return to Castle Wolfenstein&#8217;ın, oynayanlar tarafından çok daha beğenilen &#8216;Wolfenstein: Enemy Territory&#8217;ye, Quake II&#8217;nin kendisinden onlarca kat daha iyi olan Quake III&#8217;e dönüşmesi ve ID Software&#8217;in şirket olarak değerini ikiye katlaması gibi bir geri dönüşü olmuş bu kararın. Her neyse. Benim asıl bahsetmek istediğim şey, her gün en az 20 dakikamı sömüren Tremulous&#8230;</em>&quot;</p></blockquote>
<p><img width="208" height="300" align="right" alt="Baricade" src="http://burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/01/barricade.jpg" id="image370" style="width: 208px; height: 300px;" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tremulous&#8217;un son olarak <a href="http://planetquake.gamespy.com/sympoll/index.php?dispid=7">PlanetQuake</a>&#8216;de okurların oylarıyla en iyi GPL Quake oyunu seçildiğini belirtelim. Quake III kaynak kodlarının daha da geliştirilmesiyle elde edilen bir oyun motorunu kullanan Tremulous, birbirinden çok farklı yapıların (insan/böcek) savaşını son derece ilginç bir oyun zekâsıyla harmanlıyor. </p>
<p>Quake oyun motorunun GPL yani Genel Kamu lisansı ile dağıtılıyor olması, bir zamanlar Unreal oyun motorunun arkasına düşen ID Software&#8217;i yeniden ayağa kaldırdı. Hatta kaldırmak ne kelime, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/John_Carmack" title="John Carmack">John Carmack</a> servetine servet katmaya devam etti ve Quake motoru mükemmelleşerek rakibinden çok daha az sistem kaynağına ihtiyaç duymaya başladı&#8230; Yanılmıyorsam bir aralar, Quake turnuvalarında birinci olanlara garajındaki Ferrarileri hediye ediyordu Carmack :)! </p>
<p>Quake motorunun hızlı gelişiminin ardında yatan sır, elbette açık yazılım dünyasının Quake II ve III motorlarına yaptıkları katkılarda saklıydı. Carmack, Genel Kamu Lisansı&#8217;nın çok iyi bir &quot;iş modeli&quot; yarattığının farkına varmıştı. Üstelik bu lisans modelinin küçük firmalara rekabet gücü sağlarken, en çarpıcı fikirlere de fırsat tanıyordu. Quake oyun motorunun GPL ile dağıtılması her iki tarafın da işine yaradı: Carmack yeni ürünlerini geliştirirken sayısız geliştiricinin katkısına sahip oluyor, ürününü rakibinden daha hızlı pazara sunuyor ve küçük firmalar üzerinden ciddi paralar kazanıyordu; küçük firmalarsa oyun başına 350.000 dolar, her yeni platform için ekstra 50.000 dolar ve oyunun gelirinden yüzde 3 pay <a title="Unreal'in indirimli rakamları" href="http://www.unrealtechnology.com/html/licensing/terms.shtml">vermek</a> yerine, kendi geliştirdikleri Quake motoru üzerinde oyun tasarlayarak var olmayı başarıyorlar. Üstelik Doom3 motorunu oyun endüstrisinin &quot;büyük abilerine&quot; ciddi rakamlara satmaya devam eden John Carmack&#8217;a muazzam bir geliştirici desteğini de sağlayarak! </p>
<p>Nitekim bugün ortalıkta üç resmi Quake oyun motoru sürümünden çok daha fazla &quot;Quake motoru&quot; var: Darkplaces, Qfusion, Tenebrae, Telejano, Twilight bunların sadece birkaçı&#8230;</p>
<p>Eskiden &quot;Linux ortamında oynanacak güzel oyun yok ki!&quot; serzenişlerini sık sık duyardık. Görünüş o ki, bu tablo inanılmaz bir hızla değişiyor. Nitekim, bu durumun yavaş yavaş aylık PC dergileri de farkına varmaya başladılar. Örneğin, bu ay Pardus 2007 Kurulum CD&#8217;sini okurlarına hediye eden bir diğer dergi olan <a title="PC Magazine Türkiye" href="http://www.pcmagazine.com.tr/">PC Magazine dergisi</a>, DVD içersine de Pardus oyun deposunda yer alan beş &quot;tam sürüm&quot; oyunu attı&#8230; </p>
<p>Pardus 2007 kurulumunun üzerine &quot;tatlı niyetine&quot; Tremulous, Warsow, Nexuis, Warzone 2010 ve Ufo: Alien Invasion&#8217;ı oynamak isteyenlere önemle duyurulur!</p>
<p>&nbsp;<img style="width: 219px; height: 300px;" id="image371" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/01/pcm_kapak_0608.jpg" alt="PC Magazine kapak" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/08/varan-3-pc-magazineden-tremulous-warsow-ve-digerleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
