<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi &#187; Hayat</title>
	<atom:link href="http://www.burkinafasafiso.com/category/hayat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.burkinafasafiso.com</link>
	<description>Ali Işıngör'ün politika, açık yazılım, çizgi roman, tarih ve popüler kültür üzerine gündüz sayıklamaları...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Aug 2010 10:25:10 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Berber Mehmet efendileri dinlemek gerek&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2010/08/16/berber-mehmet-efendileri-dinlemek-gerek/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2010/08/16/berber-mehmet-efendileri-dinlemek-gerek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 10:06:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[Hikâye bu ya, Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır.
İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder.
Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi&#8217;nin baş ağrısı artarak sürer.
Üstüne  üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya baslar. Başka  doktorlar çağrılır&#8230; Osman Efendi  ağrıyı kesene [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-517" title="barber-shop" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2010/08/barber-shop-380x500.gif" alt="barber-shop" width="250" height="350" />Hikâye bu ya, <strong>Osman Efendi</strong> bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır.</p>
<p>İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder.</p>
<p>Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi&#8217;nin baş ağrısı artarak sürer.</p>
<p>Üstüne  üstlük baş ağrısı yanı sıra gözleri de yaşarmaya baslar. Başka  doktorlar çağrılır&#8230; Osman Efendi  ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı  gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, baş ağrısından  geceleri uyuyamayan Osman Efendi&#8217;yi İstanbul&#8217;a götürmeye karar verirler.</p>
<p>İstanbul&#8217;da  en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri  çekilir, testler yapılır&#8230; Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp  gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları  hayatı çekilmez hale getirmiştir.</p>
<p>Ağrı  kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar  yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsviçre moda, Zürih&#8217;e  gidilir. Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon  yapar, testler tekrarlanır.</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Osman  Efendi&#8217;ye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi&#8217;ye  ağrı kesici iğneler verilir, ülkesine dönüp &#8220;dinlenmesi&#8221;, daha doğrusu  son günlerini -evinde- geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi bitkin,  aile perişan. &#8220;Kader&#8221; denilir, Uşak&#8217;a dönülür.</p>
<p>Osman  Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü  beklemeye başlar. Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi&#8217;nin  eski berberi Berber Mehmet çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman  Efendi&#8217;yi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini  söyler.</p>
<p>Berber  Mehmet bir an düşünür. &#8220;<em>Beyim?</em>&#8221; der, &#8220;<em>Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş  olmasın.</em>&#8221; Bir bakar, &#8220;<em>Hah işt</em>e&#8221; der. &#8220;<em>Kıl dönmüş.</em>&#8221; Osman Efendi&#8217;nin  şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı  çeker. Ev halkı Osman Efendinin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya  koşar.</p>
<p>Berber Mehmet, Osman Efendi&#8217;nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu 20 santimlik kılla kapı dışarı edilir.</p>
<p>Osman  Efendi&#8217;nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve  yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi  aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması  geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire  yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ıstıraplara yol açtığını doktorlar  ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin  aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber  Mehmet&#8217;i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Hikâye böyle işte..</p>
<p>Gelelim bu kıssadan çıkarılacak hisseye&#8230;</p>
<p>Üç hisse çıkarılabilir hikâyede:</p>
<blockquote><p>1) Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek.<br />
2) Empati eksikliğiniz varsa, yorum yapmayın. İnsanları küçümsemeyin, çözümün parçası olun.<br />
3) Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir.</p></blockquote>
<ol></ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2010/08/16/berber-mehmet-efendileri-dinlemek-gerek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bozcaada&#8217;dan sevgilerle&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2010/07/28/bozcaadadan-sevgilerle/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2010/07/28/bozcaadadan-sevgilerle/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 15:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/?p=510</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Bahadır Kandemir, bir süredir gayet arsızca &#8220;blog yazın eyyy Linux taifesiii&#8221; şeklinde çemkirdiğinden, onu utandırmak için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Sanırım bir sürü hayırlı gelişmenin ve güzel yazının da habercisi olacak bu yazı :)&#8230;
Yaklaşık iki yıldır soluksuz ve dinlenmesiz bir şekilde devam eden topluluk yöneticisi görevime bir-iki hafta ara vermeye ve tatile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili <a href="http://developer.pardus.org.tr/people/bahadir/blog/">Bahadır Kandemir</a>, bir süredir gayet arsızca &#8220;<strong>blog yazın eyyy Linux taifesiii</strong>&#8221; şeklinde çemkirdiğinden, onu utandırmak için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Sanırım bir sürü hayırlı gelişmenin ve güzel yazının da habercisi olacak bu yazı :)&#8230;</p>
<p>Yaklaşık iki yıldır soluksuz ve dinlenmesiz bir şekilde devam eden topluluk yöneticisi görevime bir-iki hafta ara vermeye ve tatile gitmeye karar verdim. Ama Pardus&#8217;tan uzak kalmanın mümkün var mı? Pazartesi günü üzerimdeki &#8220;İçinde Pardus Var&#8221; t-shirt&#8217;üm, Pardus&#8217;a hevesli iki genç kızın yanıma gelmesiyle sonuçlandı. Hanım da yok yanımda, allah kahretsin!</p>
<p>Neyse, &#8220;karda yürürüm izimi belli etmem&#8221; hesabı, eyleme giriştim. Kendimi kızlara &#8220;genç kızların sevgilisi&#8221; Erkan Tekman olarak tanıttım. &#8220;Erkan ve manitaları&#8221; şeklinde mutlu mesut yaşıyoruz burada.</p>
<p>Erkan&#8217;ın adı çıkmış dokuza, inmez sekize zaten&#8230; Yarın laf çıksa &#8220;<em>Erkan Tekman bilgisayar mühendisi genç kızları kandırıyor, onların saf ve temiz duygularıyla oynuyor</em>&#8221; diye, bunun inananı bol olacağından, benim burada karnım bile ağrımaz!</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Bugün, Bozcaada&#8217;dan Çanakkale&#8217;ye geçtim ve sevgili Necdet Yücel ve Mete Bilgin ile gizli bir sabah kahvaltısı organize ettik.</p>
<p>Aslında bu toplantıların gizli bir ajandası var. &#8220;<strong>Derin Pardus</strong>&#8220;a alternatif bir yapılanma olarak kurulan ve toplantılarını tatil beldelerinde düzenlediğimiz &#8220;<strong>Serin Pardus</strong>&#8220;<strong>, </strong>herkesi itinayla çekiştiriyor, masada olmayan herkesin arkasından sırayla bok atıyor. İşin tek kötü yanı, masada iki kişi kalıncaya kadar, sürekli don lastiği gibi uzayan bir gerilim yaşamanız.</p>
<p>&#8220;Ulan şimdi kalkarsam arkamdan konuşacaklar&#8221; gerilimi, gün boyunca sürüyor. Günün sonuna doğru allahtan Mete dayanamayıp da masadan kalktı da, Necdet Hoca ile onu çekiştirmeye başladık. Tek dersten çakmış sıpa! Hem de &#8220;mimari&#8221; dersinden! 64 bit mimari kimlere kalmış, yarabbi&#8230;</p>
<p>Necdet Hoca &#8220;<em>Gözüm tutmamıştı zaten sıpayı, şimdiki aklım olsa kesin bırakırdım</em>&#8221; diyor.</p>
<p>Bu arada nedensiz bir şekilde, <strong>Onur KÜÇÜK</strong>&#8216;e, <strong>Renan ÇAKIRERK</strong>&#8216;e ve <strong>İşbaran</strong>&#8216;a da diş biliyoruz fena halde. Necdet Hoca bir hırsla &#8220;<em>Kıstıralım oğlum şunları bir kuytuda ve eşek sudan gelinceye kadar dövelim&#8230;</em>&#8221; diyor ama sonra cüsselerini aklımıza getirince bu projeden vazgeçiyoruz. Bizi fena harcayabileceklerini düşününce, &#8220;aslında o kadar da fena çocuklar&#8221; olmadıklarına kanaat getiriyoruz.</p>
<p>Sonrasında <strong>Mehmet Emre ATASEVER</strong> ve <strong>Eren TÜRKAY</strong> gibi &#8220;ekonomik boy&#8221; arkadaşları gözümüze kestirip, hain planlar yapmaya devam ediyoruz&#8230;</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Son tartışmalardan sonra, dışarıya böyle bir görüntü verdiğimizin farkındayım.</p>
<p>Şaka bir yana, Pardus geliştiricileri kendi aralarında e-posta listesinde çok sert bir şekilde tartışsa da, birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi anlıyoruz.</p>
<p>&#8220;Hani&#8221; diyoruz, &#8220;Tekman da olsa masada&#8230;&#8221; diyoruz. Koray ve Doruk&#8217;un çok sağlam birer meze sever olduğu düşüyor aklıma. Gürer&#8217;in muhteşem bir rakı sofrası arkadaşı olduğunu; Meren&#8217;in eser miktarda alkolle sarhoş, Gökmen Göksel&#8217;in ise içmeden sarhoş olabilmesini anımsıyorum.</p>
<p>Birbirimize Pardus ekibinin komik hikayelerini, İsmail&#8217;e yaptığımız eşek şakalarını, &#8220;sözümona avukat olan&#8221; Akın&#8217;ın apartmanındaki asansörün programını değiştirerek hep yedinci katta durmasını sağlamasını falan anlatıp, saatlerce gülüyoruz. Bütün yemek boyunca, hep iyi şeylerden bahsediyoruz.</p>
<p>Ulan! Birbirimizi fena halde özlüyoruz galiba!</p>
<p>Sonra bir anda, birbirimize ne kadar benzediğimizi ve ne kadar az kişi olduğumuzu anlıyoruz&#8230;</p>
<p>Biz işte böyle bir ekibiz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2010/07/28/bozcaadadan-sevgilerle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlham Anı&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2009/11/13/ilham-ani/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2009/11/13/ilham-ani/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 16:34:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[Olay, bir gün, bir köşe başında, gelip giden kalabalığın ortasında oldu.
Durdum, gözlerimi kırpıştırdım, hiçbir şey anlamıyordum. Hiçbir şey hakkında hiçbir şey. İnsanları, nesneler hangi nedenle böyleydiler, anlamıyordum, her şey son derece anlamsız ve absürttü. Gülmeye başladım.
Bana garip gelen şey, neden bunu daha önce anlamadığım oldu. O zamana kadar her şeyi olduğu gibi kabul etmiştim; trafik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><span>Olay, bir gün, bir köşe başında, gelip giden kalabalığın ortasında oldu.</p>
<p>Durdum, gözlerimi kırpıştırdım, hiçbir şey anlamıyordum. Hiçbir şey hakkında hiçbir şey. İnsanları, nesneler hangi nedenle böyleydiler, anlamıyordum, her şey son derece anlamsız ve absürttü. Gülmeye başladım.</p>
<p>Bana garip gelen şey, neden bunu daha önce anlamadığım oldu. O zamana kadar her şeyi olduğu gibi kabul etmiştim; trafik ışıkları, arabalar, posterler, üniformalar, anıtlar, dünyadan tamamen kopmuş şeyler; hepsini sanki bir gereklilik sonucu ortaya çıkmışlar, bir neden-sonuç zincirinin halkasıymışlar gibi benimsemiştim.</p>
<p>Sonra gülmem dudaklarımda dondu, yüzüm kızardı, utandım. Ellerimi kollarımı sallayarak kalabalığa &#8220;Durun! Bir dakika!&#8221; diye bağırdım, &#8220;Bir yanlışlık var. Her şeyde bir terslik var. Dünyanın en saçma işlerini yapıyoruz. Nereye varır bu işin sonu?&#8221;</p>
<p>Etrafta insanlar durdu, merakla beni süzdüler. Orada, ortalarında durdum, kollarımı sallaya sallaya, ümitsizce anlatmaya, bir anda aydınlanmamı sağlayan ilhamımı açıklamaya çalıştım.. ve hiçbir şey demedim. Hiçbir şey demedim, çünkü kollarımı kaldırıp ağzımı açtığım anda, aydınlanmam geri gitti, ağzımdan bildik, eski kelimeler çıktı.</p>
<p>- Eee, ne demek istiyorsun, diye sordu insanlar. &#8220;Her şey yerli yerinde. Her şey olması gerektiği gibi. Her şeyin bir sebebi var. Her şey diğerleriyle uyum içinde. Yanlış veya saçma bir şey göremiyoruz.&#8221;</p>
<p>Orada öylece durdum, çünkü şimdi her şeyi yerli yerinde görüyordum, her şey doğal, olması gerektiği gibi görünüyordu; trafik ışıkları, anıtlar, üniformalar, gökdelenler, tramvay yolları, dilenciler, geçit törenleri; ama bu beni rahatlatmadı, tersine bana acı verdi.</p>
<p>&#8220;Pardon&#8221;, dedim. &#8220;Galiba benim hatam. Bir an öyle gibi geldi. Her şey yolunda elbette. Kusura bakmayın.&#8221; Ve kızgın bakışların arasında yürüyüp gittim.</p>
<p>Yine de, şimdi bile, sık sık bir şeyi anlamadığım zaman, ister istemez, aynı umuda kapılıyorum; yeniden o anı yaşayacağımı, yine hiçbir şeyden hiçbir şey anlamayacağımı, bir anda bulup kaybettiğim öteki bilgiye ulaşacağımı umuyorum.</span></p></blockquote>
<p><span>- italo calvino<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2009/11/13/ilham-ani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Gökten ecdad inerek öpse o pak alnını değer&#8221;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2009/10/26/gokten-ecdad-inerek-opse-o-pak-alnini-deger/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2009/10/26/gokten-ecdad-inerek-opse-o-pak-alnini-deger/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 12:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[
Özgürlükİçin&#8216;in kurulmasından bu yana yaklaşık iki yıl geçmiş&#8230;
Özgürlükİçin her ay 300 bin tekil kullanıcıya yaklaşık 1.300.000 sayfa gösterimi yapan devasa bir portala dönüşmüş. Özgürlükİçin 600 kadar haber, 80 paket tanıtımı, 60 Nasıl belgesi, 40&#8242;ı aşkın oyun incelemesi, 20&#8242;den fazla atölye belgesi, topluluk tarafından hazırlanmış 400&#8242;e yakın duvar kağıdı, 18 e-dergi, forumunda 70 bin kadar ileti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-503 aligncenter" title="akin-omeroglu" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2009/10/akin-omeroglu.jpg" alt="akin-omeroglu" width="450" height="338" /></p>
<p><a href="http://www.ozgurlukicin.com">Özgürlükİçin</a>&#8216;in kurulmasından bu yana yaklaşık iki yıl geçmiş&#8230;</p>
<p>Özgürlükİçin her ay 300 bin tekil kullanıcıya yaklaşık 1.300.000 sayfa gösterimi yapan devasa bir portala dönüşmüş. Özgürlükİçin 600 kadar haber, 80 paket tanıtımı, 60 Nasıl belgesi, 40&#8242;ı aşkın oyun incelemesi, 20&#8242;den fazla atölye belgesi, topluluk tarafından hazırlanmış 400&#8242;e yakın duvar kağıdı, 18 e-dergi, forumunda 70 bin kadar ileti ve beyin bölümünde ortaya atılmış 1.000&#8242;i aşkın fikir ve iyileştirme önerisini içeriyor.</p>
<p>Kaba bir hesaplamayla; sadece haberler ve belgelendirmeler, yaklaşık dört Meydan Larousse ya da Britannica cildini dolduracak kadar olmuş!</p>
<p>Geriye baktığımda “Bunu biz mi yaptık?” diyorum, ileriye baktığımda ise “Gitmemiz gereken daha çooook yolumuz var&#8230;” diyorum.</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik&#8230; Bu güzel yolculukta, en büyük katkı sahiplerinden birini, sevgili <strong>Akın ÖMEROĞLU</strong>&#8216;nu anmadan olmayacak.</p>
<p>Artistanbul&#8217;a iki yıl önce geldiğinde, ofiste bana iki ay boyunca bana &#8220;Ali Bey&#8221; diyen, bir süre sonra &#8220;Ali Abi&#8221;ye geçiş yapan, son birkaç ay içinde ise &#8220;Hey sen, oradaki şişman adam! Gözlüklü!&#8221; lafına edepsizce terfi eden :) Akın, bu hayatta benim için en değerli insanlardan biri&#8230; Belki bazılarınız biliyordu ama duyurmuyorduk, Akın için çok güzel bir gelişme oldu. Belki de biraz benim teşvikimle, Akın Artistanbul&#8217;dan kanatlanıp, özgür yazılım macerasına farklı bir yerden devam etmeye hazırlanıyor.</p>
<p>Son olarak Akın <a href="http://www.akinomeroglu.com/blog/2009/10/26/alnina-konarken-veda-busesi/">blog yazısında</a> ipuçlarını verdi, bırakın zamanı geldiğinde o açıklasın, ama şu kadarını söyleyebilirim, onu çok ama çok güzel bir yere gönderiyoruz :).</p>
<p>Bizden çok uzaklaşmayacak, ben ise Akın&#8217;a bakıp bakıp gururlanacağım ve gözlerim yaşaracak.</p>
<p>Tıpkı şimdi olduğu gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2009/10/26/gokten-ecdad-inerek-opse-o-pak-alnini-deger/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eski dostların ardından&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2009/08/23/eski-dostlarin-ardindan/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2009/08/23/eski-dostlarin-ardindan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 10:02:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/?p=494</guid>
		<description><![CDATA[Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün. Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz ya da olanlar olması gerekenler değildir.
Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün. Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz ya da olanlar olması gerekenler değildir.</p>
<p>Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir.</p>
<p>Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir, kendi hayatımızdaki olağanüstü anları olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları “bir gün” geçmişte kalmıştır oysa; hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omzumuzun üzerinden şöyle bir baktığımız sonra da boşverip “Nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıma çıkar” dediğinizdir. Oysa o gün bu zalim şehri terk etmiştir o, boş yere bu sokaklarda aranırsınız…</p></blockquote>
<p>- Murathan Mungan -</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2009/08/23/eski-dostlarin-ardindan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2009/05/26/duzayak-civit-badanali-bir-kent-nasil-kurulur-abiler/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2009/05/26/duzayak-civit-badanali-bir-kent-nasil-kurulur-abiler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 May 2009 07:37:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Madem soruyu Ece Ayhan&#8217;dan devraldık, devam edelim&#8230;
Özgürlükİçin yaklaşık iki yıl kadar önce, geniş katılımcılı bir Pardus geliştiricileri toplantısında ortaya bir fikir olarak atılmıştı. TÜSSİDE&#8217;de yapılan o toplantıda yanılmıyorsam 50-55 geliştirici ile katkıcı vardı ve o buluşmamız bugüne kadarki en kalabalık buluşmamızdı. Özgürlükİçin&#8217;in adını, sevgili Barış Metin&#8217;in heyecandan uyuyamayan eşi Burçin Metin bir gece vakti bulmuştu.
1. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Madem soruyu Ece Ayhan&#8217;dan devraldık, devam edelim&#8230;</p>
<p>Özgürlükİçin yaklaşık iki yıl kadar önce, geniş katılımcılı bir Pardus geliştiricileri toplantısında ortaya bir fikir olarak atılmıştı. TÜSSİDE&#8217;de yapılan o toplantıda yanılmıyorsam 50-55 geliştirici ile katkıcı vardı ve o buluşmamız bugüne kadarki en kalabalık buluşmamızdı. Özgürlükİçin&#8217;in adını, sevgili Barış Metin&#8217;in heyecandan uyuyamayan eşi Burçin Metin bir gece vakti bulmuştu.</p>
<blockquote><p><em>1. şiirimiz karadır abiler</em></p>
<p><em>kendi kendine çalan bir davul zurna<br />
sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan<br />
taşınır mal helalarında kara kamunun<br />
şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir</em></p>
<p><em>aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler</em></p></blockquote>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Üç-dört gün önce bir masada dört kişi oturuyorduk. Bir de Haliç&#8217;i ve Boğaz&#8217;ı eklesek, altı&#8230; Masadaki kızı hoşlandığı çocuk arıyor, sessizce yedi oluyoruz.</p>
<p>Hepimiz geçmişe dair muhasebesini döküyordu masaya. Peki, biz Özgürlükİçin&#8217;de ne yapmışız?</p>
<p>Günahı ve sevabıyla birlikte, son bir buçuk yıl içinde tam <strong>424 haber</strong> girmişiz. Hepsi özgür yazılımlar/ürünler hakkında, pek çoğu Türkiye&#8217;de özgür yazılım ekosistemi algısı oluşturmaya yönelik birer mesaj taşımış okura&#8230; Bugüne dek,</p>
<ul>
<li><strong>50 </strong>Nasıl belgesi,</li>
<li><strong>67 </strong>Paket tanıtımı,</li>
<li><strong>36 </strong>oyun incelemesi,</li>
<li><strong>12 </strong>İlk adım yazısı yayınlanmış Özgürlükçin&#8217;de.</li>
<li>Cumartesi günü çıkacak olan sayıyla beraber, <strong>14 tane</strong> de e-dergi&#8230;</li>
<li>Bu arada Anadolu&#8217;nun dört bir yanında <strong>40&#8242;a yakın seminer</strong> vermişiz.</li>
</ul>
<p>&#8230;</p>
<p>Özgürlükİçin forumlarında dolaşan <strong>40 bini aşkın</strong> ileti, Pardus geliştirme süreçlerinde yararlandığımız yüzlerce fikir, muazzam bir örgütlenmenin eseri. Geçtiğimiz günlerde oyun sunucularımızda, forumlarda, e-dergi&#8217;de, beyin arayüzünde kaç yöneticimiz olmuş diye bir sayalım dedik,<strong> 34-35 yöneticiye</strong> ulaştığımızın farkına vardık.</p>
<p>Bize düzenli haber bulan, çeviriler yapan, e-dergiye her ay yazan/çizen, PardusWiki&#8217;de madde yazan yüzlerce dostumuzun çabasıyla oldu bunların hepsi&#8230;</p>
<p>(&#8230;)</p>
<blockquote><p><em>1. şiirimiz karadır abiler</em></p>
<p><em>kendi kendine çalan bir davul zurna</em></p></blockquote>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Kendi kendine çalan bir davul zurna mı olduk?</p>
<p>Evet&#8230; &#8220;OOXML&#8217;e Hayır&#8221; kampanyamıza dışarıdan fazla destek alamadık, Türk özgür yazılım camiasının en büyük derdi olan didişmelerden Özgürlükİçin&#8217;i özellikle uzak tutmaya çalıştık, kimin ne yaptığına ve ne yapmadığına ilişkin sorgulamalarda bulunmadık. Yeşil sahalardaki deyimle söylemek gerekirse, hep &#8220;önümüzdeki maçlara baktık&#8221; ve sadece işimize odaklandık.</p>
<p>Bu dönemde Özgürlükİçin&#8217;in beklemediğimiz çıktıları da olmadı değil. Çeşitli özgür yazılım projelerine eleman yetiştirdik, aylık bilgisayar dergilerinin Linux sayfaları bizlerden sorulur oldu, Pardus&#8217;a küsmüş dostlarımızı geri kazanmaya çalıştık. Açık olmak gerekirse bu sonuncusunda kimi zaman başarısız olduk, kimi zaman başarılı&#8230;</p>
<p>Kimindi bilmiyorum, ama çok sevmiştik. Sanırım sevgili Çağlar Onur&#8217;un bulduğu, sonrasında Pardus ekibinin benimsediği ve sık kullandığımız bir erotik slogandı: &#8220;Aşk ile geliyoruz!&#8221;</p>
<p>Biz aşkın örgütlenmek olduğunu düşündük abiler.</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Özgürlükİçin&#8217;e geçmiş dönemde çeşitli saldırılar da (eleştiri değil) aldık. Neredeyse son bir yıldır, hiçbirine cevap vermedik. Geçtiğimiz günlerde şahsıma yapılan gayri ahlaki, gayrı sıhhi, gayri medeni son bir saldırı hariç.</p>
<p>Aslında benim açımdan çok basit bir açıklaması vardı olayın. Söz konusu mecraya gönderdiğim açıklama her şeyi açıklıyor zaten:</p>
<p>&#8230;</p>
<blockquote><p><em>O kadar kötü ve o kadar beceriksizce yapılmış bir analiz ki bu&#8230;</em></p>
<p><em>Netmaster CME075 model ve 009096-xxxxxE MAC adresli (kablosuz bağlantısı olmayan) modeme bağlı tek bir bilgisayar ve bu bilgisayar üzerinden paylaşımlı internet ile dışarı çıkan birden fazla bilgisayar ve kullanıcı mevcutsa peki?</em></p>
<p><em>Madem log okumasını biliyorsunuz, aynı anda yukarıda verdiğim modem/IP üzerinden kaç oturum birden açılmış, buna hiç baktınız mı? Bence bakmayın, çünkü utanabilirsiniz&#8230;</em></p>
<p><em>Bu, bu foruma bugüne dek gönderdiğim ilk ve son açıklamadır. Bugüne dek özellikle sustum, böylelikle de sizin forumun bir kullanıcı mahremiyetinin olmadığı, yöneticilerin kafasının bozulduğu herhangi bir kişiye loglar üzerinden saldırabileceği ortaya çıkmış oldu.</em></p>
<p><em>Özür falan beklemiyorum. Bunu yapamayacak kadar öfkeyle dolu yöneticilerin nefret saçtığı bir yere dönüştü çünkü burası&#8230;</em></p></blockquote>
<p>Bir forumun yöneticileri arasında doğru düzgün log okumayı bilen kimse yok mudur, yahu?</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Özgürlükİçin&#8217;de &#8220;düzayak çivit badanalı bir kent&#8221; kurduk. Bu kent, bizden sonra da büyümeye devam edecek.</p>
<p>Gönlümden geçen, bizden sonrakilerin ve bizim dışımızdakilerin de aynı soruyu kendilerine sormalarıdır: <strong>&#8220;Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?</strong>&#8221;</p>
<p>Bir düşünün abiler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2009/05/26/duzayak-civit-badanali-bir-kent-nasil-kurulur-abiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir uçak mı, hayır kuş!</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2009/01/05/bir-ucak-mi-hayir-kus/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2009/01/05/bir-ucak-mi-hayir-kus/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 15:38:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogger]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/?p=448</guid>
		<description><![CDATA[Kötülerin korkulu rüyası, Burkinafasafiso geliyor!
Sıkı durun&#8230;

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kötülerin korkulu rüyası, Burkinafasafiso geliyor!</p>
<p>Sıkı durun&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-452" title="Kötülerin korkulu rüyası Burkinafasafiso" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2009/01/fatimevc6.jpg" alt="Kötülerin korkulu rüyası Burkinafasafiso" width="511" height="369" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2009/01/05/bir-ucak-mi-hayir-kus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? (2)</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2008/02/11/zeugma-ya-da-hasankeyf%e2%80%99i-gormeyen-gozler-istanbul%e2%80%99u-gorur-mu-2/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2008/02/11/zeugma-ya-da-hasankeyf%e2%80%99i-gormeyen-gozler-istanbul%e2%80%99u-gorur-mu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2008 19:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/2008/02/11/zeugma-ya-da-hasankeyf%e2%80%99i-gormeyen-gozler-istanbul%e2%80%99u-gorur-mu-2/</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz aylarda hatırlayacağınız üzere, dünyanın en eski kentlerinden biri olan İstanbul&#8217;da plansız programsız kazısı yapılan (vallahi şaka değil!) metro inşaatı yüzünden, &#8220;sanat tarihçisi&#8221; belediye başkanımızın M.S. 1302 tarihinde inşa edilen ve üzerinde hâlâ o günkü Cenevizli ailelerin armasını taşıyan Yanık Kapı’yı yıkmayı ya da yerinden söküp başka bir yere taşımayı planladığını yazmıştım hatırlarsanız&#8230;
O günlerde Rai [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz aylarda hatırlayacağınız üzere, dünyanın en eski kentlerinden biri olan İstanbul&#8217;da plansız programsız kazısı yapılan (vallahi şaka değil!) metro inşaatı yüzünden, &#8220;sanat tarihçisi&#8221; belediye başkanımızın M.S. 1302 tarihinde inşa edilen ve üzerinde hâlâ o günkü Cenevizli ailelerin armasını taşıyan Yanık Kapı’yı yıkmayı ya da yerinden söküp başka bir yere taşımayı planladığını <a href="http://www.burkinafasafiso.com/2007/01/19/zeugma-ya-da-hasankeyfi-gormeyen-gozler-istanbulu-gorur-mu/" title="Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü?">yazmıştım</a> hatırlarsanız&#8230;</p>
<p>O günlerde Rai Uno (Rai 1) ekibiyle birlikte çektiğimiz belgesel, İtalya&#8217;da ama özellikle Cenova kentinde büyük bir yankı uyandırdı. Nasıl olmasın ki? Cenova&#8217;nın en önemli mahallelerinden birinin adı bugün Galata; Amerika kıtasını keşfettikleri için gururlanan Cenova kentinin dünyaca ünlü deniz müzesinin ismi &#8220;<a href="http://www.genova-2004.it/ndefault.asp?id=737&amp;lingua=ENG" title="Galata Museo del Mare">Galata Deniz Müzesi</a>&#8220;!</p>
<p>Her neyse, Cenova belediye başkanı ve İtalyan Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın öncülüğünde, İstanbul&#8217;un bu önemli tarihi değerinin korunması için yapılan üst düzey diplomatik girişimler sonucunda, (Atlas dergisinin katkılarını anmadan olmayacak) İstanbul&#8217;un Ceneviz Surları kurtuldu!</p>
<p>Gazeteci olmakla gururlanacağım güzel anılardan biri olarak yer edecek bende bu&#8230;</p>
<p>Bu güzel haberin üzerine bir şarkı patlatmadan olmayacak :)&#8230;</p>
<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/vsQrKZcYtqg&#038;rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/vsQrKZcYtqg&#038;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2008/02/11/zeugma-ya-da-hasankeyf%e2%80%99i-gormeyen-gozler-istanbul%e2%80%99u-gorur-mu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi&#8230;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/12/24/linux-tekir-ve-kirmizi-parasutlu-kedi/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/12/24/linux-tekir-ve-kirmizi-parasutlu-kedi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 18:51:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogger]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Tekir]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/2007/12/24/linux-tekir-ve-kirmizi-parasutlu-kedi/</guid>
		<description><![CDATA[
İngilizce Wikipedia&#8217;daki Ekosistem maddesinin ilk alt başlığı olan &#8220;Ecosystem Dynamics&#8221; şöyle bir alıntıyla başlar:
&#8220;Introduction of new elements, whether biotic or abiotic, into an ecosystem tend to have a disruptive effect. In some cases, this can lead to ecological collapse or &#8220;trophic cascading&#8221; and the death of many species belonging to the ecosystem in question.&#8221;
Özetle söylemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/12/ekosistem.jpg" alt="Ben ekosistemin zeki, zengin ve birbiriyle didişmeyenini severim!" /></p>
<p>İngilizce Wikipedia&#8217;daki Ekosistem maddesinin ilk alt başlığı olan &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ecosystem#Ecosystem_Dynamics">Ecosystem Dynamics</a>&#8221; şöyle bir alıntıyla başlar:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Introduction of new elements, whether <a title="Biotic" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Biotic">biotic</a> or <a title="Abiotic" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Abiotic">abiotic</a>, into an ecosystem tend to have a disruptive effect. In some cases, this can lead to ecological collapse or &#8220;trophic cascading&#8221; and the death of many species belonging to the ecosystem in question.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Özetle söylemek gerekirse, madde şunu söyler: &#8220;Ölü ya da canlı, herhangi bir var oluş döngüsüne (ekosistemi sanırım böyle çevirmek en doğrusu) dışarıdan müdahil olan tüm bileşenler, var olan düzen üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olma eğilimi taşır. Bazı durumlarda bu etki, bir doğal yıkıma ya da söz konusu ekosistem içinde yaşayan pek çok türün birbiri ardına ölümüne dahi yol açabilir.&#8221;</p>
<p>Madem biyolojiden alınmış bir terimi, ekosistemi konuşuyoruz, aynı yolda devam edelim.</p>
<p>&#8220;Ekosistem Dinamiği&#8221; adını taşıyan bu genel ilke, son derece deterministiktir. Sadece biyoloji için değil, pek çok alanda kullanabileceğimiz bir araç sağlar bize. Özetle şunu söyler bize doğa yasası: Bir varoluş döngüsüne/ekosisteme dışarıdan katılan her türlü yeni üye, varlığını <strong>güçlü bir şekilde</strong> devam ettirebilmek için eski yapı üzerinde dönüştürücü/yıkıcı hatta yok edici bir etkiye sahip olmalıdır! Bu etki, pek çok türün varlığını yok ederken; benzer nitelik ve çıkarlara sahip türlerin hâkimi olduğu bir yeni ekosistemin doğmasına neden olacaktır.</p>
<p>Buna dair ilginç bir örnek, fi tarihinde Moleschino&#8217;da anlattığım eğlenceli <a title="Kırmızı paraşütlü kedi!" href="http://www.moleschino.org/2005/11/16/kirmizi-parasutlu-kedi/">öykü</a> olabilir. Burada özetle, şunu anlatmıştım:</p>
<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/12/biz-de-mi-parasut-bulsak-ne.jpg" alt="Moleschino’ya selam!" align="left" /></p>
<p>1940&#8242;ların sonuna doğru Borneo Adası’nda yaşayan Dayak kabilesi, sıtma salgınından muzdaripdir. Dünya Sağlık Örgütü, çözüm olarak Borneo ormanlarının üzerine DDT sıkmayı teklif eder! Amaç, ormandaki sinekleri yok ederek bu hastalıktan kurtulmaktır. Açıkçası, koşullar da buna uygundur. İkinci Dünya Savaşı henüz yeni bitmiştir ve bölgede İngiliz Hava Kuvvetleri’nin elinde artık işe yaramayan yüzlerce bombardıman uçağı ve askerlerini bitten korumak için üretilen on binlerce ton DDT kalmıştır.</p>
<p>Öneri, başlangıçta işe yaramışa benzemektedir&#8230; Borneo Adası’ndaki sıtma kökenli ölümler durmuştur. Öyle ki, 1948 yılında tıp alanındaki Nobel ödülü, DDT’nin böcekleri imhasında kullanılmasını öneren <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Paul_Hermann_M%C3%BCller">Paul Hermann Müller</a>‘e verilir!</p>
<p>Bir süre sonra DDT’nin yan etkileri görülmeye başlar. DDT’den zehirlenerek ölen milyarlarca böcek kertenkeleler tarafından afiyetle yenir. Hayatlarında görmedikleri kadar böceği yemekten ağırlaşan kertenkelelerse sıçanlar için muhteşem bir ziyafet olur. Kertenkeleleri yedikçe semiren, semirdikçe de üremesi hızlanan sıçanlar bir süre sonra tüm adayı istila eder! Artık ortalıkta yiyecek böcek kalmadığı için en kolay hedef olan ekinleri talan eden sıçanlar, yerlileri açlığın ve tifo gibi sayısız bulaşıcı hastalığın şefkatli kollarına itmiştir&#8230;</p>
<p>Tek bulunan çözüm, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin bugün hatırlamak bile istemeyeceği türden bir &#8220;hava indirme harekâtı&#8221;dır. &#8220;<strong>Operation Cat Drop</strong>&#8221; adı verilen bu harekât ile Borneo ormanlarına 14.000 kedi paraşütle atılır! Normandiya Çıkarması&#8217;na katılan İngiliz paraşütçüsü sayısı 8.000 kişiden biraz fazlaydı, &#8220;Operation Cat Drop&#8221;ta ise kırmızı paraşütlerle adanın üzerine bırakılan 14.000 kedi, Borneo’yu özgürlüğüne kavuşturacaktı…</p>
<p>(..)</p>
<p>Şimdi asıl soruya gelelim: Linux ve özgür yazılım bileşenlerinin &#8220;<strong>kırmızı paraşütlü kedi etkisi</strong>&#8221; yaratma gücü var mı, yok mu?</p>
<p>Bu sorunun cevabı, Linux&#8217;un Türkiye&#8217;de bir geleceğinin olup olmamasıyla doğrudan ilintili. Çünkü ancak bu tür bir dönüştürücü/yıkıcı hatta belki de yok edici bir etkiyle, o üzerine çok konuşulan &#8220;<strong>Linux Ekosistemi</strong>&#8221; oluşabilir. Kimsenin pembe hayaller görmesine gerek yok, içinde bulunduğumuz doğa yasasının gerçeği bu!</p>
<p>Evet hepimiz biliyoruz, Linux ve özgür yazılım ürünleri güvenilirdir, koda müdahale hakkı sağlar, ölçeklenebilirdir, sistem kaynaklarını koklayarak kullanır&#8230; İyi ama tüm bu özellikler zaten yıllardır vardı! O halde neden Linux&#8217;un dünyada ve Türkiye&#8217;de beklenen çıkışı yıllardır gerçekleşmiyor?</p>
<p>Ben açıkçası bunun cevabının mevcut dağıtımların günah ve sevaplarından çok, Linux  üzerinde çalışacak ve kullanıcısına &#8220;katma değer&#8221; sağlayacak ticari yazılım bileşenlerinin henüz Linux ortamına inmemesinde aranması gerektiğine inanıyorum. Ortada Ubuntu, Suse, Pardus gibi ilk çıkış iddialarını büyük ölçüde gerçekleştiren ve kullanıcısına &#8220;tasarruf&#8221; sağlayan pek çok başarılı dağıtım var. Asıl eksiklik, KOBİ&#8217;lerin iş süreçlerinde kullanacağı ticari yazılımların &#8220;<strong>özgür ve lisans ücretsiz</strong>&#8221; karşılıklarında&#8230; İşin bu tarafında, özellikle de Türkiye&#8217;de (dünyada bu tablo hızla değişiyor), yıllardır satmakta oldukları ticari paketleri özgür ve ücretsiz sunmaya cesaret edecek &#8220;<strong>babayiğitler</strong>&#8221; henüz ortada görünmüyor. Bu yüzden de keyifsiz ve bir diğerinin pastasından dilim kapmaya odaklı, eskilerin deyimiyle &#8220;<strong>tırnakçı</strong>&#8221; bir IT pazarı içinde yıllardır debeleniyor yerli oyuncular&#8230;</p>
<p>Evet, özellikle ücretsiz diyorum, çünkü GPL&#8217;in ve Linux&#8217;un &#8220;kırmızı paraşütlü kedi&#8221; etkisi, lisans bedeli yüksek ve piyasada kendine yer edinmiş ticari uygulamaların <strong>özgür ve lisans ücretsiz</strong> muadillerinin pazara inmesiyle yaşanacak. Burada hemen bir ek yapayım, burada &#8220;vurgu&#8221; yazılımların lisans ücretsiz; ama kurulum, destek, eğitim ve ek modül yazımı gibi hizmet süreçlerininse, iş/çözüm ortaklarıyla birlikte elbette uygun &#8220;bedeli karşılığı&#8221; yapılmasınadır&#8230;</p>
<p>Düşünsenize, 5 kullanıcılı lisans için binlerce dolar talep eden &#8220;ismi lazım değil&#8221; firmamızın nic&#8217;olur hali, şöyle eli yüzü düzgün ve saçmalamayan &#8220;özgür ve ücretsiz&#8221; bir ticari otomasyon/genel muhasebe paketi yazılsa? Ya da otel otomasyonu yazılımı sektörüne bakalım. Yıllardır beş büyük oyuncunun aralarına kimseyi sokmadığı, kapalı devre büyüyen ve kâr marjının muhteşem olduğu bir pazardır. <a title="BugHotel Reservation System" href="http://freshmeat.net/projects/bughotel/">BugHotel</a> gibi başarısız girişimleri saymazsak, burada da özgür yazılım camiasından ciddi bir oyuncu yok. İşte bu noktada özgür ve lisans ücretsiz yazılımlar mevcut pazar üzerinde dönüştürücü/yıkıcı ve hatta yok edici bir etki yaratarak, kuralları ve oyuncuları farklı bir ekosistemi oluşturabilirler!</p>
<p>Burada ben açıkçası; kaybedecek çok da şeyi olmayan, <strong>iş zekâsına</strong> ve çözümlerini pazara doğru <strong>anlatma becerisine sahip</strong>, genç ve belli bir direnme gücünü taşıyan Linux firma/girişimcilerine şans tanıyorum.</p>
<p>Her neyse, enseyi karartmayıp  güzel şeylerden konuşalım biraz&#8230; Türkiye özgür yazılım camiasından uzun süredir beklediğimiz  türden haberler yavaş yavaş gelmeye başlıyor. Yukarıda anlattığım türde süreçlere soyunan ve risk alan genç özgür yazılım firmaları, ilginç işlere imza atıyorlar. Örneğin pek çoğunuzun tanıdığı Hakan Uygun ve Uygun Teknoloji&#8230; Uygun Teknoloji, AGPL lisanslı &#8220;özgür ve ücretsiz&#8221; <strong>ticari otomasyon ve  önmuhasebe yazılımı</strong> Tekir&#8217;in 1.0 sürümünü duyurmaya hazırlanıyor. Tekir, <a title="PCNEt" href="http://www.pcnet.com.tr">PCNet</a> dergisinin önümüzdeki ocak sayısında, özel bir kurulum CD&#8217;siyle birlikte dağıtılıyor olacak :)&#8230;</p>
<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/12/tekirfinans.png" alt="Tekir, PCNet Ocak sayısıyla beraber!" /></p>
<p>Önümüzdeki günlerde Tekir&#8217;e dair pek çok haber ve röportajı nasıl olsa sağda solda okuyacaksınız. Asıl güzel haberleri gelecek haftalara saklayalım :)&#8230;</p>
<p>.</p>
<p><em><strong>Not 1:</strong> Bir sürü yazı ve anlatılacak hikâye birikti. Burada ve Moleschino&#8217;da anlatacağım hepsini :)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/12/24/linux-tekir-ve-kirmizi-parasutlu-kedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Danilo Türk&#8217;tür Türk kalacak!</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/12/23/danilo-turktur-turk-kalacak/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/12/23/danilo-turktur-turk-kalacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Dec 2007 19:25:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogger]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/2007/12/23/danilo-turktur-turk-kalacak/</guid>
		<description><![CDATA[ 
Bir süre önce Görkem Çetin ile aramızda geçen muhabbetten alıntıdır:
(13:42:52) Ali Işıngör: Demin Slovenya cumhurbaşkanını poke&#8217;ladım
(13:43:06)  Ali Işıngör: Parmak atarsam ayıp kaçar mı?
(13:43:27)  Görkem Çetin:  1. Dünya Savaşı da böyle bir eşek şakasından çıkmıştı :-D
(&#8230;)
Peki, sonra ne mi oldu? Slovenya Cumhurbaşkanı Danilo Türk ile arkadaş olduk ve yazışmaya başladık!
Böyle kısa  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/12/daniloturk.png" alt="Böyle bir cumhurbaşkanı istiyorum…" /></p>
<p>Bir süre önce Görkem Çetin ile aramızda geçen muhabbetten alıntıdır:</p>
<blockquote><p>(13:42:52) Ali Işıngör: Demin Slovenya cumhurbaşkanını poke&#8217;ladım</p>
<p>(13:43:06)  Ali Işıngör: Parmak atarsam ayıp kaçar mı?</p>
<p>(13:43:27)  Görkem Çetin:  1. Dünya Savaşı da böyle bir eşek şakasından çıkmıştı :-D</p></blockquote>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Peki, sonra ne mi oldu? <strong>Slovenya Cumhurbaşkanı</strong> Danilo Türk ile arkadaş olduk ve yazışmaya başladık!</p>
<p>Böyle kısa  bir mesajla da blog dünyasına geri dönüşümüzü müjdelemiş olalım :)&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/12/23/danilo-turktur-turk-kalacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
