Edebiyat
“Ben yaşamadım, kitaplar arasında büyüdüm”
edebiyat, jorge luis borges
Dergi bitti, edebiyat yazıları yeniden başladı… Bugünkü misafirimiz Jorge Luis Borges.
Hikâye bu ya, Borges bir gün havaalanındayken, onu pek seven bir okuru heyecanla Borges’e yaklaşır ve sorar:
-Siz ünlü Borges değil misiniz?
Borges şöyle yanıt verir:
-Evet, kimi zaman…
Borges’i nasıl anlatabilirim ki? Borges iyisi mi, bir ikinci yazının konusu olsun, ben size başlığa çektiğim cümlenin [...]
“Adalet edebiyatın da temelidir”
blogger, edebiyat, paulo coelho, creative commons
Dün çalışırken bir ara yanımıza “hukukçuların piri” Fikret İlkiz Abimiz geldi. Bilenler bilmeyenlere anlatsın, kendisi Türkiye’de basın davalarına bakan en önemli hukukçu, gazetecilerin ise en zor zamanlarında “sağ omuzlarında beliren melek” olarak kabul edilir. Neyse, fırsattan istifade kendisine Creative Commons sözleşmesinin hukuki bağlayıcılığını sordum: Cevaben “bu sözleşmenin Türkçe olmamasının bir [...]
Piedra Irmağı Kıyısında Oturup Ağlama Tesisleri “gururla sunar!”
edebiyat, paulo coelho, türkler
Karşımda bir kitap var. Adı “Öküz arabasını satan derviş”. Allah allah? Ben bu ismi bir yerden hatırlıyorum ama? Neyse… Kitabın kapağı, bir zamanların kötü Kemalettin Tuğcu romanlarını anımsatsa da, üzerindeki isme bakınca konunun üzerinde daha fazla durmadım: “Brezilyalı ünlü yazar Paulo Coelho’nun romanı işte, salak herif! Saçmalamasana!”
Ama beyin saçmalamaya devam ediyor: [...]
“Cittadino” Nazim Hikmet! Subito, Ora!
edebiyat, nazım hikmet
Hadi, bugün size bugüne dek hiçbir edebiyat dergisinde “yayımlanmamış”, kimseciklerin bilmediği bir hikâye anlatayım :))… Üstüne üstlük hikâyemiz Nâzım Hikmet’e dair olsun! Ne dersiniz?
Eğer bu satıra geçtiyseniz, demek ki istiyorsunuz… Başlayalım o halde…
Hafızası iyi olanlar hatırlayacaktır, Burkina Fasa Fiso’da bir süre önce “şiir çevirisi” üzerine iki yazı yazmış ve bence bu toprakların gelmiş [...]
“Çeviri kadın gibidir: güzeli sadık, sadık olanı güzel olmaz”
edebiyat, can yücel, pardus
İlginçtir, “Ne olacak bu Pardus’un hali?” yazısına olumlu ya da olumsuz bir takım tepkiler alacağımı düşünürken, derin bir sessizlikle karşılaştım. Hiç beklemediğim bir başka metne, Can Yücel’in şiir çevirilerine dair olan yazıya ise tam 12 kişiden cevap geldi. Benim için asıl şaşırtıcı olansa, bu 12 kişinin görüşlerini bloga koymak yerine, doğrudan mail [...]
“Bir ihtimal daha var…”
edebiyat, can yücel, shakespeare, mevlana
Bu yıl 13 Ağustos günü Can Baba’nın aramızdan ayrılışının 6. yılını anacağız. O tarihlerde yeni bir sayının en “civcivli” günlerini yaşayacağımdan, kafamdaki yazıyı şimdiden kağıda dökeyim dedim…
Can Yücel’in pek bilinmeyen bir özelliğinden bahsetmek istiyorum size bugün. Şairliğinin, bohem hayatının, güzel küfürlerinin “gölgesinde kalmış”, ama bence onun asıl dehasını gösteren yanından bahsetmek [...]
“Kelp ile Tahir”
kültür, edebiyat, tahir, nefi
Geçen hafta yazdığım, “Ne kendi etti rahat, ne âleme verdi huzur” başlıklı yazının sonunda, isteklerin artması halinde “bis” bile yapabileceğimi söylemiştim. Eh, okur istek yaptığına ve boynumuz onun önünde “kıldan ince” olduğuna göre, sözünü verdiğim diğer Tahir öyküsünü anlatmak şart oluyor:
Bu seferki hikâyemiz, yine Osmanlı dönemine, ama biraz daha eskiye dayanıyor… Dördüncü [...]
Ne kendi etti rahat, Ne âleme verdi huzur!
kültür, edebiyat, tahir, istanbul
Bugünkü hikâyemiz, Malumatçı Baba Tahir’e dair… Osmanlı basınının en renkli simalarından biri olan “Baba Tahir”, Cağaloğlu’nda iki göz bir dükkânda “Malumat” adlı dergiyi çıkaran, dönemin siyasilerine pek bulaşmayan ve hatta âdet olduğu üzere gazetesinin ilk sayfasından sık sık “padişah efendimiz Abdülhamit Han hazretlerine” sabah temennaları gönderen, “sağlığınıza duacıyız” türünden selamlar çakan bir [...]

