Dünyanın en devrimci balı?ı
3 Aralık 2005Oysa küçük kara balık hasta de?ildi, onun bamba?ka bir derdi vardı.
Bir sabah erkenden, daha gün do?madan, küçük kara balık annesini uyandırdı:
“Anneci?im, seninle konu?malıyım” dedi.
Annesi, uyku sersemli?i içinde:
“Acelen ne sevgili yavrum?” diye sordu “?nce sabah gezintimizi yapalım, sonra konu?uruz.”
“Olmaz anne, artık ben bu gezintilere çıkmak istemiyorum. Buralardan gidece?im.”
“Sabahın bu erken saatinde nereye gideceksin yavrum?”
“Bu derenin bitti?i yeri merak ediyorum” diye kar?ılık verdi. “Ah anne, bu soru beni aylardır dü?ündürüyor. Derenin nerede bitti?ini ö?renmem gerek. Bugüne kadar bu soruya bir kar?ılık bulamadım. Geceleri gözüme uyku girmiyor. Sürekli bunu dü?ünüyorum. Kararımı verdim anne, gidip derenin nerede bitti?ini ö?renece?im. Orada neler var, ba?ka yerlerde neler var, görmek bilmek istiyorum.”
(Küçük Kara Balık, sayfa 10-11)
(…)
Samed Behrengi, benim hayata bakı?ımı belirledi?ini söyleyebilece?im üç adamdan biridir. 1939′da, Azerbaycan’ın fakir bir köyünde, sayısını bilmedi?i kadar çok karde?inin bulundu?u bir evde do?du. Do?du?unda, annesinin yanı ba?ında ne bir doktor ne de bir ebe vardı. İlk ayakkabısına altı ya?ında, ilkokula ba?layaca?ı hafta sahip oldu.
İlkokulu birincilikle bitirdi. İ?çi kökenli bir aileden geliyordu ve dünyanın en eski üçüncü komünist partisine sahip olan İran’da sosyalist e?ilimlerle büyüdü. Liseyi bitirdi?inde, Tudeh’e (İran Komünist Partisi) olan sempatisini saklamıyordu. 1957′de yani ö?retmenlik okulundan 18 ya?ında mezun olur olmaz, İran’ın en fakir köylerinde ö?retmenlik yapmak için gönüllü olur. Do?up büyüdü?ü Azerbaycan’ın fakir köylerine geri döndü?ünde, yine tek bir çift ayakkabısı vardır…
18 ya?ındaki bu genç, Azerbaycan’ın henüz elektrik girmemi? fakir köylerinde ö?retmenlik yapmaya, çocuklara okuma yazmayı ö?retmeye ba?lar. ??retmenlik yapsın diye gönderildi?i bazı köylerde bırakın sırayı, karatahta ve hatta okulun kendisi bile ortada yoktur!
İyi ama karatahtasız nasıl ders verilebilir ki? Samed Behrengi zorluklardan yılmaz. Azeri çocuklarına “dünyanın en güzel masallarını” anlatmaya ba?lar. Masallarında derenin ötesindeki nehri, nehrin ötesindeki denizi hayal eden kara balık; bir karga ailesiyle dost olan küçük çocuklar; karıncalarla güne?le konu?an bir ?eftali a?acının öyküsü vardır…
Behrengi’nin masallarında kötüler de vardır elbet… Bir varmı? bir yokmu?larda, aslında uzun süre var olmayacak “kötü yürekli ?ah”lar vardır, hain testere balıkları, kötü büyük adamlar…
Behrengi’nin masallarındaki “kötü adam”ın kendisine benzedi?ini dü?ünen İran ?ahı Muhammed Rıza Pehlevi, 1968′in sonbaharında ajanlarına bu masal anlatan adamı öldürtür. Aras Nehri’nin kıyısında bo?ulmu? olarak bulunan Samed Behrengi, sadece ve sadece 29 ya?ındadır…
Samed Behrengi’nin biyografisine bu cinayet, çok can yakıcı bir deyim ile geçer: “…Bir ka?ık suda bo?uldu.”
Samed Behrengi’den geriye, sadece masallar kaldı. Küçük Kara Balık, Bir ?eftali Bin ?eftali, Kargalar, Bu Gelen Köro?lu’dur gibi çok sayıda masal kitabı 70 kadar dile çevrilip, dünyanın dört bir yanında yayınlandı.
Ece Ayhan’ın “Meçhul ??renci Anıtı” ?iiri, Behrengi için yazılmı? gibidir:
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha ya?asaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmü?türDevletin ve tabiatın ortak ve yanlı? sorusu ?uydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parma?ın tek ve do?ru kar?ılı?ı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.
(…)
Arkada?ları zakkumlarla örmü?lerdir ?u ?iiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocu?un kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız ku?lar gönderecek.
(…)

Küçüklüklerinde Behrengi okuyan insanları, bir bakı?ta tanıyabilirsiniz. Garip bir ?ekilde, hepsi iyi insanlardır… Yalan söylemeyi beceremezler, sessizdirler ve garip bir ?ekilde topra?ı, “do?u”yu severler. Bir kitap bu kadar mı etkiler insanları? Bu kadar mı benze?tirir?
Yoksa, yoksa siz de mi Behrengi ile büyüdünüz? Denize ula?maya çalı?an Küçük Kara Balık’ı okuduktan sonra, bir yarım ömürdür merak ettim bu sorunun cevabını:
Sizde de mi hep “denizlere çıkar sokaklar”?
(…)
…”Onu da yarın ak?am anlatırım” dedi Balık Nine “uyku saati geldi, iyi geceler.”
On iki bin küçük balık iyi geceler dileyerek yatmaya gittiler.
On bir bin dokuz yüz doksan dokuz küçük balık iyi geceler diledikten sonra yuvalarına gidip uzandılar, hemen de uykuya daldılar. Balık Nine de uyudu.
Ama küçük bir kırmızı balı?ın gözüne uyku girmedi. Bütün gece boyunca hep denizleri dü?ündü, dü?ündü?
(Küçük Kara Balık’ın son sayfasından)
.
















Son Yorumlar