<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi &#187; Arama sonuçları  &#187;  470</title>
	<atom:link href="http://www.burkinafasafiso.com/?s=470&#038;feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.burkinafasafiso.com</link>
	<description>Ali Işıngör'ün politika, açık yazılım, çizgi roman, tarih ve popüler kültür üzerine gündüz sayıklamaları...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Aug 2010 10:25:10 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Just for fun!</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/06/18/just-for-fun/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/06/18/just-for-fun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jun 2007 21:31:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burkinafasafiso.com/2007/06/18/just-for-fun/</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba! PC World dergisinde bu aydan itibaren açılan &#8220;10 Kaplan gücünde&#8221; sayfalarındaki ilk yazımda “tembellik hakkı”mı kullanayım dedim. Eminim derginin sıkı elemanlarından Daron Dedeoğlu, “Hem yazıyı geciktirdin hem de bunu ballandıra ballandıra anlatıyorsun, ne pis bir herifmişsin!” diyecektir ama siz boşverin onu :)&#8230;

Aslında “tembellik hakkı” deyip de geçmemek lazım. “Tembellik hakkı” bazı Avrupa devletlerinin iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba! <a href="http://www.pcworld.com.tr" title="PC World Türkiye">PC World</a> dergisinde bu aydan itibaren açılan &#8220;10 Kaplan gücünde&#8221; sayfalarındaki ilk yazımda “tembellik hakkı”mı kullanayım dedim. Eminim derginin sıkı elemanlarından Daron Dedeoğlu, “Hem yazıyı geciktirdin hem de bunu ballandıra ballandıra anlatıyorsun, ne pis bir herifmişsin!” diyecektir ama siz boşverin onu :)&#8230;</p>
<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/06/paul_lafargue.jpg" title="Paul Lafargue" alt="Paul Lafargue" align="left" height="374" width="250" /></p>
<p>Aslında “tembellik hakkı” deyip de geçmemek lazım. “Tembellik hakkı” bazı Avrupa devletlerinin iş ve çalışma kanunlarına kadar girmiş olan, son derece ciddi politik mücadelelerin sonunda elde edilmiş toplumsal kazanımlardan biri.</p>
<p>“Olur mu öyle saçma şey?” demeyin. “Tembellik hakkı”, Fransız sosyalizminin önemli düşünürlerinden Paul Lafargue&#8217;ın (kendisi <a href="http://www.burkinafasafiso.com/2005/11/06/karl-marx-ve-mahdumlari/" title="Karl Marx ve mahdumları">Karl Marx</a>&#8216;ın da damadıdır) 1883&#8242;te aynı adla yazdığı kitabında ortaya attığı, anarko-sendikalist hareketin sonradan kalkış noktalarından biri olacak bir kavramdır. Paul Lafargue abimiz özetle şunu der: “Kapitalizmin kâr ve ilerleme hırsı insanı köleleştirir ve kendisine yabancılaştırır. Peki, yaşamlarını çalışmakla geçiren insanların, bu çalışmalarının ne kadarı kendileri için? Pek azı! O halde yaşasın tembellik!”</p>
<p>Karl Marx&#8217;ın Das Kapital&#8217;inden sonra sosyalist literatürün en çok baskısı yapılan kitabı olan “Tembellik Hakkı”nda son derece iddialı öngörüler de vardır: Paul Lafargue&#8217;a göre, tembellik sadece bir edilgen miskinlik kaynağı değil; çoğu zaman eğlencenin, zekânın ve yaratıcılığın da en büyük kaynağıdır!</p>
<p>Tıpkı yazdığı ilk kitaba “Just for Fun” yani “Sadece Eğlenmek İçin” adını veren Linus Torvalds&#8217;ın da söylediği gibi&#8230; Biz Linux geliştiricileri bu işi öncelikle eğlenmek için yapıyoruz. Son derece eğlenceli, keyifli, esprili ve paylaşıma dayanan bir dünyamız var.</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Biz Linux kullanıcıları da eğlenceli adamlarızdır, aklımız her türlü fesada ve tembellik fırsatına iyi çalışır. Mesela üç Pardus geliştiricisinin (Görkem Çetin, Gürer Özen ve ben) bu aralar üzerinde çalıştığı “eğlence modeli” üzerinden gidelim. Hem bu örnek üzerinden Linux ile Microsoft arasındaki farkları anlatan birkaç da “sosyal meşaz” vermiş olalım.</p>
<p>İlerleyen yaşına ve önlerinde duran göbeklerine bakmayan bu üçlü, yelken sevdasına düştü. Biraz da şansın yardımıyla, İstanbul&#8217;un bir sanayi mahallesinde, bir duvara dayanmış halde, olimpik sınıf bir 470 tekne kabuğu bulduk ve onu donatmaya <a href="http://www.burkinafasafiso.com/?s=470" title="Eski yazılar burada">başladık</a>.</p>
<p>470 dediğimiz “Pardus teknesi”; olimpik sınıf, sadece 120 kilo, her yaştan insanın kullanabileceği, son derece hızlı bir tekne. Spinakker&#8217;ı ile birlikte 25 metrekare yelken alanına sahip ve sıkı bir rüzgârda anlık 20-22 knot (deniz mili) hızları yakalayabileceğiniz, tam bir canavar! Tıpkı Linux mantığındaki gibi maliyeti de son derece düşük oldu bizim için, sanırım işin sonunda tüm tekne ve donanım için üç arkadaş toplam 2.000 YTL kadar (şaka değil!) bir para harcamış olacağız&#8230;</p>
<p><img src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/06/470-mondiale-le-due-francesi.jpg" alt="Dunya kupasından bir goruntu" /></p>
<p>Sadece biz değiliz yelken sporu ile ilgilenen. Microsoft&#8217;un da bir yelken takımı var! Hemen sistem kaynaklarını pardon, teknelerinin özelliklerini söyleyeyim: Microsoft teknesi 12 metrenin üzerinde (Disc space), en az 5 tonluk ağırlığa (Recommended RAM), yarışına göre 8 ila 12 kişinin kullanmak zorunda olduğu (user friendly), 8-9 knot hızı aşamayan (Blue screen of death/mavi ekran) bir peynir gemisi&#8230;</p>
<p>Teknelerinin ismiyle de pek bir müsemmadır <a href="http://www.capital.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=982" title="Capital dergisinden bir haber...">kendileri</a>: &#8220;<strong>Eshquia</strong>&#8220;&#8230; :)</p>
<p>Üstüne üstlük hiç eğlenceli değil! Microsoftçular ne trapeze kalkabiliyorlar (hani yüksek hızlarda teknenin yanından sarkma işlemi var ya, işte o&#8230;) ne de hız görüyorlar.</p>
<p>Üzülmemek elde değil. Hani diyoruz, bu yazın sonuna doğru birkaç yarışta Microsoft teknesinin yanından hızla geçsek de, dünya gözüyle bir yakından görsek şu “sistem kaynaklarını” diyoruz :)&#8230; Üstüne üstlük “sahip olma maliyetleri” de (Total Cost of Ownership, TCO) çok yüksek! En az birkaç yüz bin dolar! Şimdi Microsoft&#8217;cular IDC gibi bir kuruma rapor hazırlatıp, teknelerinin bizimkinden 10 kat ucuza mal olduğunu iddia ederler! Buna benzer “Zihni Sinir” hesaplamalarını son dönemlerde sık sık yapıp, gazetelere tam sayfa ilan veriyorlar, “yersen” misali&#8230;</p>
<p>Şimdi bu yazıya bakıp bakıp, “Ne biçim yazı olmuş bu!” diyenler olabilir. Ne münasebet! Burada “iki rakip platformu” karşılaştırdık, hem de gerçek hayattan örnekler, gerçek maliyetleri vererek&#8230;</p>
<p>Bizim taraftaki maliyet bu. Peki, bilgisayarını Microsoft işletim sistemiyle, antivirüsü ve Office paketiyle satın alan milyonların ödediği maliyet?</p>
<p>Biz işin eğlencesindeyiz. Siz asıl oradan haber verin!</p>
<p>[ratings]</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p><strong>Not: </strong><em>Bu yazının daha uzun halini, PC World dergisinin haziran sayısında okuyabilirsiniz. Her ay orada eğlenceli bir şeyler yazıyorum :)&#8230;  </em></p>
<p><strong>470 fotoğrafı:</strong> Euronautica</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/06/18/just-for-fun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>470 macerası (4. Bölüm): &#8220;Going Lipton&#8221;</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2007/05/18/470-macerasi-4-bolum-going-lipton/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2007/05/18/470-macerasi-4-bolum-going-lipton/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2007 07:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2007/05/18/470-macerasi-4-bolum-going-lipton/</guid>
		<description><![CDATA[Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi uzun zamandır -Linux haricinde- içinde keyif içeren konulardan bahsetmez oldu, farkındayız&#8230;  Halbuki tanrının aralıksız çalışmak için yarattığı biz bahtsız kulların bile arada sırada küçük kaçamak fırsatları olabiliyor.
Çarşamba günü de öyle bir gündü&#8230; Ailenizin Pardus geliştiricisi Görkem Çetin ile birlikte eskiden şurada öyküsünü anlattığım 470 direklerini İstanbul Yelken Kulübü&#8217;nden teslim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2007/05/gurersan-ve-470.jpg" alt="Gürersan: “Yarış falan hikaye, tüm eğlencemiz Görkem olacak…” " align="left" hspace="2" vspace="2" /><a href="http://www.burkinafasafiso.com">Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi</a> uzun zamandır <em>-Linux haricinde-</em> içinde keyif içeren konulardan bahsetmez oldu, farkındayız&#8230;  Halbuki tanrının aralıksız çalışmak için yarattığı biz bahtsız kulların bile arada sırada küçük kaçamak fırsatları olabiliyor.</p>
<p>Çarşamba günü de öyle bir gündü&#8230; Ailenizin Pardus geliştiricisi Görkem Çetin ile birlikte eskiden <a href="http://burkinafasafiso.com/?s=yelken">şurada</a> öyküsünü anlattığım 470 direklerini İstanbul Yelken Kulübü&#8217;nden teslim almak ve teknenin diğer ihtiyaçlarını haziran ortasına kadar bir zaman zarfında tamamlamak için harekete geçtik.</p>
<p>470 direklerinden bahsedeyim biraz: 5.75 metre uzunluğundaki bu direkler, hafif olması için alüminyumdan hatta bazı uç örneklerde karbon alaşımlarından üretilir. Yukarı doğru giderek incelen konik bir profile sahip olan bu direkler, toplamda 25 metrekareye ulaşan devasa bir yelken alanını, bu alan üzerinde oluşan türbulans/itme/çekme kuvvetlerini ve trapez halinde tüm ağırlığını direğe yükleyen flokçuyu taşıyor.</p>
<p>Trapez, Görkem&#8217;in hâlâ ne olduğunu bilmediği ve bu nedenle de &#8220;<strong>Ben! Ben! Ben!</strong>&#8221; diye atladığı bir yelken seyir tekniği. Çok basit kelimelerle anlatmak gerekirse; rüzgârın yelken yüzeyi üzerinde yaptığı itme etkisi, teknenin rüzgâr altına doğru yatmasına (eğilmesine) neden olur. Yüksek hızlarda bu etkinin dengelenmesi için aksi yönde teknenin dışına uzanmak, hatta bazı durumlarda sadece ayaklarınızın ucu teknenin dışına dokunacak şekilde dışarı sarkmanız gerekir. Bu gibi durumlarda tüm ağırlığınız, direğin üstünden gelen ince bir çelik teldedir.</p>
<p>Trapez çok zevklidir. Abartırsanız kafanızı suya bile sokabilirsiniz. Tehlikesiyse şudur: Rüzgâr kesildiğinde trapezdeyseniz ve hızlı bir şekilde tekneye geri dönemezseniz, tekne üzerinize gelir ve alabora olursunuz. Buna yelkencilik âleminde &#8220;<strong>Going Lipton</strong>&#8221; denir, yani belinizdeki çelik telle &#8220;sallama çay poşeti misali&#8221; suya girersiniz :)&#8230;</p>
<p>Görkem Çetin&#8217;in ilk &#8220;Going Lipton&#8221;larını YouTube&#8217;da ve burada sizlerle paylaşacağımı şimdiden ilan ederim! :))</p>
<p>(&#8230;)</p>
<p>Tekne işi bir yana, Anadol STC hastası Erkan Tekman&#8217;a da bir müjde vereyim: Bugüne kalan sayılı STC&#8217;lerden biri, Seyrantepe&#8217;de bir atölyede yeniden hayata dönüyor.</p>
<p>Motoru ve tüm hareketli aksamı çalışır durumdaki STC, itinayla söküldü ve burun formu burada yeniden kalıba dökülerek baştan üretildi. Kum raspası da tamamlanan <a href="http://burkinafasafiso.com/2007/01/03/pardus-neden-anadol-stcdir/">Anadol Sport Touring Car</a>&#8216;ımız ile yakında birkaç tur atarız herhalde :)&#8230;</p>
<p>[ratings]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2007/05/18/470-macerasi-4-bolum-going-lipton/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>470 macerası (3. Bölüm): Direkler</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2006/10/01/470-macerasi-3-bolum-direkler/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2006/10/01/470-macerasi-3-bolum-direkler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Oct 2006 00:38:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2006/10/01/470-macerasi-3-bolum-direkler/</guid>
		<description><![CDATA[yelken, hayat

&#34;Havada-karada-suda&#34; uyduruk işletim sistemlerinin düşmanı, 800&#215;600 ekranda üç pencere ile çalışabilen pazarlama yalanlarının korkulu rüyası, intergalaktik işletim sisteminin can verdiği &#34;470&#34;imiz nihayet bugün direklerine kavuştu!
İstanbul Yelken Kulübü&#8216;nden Tolga Rangavis -ki kendisi dünya tatlısı bir adammış, bugün bunu öğrendik- büyük bir jest yaparak, kulubün temiz kullanılmış iki direğini &#34;uygun bir fiyata&#34; satın almamızı sağladı.
Direk deyip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tag v"><a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/yelken">yelken</a>, <a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/hayat">hayat</a></div>
<p>
<img style="width: 400px; height: 299px;" id="image326" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2006/10/ilkyardim%20cantas%C4%B1.jpg" alt="ilkyardim cantasÄ±.jpg" /><br />&quot;Havada-karada-suda&quot; uyduruk işletim sistemlerinin düşmanı, 800&#215;600 ekranda üç pencere ile çalışabilen pazarlama yalanlarının korkulu rüyası, <a href="http://www.pardus.org.tr" title="Pardus">intergalaktik işletim sisteminin</a> can verdiği &quot;470&quot;imiz nihayet bugün direklerine kavuştu!</p>
<p><a href="http://www.istanbulyelken.org.tr/">İstanbul Yelken Kulübü</a>&#8216;nden <strong>Tolga Rangavis</strong> -ki kendisi dünya tatlısı bir adammış, bugün bunu öğrendik- büyük bir jest yaparak, kulubün temiz kullanılmış iki direğini &quot;uygun bir fiyata&quot; satın almamızı sağladı.</p>
<p>Direk deyip de geçmemek lazım, satın aldığımız direkler her ne kadar ikinci el olsa da, olimpik ölçülerde ve bizden önce önce çeşitli yarışlarda (Avrupa Şampiyonası diye bir laf duydum sanki:) kendilerini ispatlamışlar. Yani direklerimiz, teknemiz gibi olimpik standartları yakalamış durumda!</p>
<p>Peki, şimdi geriye &quot;kabaca&quot; neler kaldı?</p>
<blockquote><ol>
<li>Ana yelken bumbası (İYK aracılığıyla hallediliyor)</li>
<li>Bir adet ana yelken, flok ve balondan (spinakker) oluşan armamız (Yine İYK aracılığıyla hallediyoruz)</li>
<li>Yeni salma ve dümen palaları (Atölyede kendimiz yapıyoruz)</li>
<li>Iskota makarası (Edineceğiz elbet)</li>
<li>Teknelerin şu an bulundukları atölyede küçük bir jelkot makyajı ile &quot;jilet gibi&quot; yapılması ve boyanması</li>
<li>Beşinci işlemin tamamlanmasını takiben teknelerin İYK&#8217;ya götürülmesi</li>
<li>İYK tamirhanesinde direk pabucu, cem kilitlerin yerlerine bağlanması</li>
</ol>
</blockquote>
<p>Gürer ile bir aksilik olmazsa, bir iş daha yapacağız. İYK&#8217;nın &quot;lisanslı&quot; sporcuları olacağız!</p>
<p>(&#8230;)&nbsp;</p>
<p>Yukardaki resme gelince&#8230;</p>
<p>Kendileri Pardus teknesine satın alınan ilk &quot;donanım&quot;tır. Bu bir &quot;<strong>ilkyardım seti</strong>&quot;dir, bazı münafıklarca başka başka yorumlar yapılabilir, lütfen bu yalanlara kanmayınız!</p>
<p>[ratings]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2006/10/01/470-macerasi-3-bolum-direkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>470 macerası (2. Bölüm):Ship Ahoy!</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2006/09/22/470-macerasi-2-bolumship-ahoy/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2006/09/22/470-macerasi-2-bolumship-ahoy/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2006 19:51:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2006/09/22/470-macerasi-2-bolumship-ahoy/</guid>
		<description><![CDATA[yelken, gpl, hayat
Görkem Çetin, Gürer Özen ve bendeniz, bir süre önce hikâyesini yine burada anlattığımız teknelerimize nihayet kavuştuk! Haramidere&#8217;deki bir atölyeden kamyonetle bu iki tekneyi nasıl getirdiğimizi anlatmadan önce, şu 470 neymiş onu bir anlatalım&#8230;


470, adını kendi uzunluğundan alan olimpik sınıf bir yelkenlidir. İlk olarak 1963&#8242;te ünlü Fransız deniz adamı/gemi inşaa mühendisi André Cornu tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tag v"><a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/yelken">yelken</a>, <a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/gpl">gpl</a>, <a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/hayat">hayat</a></div>
<p><a href="http://www.gorkemcetin.com" title="&quot;Yelkenleri pamuklu bezden yapsak olmaz mi?&quot; diye soran adam">Görkem Çetin</a>, <a title="Soru karsisinda sukunetini muhafaza eden adam :)" href="http://www.6kere9.com">Gürer Özen</a> ve bendeniz, bir süre önce hikâyesini yine <a title="470 macerası (1. Bölüm)" href="http://burkinafasafiso.com/2006/09/02/470-macerasi-1-bolum/">burada</a> anlattığımız teknelerimize nihayet kavuştuk! Haramidere&#8217;deki bir atölyeden kamyonetle bu iki tekneyi nasıl getirdiğimizi anlatmadan önce, şu 470 neymiş onu bir anlatalım&#8230;
</p>
<p><img width="300" height="400" align="left" alt="gurer ve ben calisiyoruz gorkem ise fotograf cekiyor :)" src="http://www.burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2006/09/tekne%20kamyonete%20yuklenirken.jpg" id="image323" style="border-style: solid; border-width: 0px; margin: 2px; padding: 0px; width: 300px; height: 400px;" /></p>
<p>470, adını kendi uzunluğundan alan olimpik sınıf bir yelkenlidir. İlk olarak 1963&#8242;te ünlü Fransız deniz adamı/gemi inşaa mühendisi <a href="http://www.sailing.org/default.asp?PID=14656">André Cornu</a> tarafından tasarlanan bu tekne, dünyanın en başarılı centerboard formlarından biri olarak kabul edilir.</p>
<p>4 metre 70 santim boyuyla o kadar dengeli bir tasarımdır ki bu, çoğu modern yelkenlinin de kalkış noktası olmuştur. Sadece <strong>120 kiloluk</strong> bir ağırlığa sahip olmasına karşın, 25 metrekareyi aşan (balon ile) yelken alanı ile sizi kelimenin tam anlamıyla uçurabilir! Bir anda <strong>20 Knot</strong>&#8216;lık hızlara ulaşmak ve sudan iki metre yukarda trapeze kalkmak (teknenin yanından dışarı doğru uzanarak dengeyi kurmaya yönelik, son derece keyifli bir olay) kesinlikle sürpriz olmaz&#8230;</p>
<p>Öte yandan, yelkencilikten anlayan bir baba-oğulun da fazla zorlanmadan kullanabileceği bir teknedir 470. Zaten André Cornu&#8217;nun bu tekneyi tasarlarken amacı da, tam olarak budur. 1910 yılında doğan Cornu, oğluyla birlikte kullanabileceği, hızlı, atletik ve eğlenceli bir tekneyi tasarlamayı hedeflemişti. Gerçekten de 470, hem durgun sulu göllerde hem de kıyılarda esen şiddetli havalarda kullanabileceğiniz, farklı havalarda farklı keyifler sunan, sıradışı bir teknedir. Rüzgâra hükmetmeyi bilmeyenlerin ise kesinlikle &quot;uzak durması&quot; gereken bir tehlikeli alettir! </p>
<p>470, iç hacim itibariyle de bir pirat ya da 420 kadar rahatsız edici de değildir. Devrildiğinde kolay kolay batmaz ve suda tekneyi çevirerek eski haline getirmek de çok zor değildir. Bir 470 ile &quot;kafa dinlemek&quot; için Adalar&#8217;a doğru yelken basabilir, iyice uzmanlaştıktan sonra kıyıdan kıyıya seyretmek ve sert havalara dikkat etmek kaydıyla daha uzun mesafeleri de katedebilirsiniz&#8230;</p>
<p>Ha, bu arada çok da pahalı bir tekne değildir. Bu aralar üçümüze (Ben, Gürer ve Görkem) sağdan soldan yöneltilen &quot;<em>Abi, duydum ki <strong>bir yat</strong> almışsınız, nereden buldunuz bu kadar parayı?</em>&quot; türünden sorular arttığından, hemen bir açıklama getirelim:</p>
<p>Teknemiz adı üstünde bir 470&#8242;tir ve bir balıkçı sandalıyla aynı boyda olan bu teknenin hammaddesi, apartmanlardaki su depolarında da kullanılan fiberglass olduğundan, son derece ucuzdur. Birinci el fiyatı ne kadardır bilemeyeceğim ama eğer bizim gibi nerede arayacağınızı biliyor ve biraz da &quot;şanslı&quot;ysanız, çiçek gibi bir ikinci elini bizim gibi <strong>650</strong> liraya düşürmeniz de mümkün!</p>
<p>Evet, yatımızı pardon &quot;470&quot;imizi <strong>650</strong> liraya aldık! Bir başka deyişle, kişi başına tam 216 lira! Ayıptır söylemesi, abim Cüneyt Işıngör&#8217;ü de kandırıp, hazır bulmuşken ikincisini de satın aldık! Ve tüm bunlar bir tonluk fiber su deposundan ucuza geldi :)&#8230;</p>
<p>Şimdi sıra teknelere direk bulmakta&#8230;</p>
<p>Yakında bu dünyada dikili bir de &quot;direğimiz&quot; olacak. Gerisini de o gün anlatırız artık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr width="100%" size="2" />
<p>Not: Eskiden Karayipler&#8217;de, ufukta bir tekne  göründüğünde, direğe çıkan korsan &quot;Ship Ahoy!&quot; yani &quot;Ufukta bir tekne!&quot; diye bağırarak arkadaşlarına haber verirmiş. Bizimki de biraz o hesap: Ufukta teknemiz görünmeye başladı&#8230; :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2006/09/22/470-macerasi-2-bolumship-ahoy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>470 macerası (1. Bölüm)</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2006/09/02/470-macerasi-1-bolum/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2006/09/02/470-macerasi-1-bolum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Sep 2006 09:41:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2006/08/25/deneme-yeni-wysiwyg-eklentisi/</guid>
		<description><![CDATA[yelken, gpl, pardus
Kısa bir süre önce, bir atölyenin kenarında duran bir 470 bulduğumuzu ve bununla ilgili planlarımızı anlatmıştık hatırlarsanız&#8230; &#34;Pardus teknesi&#34; açık yazılım dünyasının bir parçası olduğuna göre, bu taraftaki yeni gelişmeleri anlatmak&#160; da boynumuzun borcu oldu artık&#8230;
Geçtiğimiz ayın ortasında söz konusu atölyenin kenarında duran tekneyi görmeye gittik. Tekne beklediğimizden kötü durumdaydı ama tamir edilmeyecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tag v"><a href="http://del.icio.us/velista/yelken" rel="tag">yelken</a>, <a href="http://del.icio.us/velista/gpl" rel="tag">gpl</a>, <a href="http://del.icio.us/velista/pardus" rel="tag">pardus</a></div>
<p><img width="259" height="400" style="border: 2px solid rgb(187, 187, 255); margin: 0px; padding: 0px; width: 259px; height: 400px;" id="image307" src="http://burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2006/09/470.jpg" alt="470" /><br />Kısa bir süre önce, bir atölyenin kenarında duran bir 470 bulduğumuzu ve bununla ilgili planlarımızı anlatmıştık hatırlarsanız&#8230; &quot;<strong>Pardus teknesi</strong>&quot; açık yazılım dünyasının bir parçası olduğuna göre, bu taraftaki yeni gelişmeleri anlatmak&nbsp; da boynumuzun borcu oldu artık&#8230;</p>
<p>Geçtiğimiz ayın ortasında söz konusu atölyenin kenarında duran tekneyi görmeye gittik. Tekne beklediğimizden kötü durumdaydı ama tamir edilmeyecek gibi de değildi. Seyrantepe&#8217;de yerini yarım saatte bulduğumuz bir işhanının yanında ters duran teknenin üzerine yandaki inşaatın bilmemkaçıncı katından bir tuğla düşmüş ve salma kasasının hemen yanında 10 santim çapında kocaman bir delik açmıştı. Sorunlar bununla da sınırlı değildi, teknenin dış kabuğunda sayamayacağımız kadar çok &quot;osmos çatlağı&quot;, artık çamaşır ipine dönmüş paslı galvaniz ıstralyalar gibi başka masraf kapılarımız da vardı&#8230;</p>
<p>Peki, bunu İstanbul&#8217;da &quot;hakkıyla&quot; kim tamir eder? Hayatta tanıdığım en iyi denizci olan babam Mümtaz Işıngör&#8217;e başvuruldu hemen:</p>
<blockquote><p>&quot;Valla vaktim ve İstanbul&#8217;a dönmeye niyetim olsaydı bunu bizim atölyede yapardık, ama bu işi benden iyi yapacak bir ahbabım var, Mühendis Hüseyin Bey. Bir selamımı söyle, seninle kesin ilgilenir&#8230;&quot;</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mühendis Hüseyin Bey&#8217;i bulmamız bir haftayı buldu. Türk denizcilik sektöründe bir zamanlar bir efsane olan &quot;<strong>İstanbul Yat</strong>&quot;ın sahibi Hüseyin Bey, defalarca iflasın eşiğinden dönmüş, korkunç zararlar etmiş olmasına rağmen denize küs(e)memiş. 25 yıl çabadan sonra &quot;isteksizce de olsa&quot; tekne yapım işinden çekilerek, otomotiv sektörüne atılmaya hazırlanan Hüseyin Bey, arama sebebimizi duyunca, o bile heyecanlandı:</p>
<blockquote><p>&quot;Ali Bey buyrun, tekneyi elbet burada tamir ederiz&#8230; Bu arada benim atölyede de bir kenarda yıllardır duran iki tane 470 var, ben de onları ne yapacağımı bilmiyorum!&quot;</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Körün istediği bir göz, tanrı bir tane vermiş, yanına da iki tane bonus eklemiş! Olacak şey mi, İstanbul&#8217;da atölye kenarlarında duran üç farklı 470 bulmak? </p>
<p>Biz vallahi bulduk!</p>
<p>Perşembe günü Cüneyt abim, ben, Görkem Çetin ve saygıdeğer refikası Filiz Hanım arabaya atladığımız gibi Hüseyin Bey&#8217;in Hadımköy&#8217;deki atölyesine gittik&#8230; Gerçekten de bir duvara dikine yaslanmış, iki 470 gözümüzün önündeydi! Tekneler çok temiz durumdaydı. Eski bir aile dostumuz olan Hüseyin Bey ile biraz sohbet edip dertleştikten sonra, iki tekneyi birden (birisi bizim, diğeriyse Cüneyt&#8217;in oldu) satın aldık.</p>
<p>Kısacası artık bir teknemiz var! :)</p>
<p> Geriye, bu tekneye olimpik standartlara uygun bir direk bulmak kaldı. Direği de bulduktan sonra tekneyi donatmak kolay iş&#8230;</p>
<p>[ratings]</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr width="100%" size="2" />
<p>Not: <a href="http://6kere9.com/blog/index.php" title="altı kere dokuz">Gürersan</a>, ben ve <a title="fasulye, teknenin maskotu, acil durumda denize bırakılacak safra" href="http://www.gorkemcetin.com">Görkem</a> yakında teknenin fotoğraflarını sizlerle paylaşmaya başlayacağız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2006/09/02/470-macerasi-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pardus&#8217;un yelkeni olsa, açsa da gelse</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2006/08/06/pardusun-yelkeni-olsa-acsa-da-gelse/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2006/08/06/pardusun-yelkeni-olsa-acsa-da-gelse/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Aug 2006 22:31:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/2006/08/06/yilmaz/</guid>
		<description><![CDATA[yelken, gpl, pardus
&#160;Deniz ve yelken bu hayatı katlanır kılan az sayıdaki şeylerden biridir. Bir diğerini geçenlerde anlatmıştım. İlginçtir, Pardus ekibi içinde birbirinden habersiz çok sayıda yelkensever yaşıyormuş. &#34;Ne yapsak da bir yelkenli bulsak&#34; diye düşünürken, arayışlarımız neticesini verdi. Sanayi Mahallesi&#8217;nde bir atölyenin bir kenarında duran bir 470 bulduk, bir aksilik olmazsa bu hafta içinde durumuna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tag v"><a href="http://del.icio.us/velista/yelken" rel="tag">yelken</a>, <a href="http://del.icio.us/velista/gpl" rel="tag">gpl</a>, <a href="http://del.icio.us/velista/pardus" rel="tag">pardus</a></div>
<p>&nbsp;<a href="http://burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2006/08/470.jpg"><img width="300" height="400" style="border: 2px solid rgb(187, 187, 255); margin: 0px; padding: 0px; width: 300px; height: 400px;" id="image295" src="http://burkinafasafiso.com/wp-content/uploads/2006/08/470.jpg" alt="470" /></a><br />Deniz ve yelken bu hayatı katlanır kılan az sayıdaki şeylerden biridir. Bir diğerini geçenlerde <a href="http://burkinafasafiso.com/2006/07/23/insan-niye-yasar/">anlatmıştım</a>. İlginçtir, Pardus ekibi içinde birbirinden habersiz çok sayıda yelkensever yaşıyormuş. &quot;Ne yapsak da bir yelkenli bulsak&quot; diye düşünürken, arayışlarımız neticesini verdi. Sanayi Mahallesi&#8217;nde bir atölyenin bir kenarında duran bir 470 bulduk, bir aksilik olmazsa bu hafta içinde durumuna bakıp tamiratına (Ben, Gürer ve Görkem) başlayacağız.</p>
<p>Teknenin ismi henüz belli değil, ama bir gün vapurda gazetenizi okurken yanınızdan hızla geçen bir <span style="background-color: rgb(255, 255, 0);">Pardus</span> görürseniz şaşırmayın, e mi?</p>
<p>[ratings]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2006/08/06/pardusun-yelkeni-olsa-acsa-da-gelse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süleyman</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2005/12/30/suleyman/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2005/12/30/suleyman/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2005 08:27:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[kültür, etimoloji

Süleyman. Kökenini M.Ö. 8. ve 9. yüzyıl İbranice&#8217;sinden alan bu kelimenin kökeni &#8220;Şelomoh&#8221;dan geliyor. &#8220;Barış&#8221; anlamına gelen bu kelimenin izlerini Ortadoğu coğrafyasında kullanılan pek çok dilde görebilirsiniz.
İsraillilerin kullandığı &#8220;Şalom&#8221; yani barış sözcüğü, kanlı bıçaklı oldukları Arap komşularının dilinde &#8220;Selamün Aleyküm&#8221;lü terennümlere dönüşür. &#8220;Selamün Aleyküm&#8221; derken temenna çekmek makbuldür, sağ elinizin parmaklarının ucuyla önce göğüse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/k%C3%BClt%C3%BCr">kültür</a>, <a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/etimoloji">etimoloji</a></div>
<p><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/Suleyman??n"><img border="0" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/Suleyman%3F%3Fn%20h%3F%3Fkm%3F%3F.jpg" /></a><br />
Süleyman. Kökenini M.Ö. 8. ve 9. yüzyıl İbranice&#8217;sinden alan bu kelimenin kökeni &#8220;Şelomoh&#8221;dan geliyor. &#8220;Barış&#8221; anlamına gelen bu kelimenin izlerini Ortadoğu coğrafyasında kullanılan pek çok dilde görebilirsiniz.</p>
<p>İsraillilerin kullandığı &#8220;Şalom&#8221; yani barış sözcüğü, kanlı bıçaklı oldukları Arap komşularının dilinde &#8220;Selamün Aleyküm&#8221;lü terennümlere dönüşür. &#8220;Selamün Aleyküm&#8221; derken temenna çekmek makbuldür, sağ elinizin parmaklarının ucuyla önce göğüse ardından da dudaklara ve alna dokursunuz. Anlamı, &#8220;Kalbimde yeriniz var, isminiz ağzımda ve hep aklımdasınız&#8221;dır. Birazdan sizi şaşırtacak başka bir etimolojik açıklamaya giriş olsun diye yazalım. Temenna kelimesi &#8220;temenni&#8221; ve &#8220;amenna&#8221; kelimelerinin üleşmesiyle oluşmuştur. Anadolu&#8217;da yolcu uğurlayanların ağzından da aynı kelime dökülür: &#8220;Selametle!&#8221;</p>
<p>Süleyman&#8217;ın kökenini &#8220;Şelomoh&#8221;tan aldığını söylemiştik. Peki, ya Şelomoh kökenini nereden alıyor? Şimdi sıkı durun: Antik Mısır dilinde &#8220;Şe-el&#8221; (huzur) &#8220;Amon&#8221; (Antik Mısır&#8217;ın rüzgâr ve güneş tanrısı) kelimelerinin bileşiminden oluşmuştur bu isim!</p>
<p>Bir peygamberin adını bir Mısır tanrısından alması size inandırıcı gelmedi mi? O da bir şey mi? Dualardan sonra söylenen &#8220;Amen/Amin&#8221; kelimelerinin nereden geldiğini sanıyorsunuz? Aynı Mısır tanrısının adından! Peki, ya üçüncü halife &#8220;Osman&#8221;ın adının etimolojik kökeni?</p>
<p>Neyse, sanırım bugünlük bu kadarı yeter. Daha fazlasını anlatırdım ama&#8230;</p>
<p>Süleyman&#8217;ların en ünlüsü hiç kuşkusuz Hazreti Süleyman&#8217;dır. Eski Ahit&#8217;e göre İsrail&#8217;in büyük krallarından biri olan Hz. Süleyman, Hz. Davut&#8217;un oğludur ve doğaüstü güçlerle donatılmıştır. Ateşe, rüzgâra, kuşlara ve cinlere hükmetmektir onun mucizesi. Kuran&#8217;ı Kerim&#8217;de Hz. Süleyman&#8217;a verilen güçler şöyle anlatılır:</p>
<blockquote><p>Süleyman, Davud&#8217;a mirasçı oldu ve dedi ki: &#8220;Ey insanlar, bize kuşların konuşma-dili öğretildi ve bize herşeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür&#8221;. Süleyman&#8217;a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. (Neml 16-17)</p></blockquote>
<p>Efsaneler ve kutsal kitaplar, Hz. Süleyman&#8217;a bugüne dek kimseye bahşedilmeyen bir krallık verildiğinden bahseder. Nil Nehri&#8217;nden Fırat&#8217;a kadar olan topraklarda 40 yıl boyunca hüküm süren bu kral/peygamberin, temelleri şimdi Kudüs&#8217;te Mescid-ül Aksa&#8217;nın altında kalan Kudüs Tapınağı&#8217;nı inşa ettiği iddia edilir.</p>
<p>Hazreti Süleyman&#8217;dan daha büyük bir krallığa sahip olan bir Süleyman daha vardır elbet. Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman 1566 yılında öldüğünde, ardında Viyana kapılarından Azerbaycan&#8217;a, Yemen&#8217;den Fas&#8217;a kadar uzanan devasa bir imparatorluk bırakmıştı. &#8220;Sultan Süleyman&#8217;a bile kalmadı dünya&#8221; sözü, onunla anlamlanmıştı.</p>
<p>İster asıl adı Amon olsun ister Şelomoh, &#8220;Süleyman&#8221; tüm dinlerde, tüm zamanlarda gücün, barışın ve ölümsüzlüğün semboldür.</p>
<p>İstanbul&#8217;un terkedilmiş bir mezar taşından seslenir bize ölümsüzlük:</p>
<blockquote><p>&#8220;Bir zamanlar ben de Süleyman idim,<br />
Ateşe rüzgâra hükümdar idim,<br />
Sanma ki Hazreti Süleyman idim,<br />
Galata&#8217;da Ateşci Süleyman idim!&#8221;</p></blockquote>
<p>Bir Süleyman daha var elbet. &#8220;Üs yok tesis var&#8221; diyen; darbelerde tankın üzerine çıkmaya cesaret edemeyen; Cavit Çağlar, Kamuran Çörtük, Yahya ve Murat Demirel&#8217;li aile fotoğrafı bize ilelebet gülümseyen, &#8220;Gayri Kanuni Süleyman&#8221; var ama&#8230; Neyse, o da başka bir yazının konusu olsun.</p>
<p>Resim: Süleyman&#8217;ın Hükmü / Nürnberg yazmaları (1470&#8242;ler)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2005/12/30/suleyman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıp şehrin sokak haritası</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2005/08/26/kayip-sehrin-sokak-haritasi/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2005/08/26/kayip-sehrin-sokak-haritasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Aug 2005 20:34:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[focus, tarih, istanbul

Çok çalışmam lazım, çooook! İki gündür uyku tutmuyor beni. Çok yoğun bir çalışma dönemine girdiğimde dünyanın en huysuz, nalet adamı olur çıkarım. Yine öyle bir döneme girdim.
Dün ekim sayısının gündem toplantısını yaptık ve hayatımdaki en yoğun iş yükünü aldım üzerime. Bu ay derginin hem kapak konusunu hem de özel ekini ben yapacağım. İyimser [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/focus">focus</a>, <a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/tarih">tarih</a>, <a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/istanbul">istanbul</a></div>
<p><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/Nuremberg%20halic-01.jpg"><img border="0" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/Nuremberg%20halic-01.jpg" /></a><br />
Çok çalışmam lazım, çooook! İki gündür uyku tutmuyor beni. Çok yoğun bir çalışma dönemine girdiğimde dünyanın en huysuz, nalet adamı olur çıkarım. Yine öyle bir döneme girdim.</p>
<p>Dün ekim sayısının gündem toplantısını yaptık ve hayatımdaki en yoğun iş yükünü aldım üzerime. Bu ay derginin hem kapak konusunu hem de özel ekini ben yapacağım. İyimser tahminlerle 32 sayfalık bir ekin üzerine 9 sayfalık bir kapak dosyası demek bu&#8230;</p>
<p>Ekim ayında Focus&#8217;un yanında vermek için üzerinde harıl harıl çalıştığım ekin adı: &#8220;Kayıp Şehrin Sokak Haritası&#8221;. Megaralılardan bu yana 3.000 yıllık bir yerleşime sahne olan bu kentin şehir planı, bugün bile bazı yerlerde varlığını hiç değiştirmeden koruyor. Öyle ki, bazı sokakların sadece adları değişmiş! Fetih öncesi İstanbul&#8217;unu resmeden kimi gravürlerde, oturduğunuz ya da içinden geçtiğiniz bazı sokakların 800 yıl önceki halini görebilirsiniz!</p>
<p>1.200 yıl önceki kilise yazmalarına, 1470&#8242;lerden kalma Nuremberg yazmalarına, Matrakçı Nasuh&#8217;un minyatürlerine bakarak bir şehrin kaybolmuş sokak haritasını çıkartacağız bu ay&#8230; Zor, zor olduğu kadar da sayısız arkeolog ve tarihçi ile konuşmamızı, onlara danışmamızı gerektirecek bir ek bu&#8230;</p>
<p>Aslında uzun bir süredir merak ettiğim ve üzerine 3-4 yıldır çeşitli bilgi kırıntılarını topladığım bir konuydu bu. İstanbul&#8217;un bazı mahalleleri (Samatya, Balat, Küçükpazar, Laleli&#8217;nin arka sokakları) şehir planı açısından, üç aşağı beş yukarı, 1.000 yıl öncesine kıyasla hiç değişmemiş durumdalar. Örneğin, Kocamustafapaşa tren istasyonunun arkasındaki Marmara Caddesi ya da Cankurtaran mahallesinin sokakları 1.000 yıldır sadece isim değiştirdiler. Örnek mi?</p>
<p><a href="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/1600/Nuremberg%201493-03.jpg"><img border="0" src="http://photos1.blogger.com/blogger/5296/1001/320/Nuremberg%201493-03.jpg" /></a></p>
<p>Nuremberg Yazmaları adıyla ünlenen ve 1470 ile 1495 arasına tarihlenen ünlü gravür kitabında yer alan, yukardaki İstanbul tablosunda örneğin, Amiral Tafdil Sokağı&#8217;nı görmemek mümkün mü? Hartmann Schedel&#8217;in çizdiği bu gravür, bugün bile bir turistin işine yarayabilir&#8230; Haritadaki gerçeklik muhteşemdir: II. Bayezid zamanında Ayasofya&#8217;nın henüz iki minaresi vardır, Hipodrom&#8217;un bugün de ayakta duran güney kanadını, Teodosius sütununu, Küçük Ayasofya&#8217;yı (?) ve son dönemde arkeolojik kazılarda temelleri bulunan Aya Ekklesia&#8217;yı görüyoruz haritada!</p>
<p>Semt isimleri ise başka bir âlemdir. Bugün kullandığımız bazı semt ve sokak adlarının &#8220;Bizans azizlerine&#8221; ait olduğunu söylesem ne dersiniz? Belki de bunu yazmamak en iyisi, neme lazım, birileri &#8220;istemezüük&#8221; diye ayaklanır, 1.000 yıllık sokağın adını değiştirilmesine de ben vesile olurum! Eh, bu vebalin altında da yaşanmaz&#8230;</p>
<p>Neyse, devamını açıkçası ben de merak ediyorum :)&#8230;</p>
<p>Kapak konumuza gelince&#8230; Bunu bir süreliğine daha gizli tutmak istiyorum, ama emin olun, herkesten önce siz öğreneceksiniz!</p>
<p>Sağlıcakla-Ali</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2005/08/26/kayip-sehrin-sokak-haritasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Patent &#8220;bilim adamı&#8221;nı değil,  bilginin &#8220;mülkiyetini&#8221; korur!</title>
		<link>http://www.burkinafasafiso.com/2005/05/03/patent-bilim-adamini-degil-bilginin-mulkiyetini-korur/</link>
		<comments>http://www.burkinafasafiso.com/2005/05/03/patent-bilim-adamini-degil-bilginin-mulkiyetini-korur/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 May 2005 20:19:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>AliIsingor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blogger]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://burkinafasafiso.com/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[patent, creative commons, gpl

Biliyorum, Focus gibi bir &#8220;popüler kültür ve bilim&#8221; dergisinin Yazı İşleri Müdürü&#8217;nün bunu söylemesi çok alışıldık birşey değil&#8230; Eh, ne de olsa bu tartışmanın öbür yanında duranların arasında ilaç endüstrisi, yazılım şirketleri, elektronik devleri ve hepsinden önemlisi &#8220;reklamveren&#8221; var&#8230;
Sanat ve fikir ürünlerinde patent uygulaması, Venedik Cumhuriyeti&#8217;nde 1470&#8242;lerde ortaya çıkan bir uygulama. Asıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/patent">patent</a>, <a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/%22creative%2Bcommons%22">creative commons</a>, <a rel="tag" href="http://del.icio.us/velista/gpl">gpl</a></div>
<p><a href="http://photos1.blogger.com/img/200/5111/1024/creative%20commons%20adamlari.jpg"><img border="0" src="http://photos1.blogger.com/img/200/5111/320/creative%20commons%20adamlari1.jpg" /></a><br />
Biliyorum, <a href="http://www.focusdergisi.com.tr/">Focus</a> gibi bir &#8220;popüler kültür ve bilim&#8221; dergisinin Yazı İşleri Müdürü&#8217;nün bunu söylemesi çok alışıldık birşey değil&#8230; Eh, ne de olsa bu tartışmanın öbür yanında duranların arasında ilaç endüstrisi, yazılım şirketleri, elektronik devleri ve hepsinden önemlisi &#8220;reklamveren&#8221; var&#8230;</p>
<p>Sanat ve fikir ürünlerinde patent uygulaması, Venedik Cumhuriyeti&#8217;nde 1470&#8242;lerde ortaya çıkan bir uygulama. Asıl kurumsallaşmasını ise 1790&#8242;da, ABD başkanı Thomas Jefferson&#8217;un Amerikan Patent Enstitüsü&#8217;nü bizzat kurmasıyla yaşamış. Oradan da Paris ve Londra&#8217;ya sıçramış. Patent çılgınlığının Amerika&#8217;yı sarması ise tam iki asır sonrasına, 1980&#8242;lerde elektronik endüstrisinin şaha kalkmasıyla yaşandı. İnsanlar zengin olma hayaliyle akla gelebilecek herşeyin patentini almaya başladılar. Patent yasalarının yetersizliği buna da izin veriyordu&#8230;</p>
<p>Bugüne dek nelerin patenti alınmadı ki? Örneğin, saçları tepeden açılan arkadaşlarını yanlardan uzattıkları lülelerini tepelerine atarak kellerini sakladığı saç tarama biçimi! Sahil beldelerimizin vazgeçilmezlerinden biri olan bu saç stilinin patenti, 1977&#8242;de uyanık bir Amerikalı tarafından 4.022.227 no&#8217;lu buluş olarak alınmış!</p>
<p>Daha yakın zamanlara gelelim mi? Örneğin Amazon.com&#8217;un internet üzerinde tek tıklamayla alışveriş sürecini bitirmenin patentini alması! Şaka değil, bugün dünyanın tüm e-mağazaları alışveriş işlemini tek tıklama ile halledebilmek için Amazon&#8217;un patronuna para ödemek zorundalar! Bu birşey mi? Lycra, teflon derken bildiğimiz naylonun bile patenti alınmış durumda!</p>
<p>Patentlerin en korkuncu ise hiç şüphesiz, ilaç endüstrisinin devleri tarafından alınan patentler. 1800&#8242;lerdeki sömürge çağını anımsatırcasına, dünyanın tropik ormanlarından getirilen doğal özleri çoktan aralarında paylaşmış durumdalar. Bu maddelerin milyon dolarlık laboratuarlarda bulunan yeniden üretim yöntemleri, patentlerin sonsuz güvencesi altında çok daha büyük kârlara dönüşecekleri günü bekliyorlar.</p>
<p>İlaç firmalarının kâr hırsı yüzünden, bugün AIDS&#8217;in hastalıklı bünyede ilerlemesini durduran ilaçlar, Afrika&#8217;da hastalığa tutulan 30 milyon insana iletilemiyor. İlaç firmalarının Amerika&#8217;da kutusunu 1.200 dolara sattığı bu ilaçlar, patentsiz üretilmeleri halinde, sadece 30 dolara mal edilerek, milyonlarca Afrikalının ölmesini engelleyebilir!</p>
<p>Neyse, ne demiştik: &#8220;Patent bilim adamını değil, bilginin mülkiyetini korur&#8230;&#8221; Burada aklıma Dante&#8217;nin İlahi Komedya&#8217;sının ilk satırları geliyor: &#8220;Hayat yolunun ortasında/ kendimi koyu bir karanlıkta buldum&#8230;&#8221;</p>
<p>Cahit Sıtkı &#8220;patenti alınmamış&#8221; bu mısraları ödünç alıp, &#8220;Yaş 35/ yolun yarısı eder/ Dante gibi ortasındayız ömrün&#8230;&#8221; der. İlahi Dante Alighieri! İyi ki bu alemin uyanığı olmaya sen de niyetlenmemişsin! Yoksa kim yazacaktı senden sonra &#8220;35 yaş&#8221; şiirini?</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Not: Tüm bu hikayeyi neden yazdığımı ve yan sütundaki CC (Creative Commons) simgesinin ne demek olduğunu yarın anlatacağım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burkinafasafiso.com/2005/05/03/patent-bilim-adamini-degil-bilginin-mulkiyetini-korur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
