Åžark Tuhafiyesi
18 Temmuz 2007
Diyarbakır’dayım. Sanırım Erkan’ın dediÄŸine geldim ve gazetecilik yanım yine ağır bastı. İtalyan Il Sole 24 Ore gazetesi adına, ben ve Alberto Negri seçimleri izlemek üzere “DoÄŸu’nun Paris’i” de denen Diyarbakır’dayız…
İşin Paris kısmını pek tartışmak istemiyorum, ama bildiÄŸim ve sözümü esirgemekten çekinmeyeceÄŸim bir ÅŸey varsa, o da bu kenti aslında en güzel anlatacak tamlamanın eski Hançepek Mahallesi’nde karşılaÅŸtığım bir maÄŸazanın adında saklı olması: “Åžark Tuhafiyesi“…
15 yıllık gazetecilik hayatımda beni her daim ÅŸaşırtan, olmadık anlarda inanılmaz goller atan, içinde insanoÄŸlunun yaratabileceÄŸi cenneti ve cehennemleri barındıran bir “Åžark Tuhafiyesi” burası…
Bugün beni iki kere daha ÅŸaşırtmayı baÅŸardı bu güzel kent. Bu ÅŸaÅŸkınlıklarımın birincisini, dünyanın en huzur verici mekânlarından biri olan ve Ermeni+Bizans+Emeviyye+Selçuklu+Artuklu ortak prodüksiyonu muhteÅŸem avlusuyla Ulu Camii‘deki küçük mihmandarımız Hüseyin (yaÅŸ 11) sayesinde yaÅŸadım. Bu güzel hikâyeyi ilk fırsatta anlatacağım sizlere…
İkinci ÅŸaÅŸkınlığım ise bugün birbirinin peÅŸi sıra yaptığımız Akın Birdal ve Abdullah Arzakçı röportajlarında gerçekleÅŸti. Bu isimlerin birincisi, İnsan Hakları DerneÄŸi’nin eski yöneticisi, DTP’nin Diyarbakır’da desteklediÄŸi bağımsız adayken; diÄŸeri cumhuriyet tarihinde Diyarbakır’dan muhtemelen çıkacak ilk “ülkücü milletvekili”!
Güzel memleketimin sürprizleri de burada baÅŸlıyor :)… Bu seçimlere Diyarbakır’da özellikle sıkı asılan MHP’nin Diyarbakır 1. sıra adayı Abdullah Arzakçı, sadece meydanlarda deÄŸil, partisinin il kongresinde de Kürtçe konuÅŸan; anne tarafından Zaza, baba tarafından ise Kürt olduÄŸunu, annesinin Türkçe bilmediÄŸini söylemekten çekinmeyen bir aday. Vallahi ÅŸaka deÄŸil! “Ne mozaiÄŸi ulan!” söylemiyle çeliÅŸen bu renkli aday ile MHP’nin Diyarbakır’da ilk milletvekilliÄŸini kazanmasa bile eskiden yüzde 2′lerde dolaÅŸan oyunu birkaç kat artıracağı kesin gibi.
Akın Birdal ise DTP’nin bu dönemde meclise sokacağından herkesin emin olduÄŸu bağımsız adaylardan biri. Meydanlarda konuÅŸmasını Türkçe yapıyor, DTP içinde varlığını herkesin bildiÄŸi ama konuÅŸmadığı ÅŸahinler/güvercinler çatışmasında uzlaÅŸma kültürünü savunan kesimin sözcülerinden biri.
Diyarbakır’da seçimlerin (Baskın Hoca ve sevgili Ufuk Uras’ı hariç tutarsak) İstanbul’dakinden çok daha renkli geçtiÄŸini söylemek mümkün. Bugün DTP, Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda yarım milyon kiÅŸinin katılacağı dev bir miting düzenleyecek ve ÅŸehirde göze batan bir polis yoÄŸunluÄŸu da yok.
Neyse, onu bunu bırakıp, dünyanın en güzel avlusunun yanı başında bir evde büyümüş olan, Diyarbakırlı bir dosta bıraksak mı sözü?
AFFET BİZİ LAMBA
Öyle sarmaş dolaş olduk,
O kadar geçtik ki kendimizden
Lambayı söndürmeyi unutmuşuz,
Perdeleri çekmeyi de.
MeÄŸersem sabah olmuÅŸ;
Gün pencereden bizi gözetler.
Cânım geceye veda etmek lazım;
Günün gösterdiği yoldan gitmek lazım,
Affet bizi lamba,
Seni buralara kadar sürükledikse,
Geceki sarhoşluğumuza bağışla.
Vakit varken dönsen memleketine;
Tutsak biz de her günkü yolumuzu.
Haydi uÄŸurlar olsun;
Gecemiz sana emanet.Cahit Sıtkı Tarancı
(…)
FotoÄŸraf: Dick Osseman








Diyarbakir'a dair diger yazilarini da dort gozle bekliyorum. Cok sicak
ozlem | 27 Temmuz 2007 | 6:58 pmDiyarbakir’a dair diger yazilarini da dort gozle bekliyorum. Cok sicak bir tadi var, ozellikle basligi ve CST’in siirini cok sevdim! Bana da hayli basi dumanli gecen Diyarbakir macerami hatirlatti. Tam 10 yil oncesini. Cok tesekkurler…