Just for fun!
Merhaba! PC World dergisinde bu aydan itibaren açılan “10 Kaplan gücünde” sayfalarındaki ilk yazımda “tembellik hakkı”mı kullanayım dedim. Eminim derginin sıkı elemanlarından Daron Dedeoğlu, “Hem yazıyı geciktirdin hem de bunu ballandıra ballandıra anlatıyorsun, ne pis bir herifmişsin!” diyecektir ama siz boşverin onu :)…

Aslında “tembellik hakkı” deyip de geçmemek lazım. “Tembellik hakkı” bazı Avrupa devletlerinin iş ve çalışma kanunlarına kadar girmiş olan, son derece ciddi politik mücadelelerin sonunda elde edilmiş toplumsal kazanımlardan biri.
“Olur mu öyle saçma şey?” demeyin. “Tembellik hakkı”, Fransız sosyalizminin önemli düşünürlerinden Paul Lafargue’ın (kendisi Karl Marx‘ın da damadıdır) 1883′te aynı adla yazdığı kitabında ortaya attığı, anarko-sendikalist hareketin sonradan kalkış noktalarından biri olacak bir kavramdır. Paul Lafargue abimiz özetle şunu der: “Kapitalizmin kâr ve ilerleme hırsı insanı köleleştirir ve kendisine yabancılaştırır. Peki, yaşamlarını çalışmakla geçiren insanların, bu çalışmalarının ne kadarı kendileri için? Pek azı! O halde yaşasın tembellik!”
Karl Marx’ın Das Kapital’inden sonra sosyalist literatürün en çok baskısı yapılan kitabı olan “Tembellik Hakkı”nda son derece iddialı öngörüler de vardır: Paul Lafargue’a göre, tembellik sadece bir edilgen miskinlik kaynağı değil; çoğu zaman eğlencenin, zekânın ve yaratıcılığın da en büyük kaynağıdır!
Tıpkı yazdığı ilk kitaba “Just for Fun” yani “Sadece Eğlenmek İçin” adını veren Linus Torvalds’ın da söylediği gibi… Biz Linux geliştiricileri bu işi öncelikle eğlenmek için yapıyoruz. Son derece eğlenceli, keyifli, esprili ve paylaşıma dayanan bir dünyamız var.
(…)
Biz Linux kullanıcıları da eğlenceli adamlarızdır, aklımız her türlü fesada ve tembellik fırsatına iyi çalışır. Mesela üç Pardus geliştiricisinin (Görkem Çetin, Gürer Özen ve ben) bu aralar üzerinde çalıştığı “eğlence modeli” üzerinden gidelim. Hem bu örnek üzerinden Linux ile Microsoft arasındaki farkları anlatan birkaç da “sosyal meşaz” vermiş olalım.
İlerleyen yaşına ve önlerinde duran göbeklerine bakmayan bu üçlü, yelken sevdasına düştü. Biraz da şansın yardımıyla, İstanbul’un bir sanayi mahallesinde, bir duvara dayanmış halde, olimpik sınıf bir 470 tekne kabuğu bulduk ve onu donatmaya başladık.
470 dediğimiz “Pardus teknesi”; olimpik sınıf, sadece 120 kilo, her yaştan insanın kullanabileceği, son derece hızlı bir tekne. Spinakker’ı ile birlikte 25 metrekare yelken alanına sahip ve sıkı bir rüzgârda anlık 20-22 knot (deniz mili) hızları yakalayabileceğiniz, tam bir canavar! Tıpkı Linux mantığındaki gibi maliyeti de son derece düşük oldu bizim için, sanırım işin sonunda tüm tekne ve donanım için üç arkadaş toplam 2.000 YTL kadar (şaka değil!) bir para harcamış olacağız…

Sadece biz değiliz yelken sporu ile ilgilenen. Microsoft’un da bir yelken takımı var! Hemen sistem kaynaklarını pardon, teknelerinin özelliklerini söyleyeyim: Microsoft teknesi 12 metrenin üzerinde (Disc space), en az 5 tonluk ağırlığa (Recommended RAM), yarışına göre 8 ila 12 kişinin kullanmak zorunda olduğu (user friendly), 8-9 knot hızı aşamayan (Blue screen of death/mavi ekran) bir peynir gemisi…
Teknelerinin ismiyle de pek bir müsemmadır kendileri: “Eshquia“… :)
Üstüne üstlük hiç eğlenceli değil! Microsoftçular ne trapeze kalkabiliyorlar (hani yüksek hızlarda teknenin yanından sarkma işlemi var ya, işte o…) ne de hız görüyorlar.
Üzülmemek elde değil. Hani diyoruz, bu yazın sonuna doğru birkaç yarışta Microsoft teknesinin yanından hızla geçsek de, dünya gözüyle bir yakından görsek şu “sistem kaynaklarını” diyoruz :)… Üstüne üstlük “sahip olma maliyetleri” de (Total Cost of Ownership, TCO) çok yüksek! En az birkaç yüz bin dolar! Şimdi Microsoft’cular IDC gibi bir kuruma rapor hazırlatıp, teknelerinin bizimkinden 10 kat ucuza mal olduğunu iddia ederler! Buna benzer “Zihni Sinir” hesaplamalarını son dönemlerde sık sık yapıp, gazetelere tam sayfa ilan veriyorlar, “yersen” misali…
Şimdi bu yazıya bakıp bakıp, “Ne biçim yazı olmuş bu!” diyenler olabilir. Ne münasebet! Burada “iki rakip platformu” karşılaştırdık, hem de gerçek hayattan örnekler, gerçek maliyetleri vererek…
Bizim taraftaki maliyet bu. Peki, bilgisayarını Microsoft işletim sistemiyle, antivirüsü ve Office paketiyle satın alan milyonların ödediği maliyet?
Biz işin eğlencesindeyiz. Siz asıl oradan haber verin!
[ratings]
(…)
Not: Bu yazının daha uzun halini, PC World dergisinin haziran sayısında okuyabilirsiniz. Her ay orada eğlenceli bir şeyler yazıyorum :)…
470 fotoğrafı: Euronautica
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.


yazıyı yazarken eğlendiğinden eminim. Ama biz burda aç kurtlar gibi vereceğiniz iki satır yeni farklı kod göreceğiz diye blogları talan edelim bant genişliklerini kapatalım, limitli olan bağlantımızın limitini dolduralım. Siz orda dalga geçin. Ohhhh ne ala ne ala sefanız olsun, kıskananlar çatlasın en baştada ben (iki yıldır tatile çıkamadığım gibi tatile çıkanların böyle eğlenceli faaliyetlerinin görüntülerine bakıp saçlarımı yoluyorum) . Bari gerçekten yaptınızmı onu söyleyin….
Tamam, kucuk seylerle mutlu olmak guzeldir ama sanki bana biraz da zugurt tesellisi var bu isin icinde gibi geldi :)
irfan bey iş yapmayıpta eğlenceye kaçan adam değil bunlar. Bakma tembeliz dediklerine, yaptıkları işleri bizim yapmamız için bi kendimizi 3-5 kere katlamamız gerekiyor.
çitlenbik bi gün gelir bi zamanlar fakir ama gururlu bi genç vardı, şimdi kalmadı onlardan dersin. aslında diyemezsin onlardan hep varolacak ve durmadan da artıyorlar. Sakın tersi olmasın.
Ali Bey, Wallahi ben son gördüğümde Gürer ve Görkem öle çok bi çok göbekli değillerdi. Görkemin going-lipton fotoları başka sebeplerden buralara düşmüyor olmasın. Şaka bir yana yaşınızda da bir şey yok, malesef kendi emeğiyle bir yere gelecek insanlar hayatı hemen yakalamıyorlar. Ama siz gançsiniz. (inşallah bunu Gürer okumaz, bi daha hayatta dalga geçemem :P)
Dalga geçmek değil benimkisi. onların yaptığı da bu değil elbette. Onlar Türkiyede linux ve özgür yazılımın beyin takımı. Bizimkisi sadece kendi halimizi ortaya sermek oldu biraz ki bu yazı beni baya gülümsetti ve hoşuma gitti.
okurken sanki rüzgar hep bizim için esiyormuş gibi geldi mutlu etti.fırsat çıkarda bir seyir olursa manda-soft donanım ı ile bizde üfürürüz arkanızdan .Ayrıca yaşınızı abartmayınız yaş 35 yolun yarısı değil ergenlik çağı oldu artık ısınan dünyamızda.
Keşke şu tembellik hakkı konusunu okul bitmeden öğrenseydim :D