Neden Felis chaus? (2)

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de günesin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…
Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze..
Nâzım Hikmet (Masalların Masalı)
(…)
Aslında bilgisayarın başına, sevgili Erkan’ın “Neden Felis chaus?” başlıklı metninin üzerinden gelişecek, uzun bir “fikr-i takip” yazısı yazmak için oturmuştum. Anadolu’nun bu son derece ilginç kedisinin hikâyesini anlatacak, “Felis chaus” örneği üzerinden Türkiye’de nesli tehlikede olan bir canlıyı hangi sürprizlerin beklediğini, devletimizin Türkiye’nin tehlikede altında olan türlerini korumak için nasıl “dehşetengiz” önlemler aldığını aktaracaktım…
Ama öyle bir an geldi ki, yazdığım tüm paragrafların anlamsızlaşmaya, cümlelerin kifayetsizleşmeye başladığını; “sözün bittiği yere” geldiğimi fark ettim… Felis chaus hakkındaki yazıyı yarına ertelemeye, sözün bittiği yerde Nâzım Hikmet’in bu muhteşem şiirini alıntılamaya karar verdim.
Felis chaus, tıpkı Pardus panthera tulliana gibi, Anadolu’nun “Sıfır Yok Oluş“a doğru giden bir başka “büyük kedisi”. Tıpkı şiirdeki gibi, yakın bir gelecekte bir daha geri dönmemek üzere, sudaki sureti şiirden ve yaşamımızdan çıkacak.
Önce Felis chaus gidecek, kaybolacak suda sureti. Sonra biz gideceğiz, kaybolacak suda suretimiz…
(…)
Felis chaus‘un hikâyesini, yarına bırakalım.
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.



şiir bir mum alevinin gövdesini erittiği gibi içimi eritti…
Zaten sudan başlamadı mı hayatın kendisi?
Geri dönüş de ordan olacak demek ki!…
Zıtlıkların perde gerisinde tekillik saklı.
sıfır yokoluş diye bir şey yok aslında. söylediğiniz söz de bir yerlerde.Soluduğunuz nefeste. Dokunduğunuz tuşdaki parmak izi de…Sadece münzevi yaşamayı seviyorlar, o kadar.