Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi

Ali Işıngör’ün politika, açık yazılım, çizgi roman, tarih ve popüler kültür üzerine gündüz sayıklamaları…
  • rss
  • Anasayfa
  • Diğer maceralar
  • Kampanya
  • İletişim

Pardus neden “Anadol STC”dir?

3 Ocak 2007

Anadol "Sport Touring Car"
Sevgili Erkan Tekman, Erhan Ekici’nin son blog girdisine kıvrak bilek hareketleriyle son derece zekice bir cevap vermişe benziyor.

"Kıvrak bilek hareketleriyle" çünkü Anadol STC 16′nın öyküsünü benim gibi bilmeyenleri "ters köşeye" yatırmayı başardı… Anadol’un Reliant-Ogle imzasını taşıdığını bilen pek çokları için Anadol, düpedüz bir İngiliz tasarımıydı ve Erkan’ın işbu itirazı daha ilk teşbihde çökmüşe benziyordu! 

İşin "zekice" kısmı da tam burada başlıyor. Çünkü Erkan’ın sözünü ettiği araç, Anadol STC 16… Başlangıcı, gelişimi ve sonuçlarıyla Anadol STC, Cumhuriyet tarihinin en ilginç Ar-Ge çalışmalarından biridir. Benim "metin okumama" göre Pardus’un bugünü, geleceği ve önünde duran tehlikelere dair bazı ipuçlarını da veren bir hikâyesi varmış Anadol STC’nin…

Bu ilginç hikâyeyi anlatalım o halde:

1960′ların sonlarındayız… O günlerde Türkiye’nin ilk seri üretim bantına sahip olan Anadol’u üreten Otosan, o zamanki teknolojik partner olan İngiliz Reliant’ın desteği olmaksızın, çift kapılı bir spor araba tasarlamaya ve üretmeye karar verir. Hedef, bu aracın Türk mühendisliği ve tasarımına dayanmasıdır. Koç ailesinden Erdoğan Gönül’ün bastırmasıyla, Belçika Kraliyet Akademisi’ni bitirip yüksek resim mastırı yapan ve Fransa, İngiltere ile İtalya’da çeşitli araba firmalarına tasarımlar yapan "harika çocuk" Eralp Noyan Türkiye’ye getirtilir.

Eralp Noyan’ın çizdiği ilk çizgiler yönetimde revizyonlara uğrar ve bu süreç Eralp Noyan’ın projeyi bırakması ile sonuçlanır. Yerine İngiliz tasarımcı Carl Orsen getirilir. Carl Orsen, Eralp Noyan’ın çizimlerinden yola çıkıp, koca burunlu, Jaguar bozması denemelerin arkasından işi bırakmak zorunda kalır. Ardından Hyundai firmasını Hyundai yapan efsane tasarımcı Crosswhite göreve getirilir. Crosswhite ilk çizimleri görünce: "Bu adamı bulun, hemen işi bitirsin!" der…

Tekrar Otosan’a dönen Noyan, STC 16′nın ilk tasarımlarını altı ayda elden geçirir ve maket üzerindeki düzeltmeler tamamlanınca gerçek model ortaya çıkar. Ortaya çıkan araç, bugün için bile pek çok araba için güçlü sayılabilecek 1600 CC’lik motora sahip, iki kişilik, uzun burunlu, agresif görünümlü, ralli tipi deri direksiyonlu, 200 kilometre kadranlı (Yıl 1971, dikkatinizi çekerim! A.I.) Anadol STC’dir. Nitekim, halk arasında STC’nin açılımı "Süper Türk Canavarı"na dönüştürülür :)…

Anadol STC (Sport Touring Car) 16′nın mühendislik çalışmalarını Ekber Onuk, Bernar Nahum, Jan Nahum, Günay Atuk, Kadri Nişel, Necdet Oral, Zeki Diker‘den oluşan efsane bir ekip yürütmüştü. Tasarım sürecinde yaşanan aksamalara ve diğer Anadol’lardan farklı bir şasi ve motora sahip olmasına karşın 11 ay gibi kısa bir sürede ilk prototip hazır hale getirilir.

Her neyse, bu efsane ekibin 176 adet ürettiği bu araç, her ne kadar 1970′lerin Türkiye’sinde "spor araba" satmaya kalkışmak gibi ticari açıdan yanlış bir öngörüyle yola çıkmış olduysa da, Türk otomotiv sektörüne en çok katkıda bulunan proje oldu. O projeden elde edilen birikimle Türkiye’nin ilk ulusal askeri aracı Böcek’in (bu araç geleceğin SUV‘larının atası sayılır) üretimi, Mazda’yı Mazda yapan Wenkel Motor’un Türkiye’de geliştirilmesi ile döneminin en gelişmiş özelliklerine sahip olan ve Ford grubunun "hükümet düzeyinde" baskı uygulayarak  üretimini engellediği "Çağdaş" prototipi bu dönemde ortaya çıkar.

 Anadol Bocek 202 adet üretildi

(…)

Peki, Anadol STC 16′yı yaratan "efsane ekip"e ne oldu? Hemen anlatalım.

Eralp Noyan, Bursa Motor Sanat Okulu’nu bitirdikten sonra dünyanın en iyi arabalarının üretildiği İtalya’ya gitmeyi kafasına doyan deli dolu bir gençtir. Napoli’den edindiği bir kız arkadaş sayesinde İtalya’ya geçer. Mühendis kariyerini saklamak zorunda kalarak, 20 yaşında Ferrari fabrikasında hademelik yaparak profesyonellik kariyerine ilk adımını atar. Belçika Kraliyet Akademisi’ni bitirdikten sonra Avrupa’nın otomotiv devleri tarafından keşfedilir. Anadol STC macerasından sonra aynı ekipten Ekber Onuk ile çalışmaya ve Türk Deniz Kuvvetleri için hücumbot tasarlamaya devam ediyor.

Ekber Onuk, sınıfında dünyanın en gelişmiş hücumbotları kabul edilen Kaan MRTP’lerin üretildiği Yonca-Onuk Tersaneleri’nin sahibi bugün. Kompozit malzemeden üretilen ve Stealth özellikli bu botlar, yarı-aktif değişken geometrili yapıya sahip. Dünyada çok az ordunun sahip olduğu bu teknoloji, Ekber Onuk’un oğlu Kaan Onuk tarafından geliştirilmişti. Kaan Onuk, Türkiye’ye dönüşünden kısa bir süre sonra esrarını hâlâ koruyan bir trafik kazasında öldü. Onun yarattığı Stealth teknolojisi bugün MRTP sınıfı hücumbotlarda kullanılıyor.

Bernar Nahum, Anadol’un Türkiye’de üretilmesini sağlayan cesur girişimcilerdendi. Otosan sonrasında Beko’yu kurdu. Beko’nun "BE"si onun adından gelmektedir :).

Jan Nahum, Tofaş’ı bir montaj fabrikası olmaktan çıkaran ve özgün tasarımlı araçlar üreterek FIAT grubunun tüm dünyadaki en büyük ikinci fabrikası kılan CEO’dur. Tofaş’ın ardından İtalyan FIAT Grubu’nda patronluğa kadar yükselen Nahum, Petrol Ofisi FMS takımı ile GP2′de ilk yılında birincilik kazanan bir Formula takımının da patronu oldu.

Ekibin geri kalanı Otosan’dan sonra Ford, FIAT ve Toyota gibi Türkiye’de üretim yapmaya karar veren devlerin üretim bandını kurulmasına yardımcı olacaktı. Anadol, sonraları pek çoklarının üzüntüyle itiraf edeceği üzere, Türkiye’nin bir otomotiv devi olma yolunda kaçırdığı en büyük fırsat olacaktı. Anadol ile yılda 42 bin araç üretilip özgün tasarımların yapıldığı sırada, ortada ne bir Honda ne de bir Hyundai vardır…

(…)

Şimdi gelelim, "kıssadan hisse" kısmına…

1) Pardus’un başarısı ya da başarısızlığını bugün "cetvelle" değil; belki de 15-20 yıl sonra, bu projede yer alan isimlerin ilerde imza atacağı çok daha büyük çaplı işlerle ölçmemiz gerekeceğini düşünüyorum. Pardus’un asıl başarısı, gelecekte bir A. Murat Eren, Barış Metin, Görkem Çetin ya da Çağlar Onur’un kişisel kariyerleriyle doğru orantılı olacak.

2) Pardus’un "ticari başarısı", bilgisayarına Pardus yükleyen son kullanıcı sayısından çok, etrafında oluşturacağı ve çözüm odaklı iş modellerinde saklı olacak. Olası bir "başarı ya da başarısızlık" sadece Pardus’un değil, Türkiye’deki tüm "açık kaynak"a dayanan iş modellerinin "başarısı ya da başarısızlığı" olacak. Kimse kendini kandırmasın…

3) Pardus, tüm "günahı ve sevaplarıyla", Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük ve en uzun soluklu açık kaynak kodlu yazılım projesi. Bu deneyim, Türkiye’de bir açık yazılım ekibinin ilk defa bu çapta kaynak yönetimi, iş geliştirme, pr ve basınla ilişkiler gibi süreçlerle tanışmasını sağladı.

4) Ve bence en önemli "kıssadan hisse": Geçmişte otomotiv sektörünün kaçırdığı trene benzer bir fırsat, bugün Pardus ile Türk bilişim sektörü oyuncularının önünde duruyor. Açık yazılım bugün bir felsefeden çok, gelecek vaat eden ve dünya devleriyle rekabet etmeyi sağlayabilecek bir "iş modeli".

 

Sözü İskender Aruoba’nın satırlarıyla bitirelim:

"Soichiro Honda 1906′da doğdu; fakirdi. Çocukluğundan itibaren, bisiklet ve otomobil tamirciliği yaptı. İlk otomobilini -iki kişilik bir spor otomobil- 1963′te yaptı; ama asıl Honda adını duyuran ‘Civic’ 1972′de yapıldı. Chung Ju-Yung 1915′te doğdu. O da fakirdi, o da tamirci idi. 1968′de Ford ile lisans anlaşması yaparak, Kore’de Ford Cortina üretti; işi öğrendi ve 1974′te, Guigiaro’ya Hyundai Pony’yi çizdirdi ve üretmeye başladı. Vehbi Koç, bu iki ‘Uzakdoğu Henry Ford’undan’ daha büyüktü. 1901 Temmuz’unda doğdu. Varlıklı idi. Bakkallık ile başlayan esnaflık hayatını, ticaret üstüne kurdu. Otomobili seviyordu, 1966′da üretti; ama otomobilci değildi! Otomobilin ‘özgürlük’ sattığını anlayamadı…"

Bakalım, Pardus’un da aslında "özgürlük sattığını" kimler anlayacak?

[ratings]

Kategori
Hayat, Tarih, Türkiye, Özgür yazılım
RSS Yorumlar
RSS Yorumlar
Trackback
Trackback

« Varan 2: Chip dergisi Pardus CD’si! Varan 3: PC Magazine’den Tremulous, Warsow ve diğerleri… »

13 yanıt var

Öncelikle bu güzel yazı için teşekkürler. Şimdilik sadece "Tüm devlet dairelerinde

baratrion | 3 Ocak 2007 | 6:20 am

Öncelikle bu güzel yazı için teşekkürler.

Şimdilik sadece “Tüm devlet dairelerinde Pardus kullanılmaya başlanacak.” diye bir haber görürsem bunu başarının büyük bir adımı sayarım. Daha sonra arkası gelir…

Genel anlamda, özgür ya da açık kaynak kodlu yazılımın nasıl ‘iş modeli’ oluşturabileceği ve ‘bilişim okur-yazarı’ dışında Eralp Noyan’ların nasıl bu alana çekilebileceği önemli bir husus. ‘Özgür’ düşünerek yola çıkanların da (bkz. Novell) vahşi kapital karşısında eridiği bir ortamda -ya da bırakalım çok global düşünmeyi Türkiye’de de- açık kaynağın kendini daha iyi, daha çok, daha geniş anlatması oldukça elzem. Pardus bu anlamda kamusal çözümler yanında bireysel çözümler de sunsa çok güzel olur.

Anadol STC örneğinde olduğu gibi, o zaman spor araba satmak yanlış iken, bu zamanda da “iyi güzel özgürlük de, mala davara faydası var mıdır?” diyenler çıkıyor. En basitinden, bilgisayar bilimleri öğrencileri arasında tarifsiz bir bilgi eksikliği var, özgür yazılımcının ne yaptığı, nasıl geçindiği, ne düşündüğü vs. hakkında.

Sevgiler.

Bu yazıyı okur okumaz, "Ahanda, Ali Işıngör de mantıksal çıkarımlarda

sickprincess | 3 Ocak 2007 | 12:05 pm

Bu yazıyı okur okumaz, “Ahanda, Ali Işıngör de mantıksal çıkarımlarda bu derece yanılabiliyormuş”, dedim. Belki Erkan Tekman tamamiyle hikayeye sadık bir sonuç bulmamış ama doğru şeyleri ele alıp doğru sözü söylemiştir. Konu bu projenin başarısı ve bu ülkeye neler kattığıdır. Ele alınan doğrudan etkiyse değil yazdıklarınızın daha bir Gökmen Göksel’in, bir Bahadır Kandemir’in, bir İsmail Dönmez’in ya da öğrenci olmayıp isimleri sayılmayan Onur, Faik ve diğerlerinin de kariyerinin bu projenin sonuclarıyla bir alakası olmayacaktır. Sonunda gelinen durumla kazanımlar farklı şeylerdir.

Garip bir şekilde, bu tartışmanın içinde, edinilen kullanıcı sayısından bahsedilmiyor. Madem Erhan Bey araştırmacı bir kişi, kimselere bir türlü kanıtlamayı beceremediğimiz kullanıcı sayısının araştırılmasına kendisini davet edelim. Hatta buyrun burdan yakın.

PS: baratrion, sana ulaşmaya çalışıyorum, ama bir türlü tutturamadım seni biryerlerde.

Ümrancığım; Kusura bakma ama okuduğunu anlamamışsın. Her seferinde böyle fevri çıkışlar

Ali Işıngör | 3 Ocak 2007 | 12:24 pm

Ümrancığım;

Kusura bakma ama okuduğunu anlamamışsın. Her seferinde böyle fevri çıkışlar yapmadan önce bir durup, önce derin bir nefes alsan?

Ali

Her seferinde içi boş bir anlamamışsın yerine neyi anlamadığıma değinseniz?

sickprincess | 3 Ocak 2007 | 2:23 pm

Her seferinde içi boş bir anlamamışsın yerine neyi anlamadığıma değinseniz?

[...] Otomobil konusunda her normal insanın bilmesi gereken temel şeyleri

bir delinin hatıra defteri… » Devrim, Anadol STC ve Pardus | 3 Ocak 2007 | 4:21 pm

[...] Otomobil konusunda her normal insanın bilmesi gereken temel şeyleri bile bilmeyen, özürlü denilebilecek kadar az bilgiye sahip bir insan olarak “benim neme lazım otomobil örneği vermek” diye geçiyor bir an aklımdan :) Uyku halini üstündem atmaya çalışırken okuyorum Gezegen Linux‘ u. Önce Ali Işıngör‘ün zevkle okuduğum günlük girdisi -hem Anadol STC’nin öyküsünü öğrenmiş oldum- ardından Erkan Tekman‘nın günlük girdisini. Her ne kadar bir an, “Erkan Tekman herhalde soyağacımı da çıkartacak bu gidişle” diye düşündüysem de korktuğum olmadı, geçmiş’te çalıştığım yer ile sınırlı kalmış olay, seviniyorum ama benim için bu kadar detay bile fazla, bu gereksiz detayları keşke başkası da belirtmeseydi. Neyse :) [...]

Anadol benzetmesi ile ilintili ayrıntılı bilgi için teşekkürler.

Serkan Altuntaş | 15 Ocak 2007 | 12:41 am

Anadol benzetmesi ile ilintili ayrıntılı bilgi için teşekkürler.

Bu guzel yazi icin tesekkurler, Anadol "Super Turk Canavari"ni tanittiginiz

Yumurcak | 11 Şubat 2007 | 4:11 pm

Bu guzel yazi icin tesekkurler, Anadol “Super Turk Canavari”ni tanittiginiz icin..

“Acik kaynak kodlu yazilim”, aslinda o kadar korkulacak bir sey olmamakla birlikte, yazilim camiamizin buyuk bir kisminin gozunu korkutmus durumda. Biz yazilimcilar/kodcular kimi ASP sayfalarini bile DLL haline getirip deploy etmeye calisiyoruz, bunlarin yaninda kalkip “Acik yazilim gelistirelim” dedigimiz zaman “ee benim cebime olan katkisi ne olacak?” sorusuyla karsilasiyoruz cok zaman. Bunun otesinde, insanlar henuz “benim kodumun ustune laf soyleyecek adam anasindan dogmadi” mantalitesinde olduklarindan oldukca sancili bir surec olacak gibi gorunuyor. Para kazanmak konusunda fikirler degisim gosterse de “kodun verilmemesi/acilmamasi” yonunde bir caba var ne yazik ki. (Bu konuda bkz: visual studio ile gelistirilen web siteleri.) Ancak degisecek, bunu saglayacak olanlar da yine bizleriz. Umariz ki “acik yazilim”i ve onun getirecegi “gucu” insanlar farkederler. Ne de olsa “bir elin nesi, iki elin sesi” meselesi var.

BENCE TÜRKLER BU İŞİ DAHA ÇOK ÖNEMSESİN VE GELİŞME YOLUNDA

akasya | 26 Mart 2007 | 6:47 pm

BENCE TÜRKLER BU İŞİ DAHA ÇOK ÖNEMSESİN VE GELİŞME YOLUNDA İLERLEYELİM BENCE ÇOK GÜZEL BİR İŞLETİM SİSTEMİ OLMUŞ BİR TÜRK OLARAK BUNU KUTLUYORUM TÜM MÜSLÜMAN ALEMİNE HAYIRLI OLUR İNŞALLAH

Yazınız gerçekten harika olmuş.Çok etkileyici bir örnekleme yapmışsınız.

Bırk | 1 Nisan 2007 | 6:03 pm

Yazınız gerçekten harika olmuş.Çok etkileyici bir örnekleme yapmışsınız.

[...] ve burun formu burada yeniden kalıba dökülerek baştan üretildi.

Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi » 470 macerası (4. Bölüm): “Going Lipton” | 18 Mayıs 2007 | 9:46 am

[...] ve burun formu burada yeniden kalıba dökülerek baştan üretildi. Kum raspası da tamamlanan Anadol Sport Touring Car‘ımız ile yakında birkaç tur atarız herhalde [...]

[...] ve burun formu burada yeniden kalıba dökülerek baştan üretildi.

470 macerası (4. Bölüm): “Going Lipton” : İnternet ve Yaşam | 18 Mayıs 2007 | 10:44 am

[...] ve burun formu burada yeniden kalıba dökülerek baştan üretildi. Kum raspası da tamamlanan Anadol Sport Touring Car‘ımız ile yakında birkaç tur atarız herhalde [...]

Çok güzel açıklamışsın dostum.Araba resimleri de oldukça hoşmuş :) Blog'unu sık

Araba Resimleri | 27 Şubat 2008 | 8:10 pm

Çok güzel açıklamışsın dostum.Araba resimleri de oldukça hoşmuş :)
Blog’unu sık kullanılanlara da ekledim…

Saygılarımla…
Yiğit Araba

[...] Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi » Pardus neden “Anadol

Otel » Blog Archives » Dir.; Abdülmecit (Halife) | 29 Mayıs 2008 | 4:25 am

[...] Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi » Pardus neden “Anadol STC”dir? Pardus neden “Anadol STC”dir? 3 01 2007. Anadol "Sport Touring Car" A.I.) Anadol STC’dir. Nitekim, halk arasında STC’nin açılımı "Süper Türk Canavarı"na [...]

Yorum gönder

Bu kodları kullanabilirsiniz : <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Tersine Dünya


"Tersine dünya okulu eğitim kurumlarının en demokratiğidir. Giriş sınavı gerektirmez, kayıt parası almaz, derslerini bedavaya verir, herkese ve her yerde; yerde ve gökte... Tersine dünya okulunda, kurşun su üstünde kalmayı öğrenir, mantar suya batmayı. Yılanlar uçmayı ve bulutlar yollarda sürünmeyi..."
Eduardo Galeano-Tepetaklak

Biliyor Musunuz?


Son Yorumlar

  • Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi… yazısı için sohbet tarafından yapılan yorum
  • Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? yazısı için istanbul kckcekmece satilik daire tarafından yapılan yorum
  • Bir geliştirici olmak… yazısı için istanbul kckcekmece satilik daire tarafından yapılan yorum
  • 10 kaplan gücünde geliyoruz! yazısı için ela kurt tarafından yapılan yorum
  • Blogların gücü adına… yazısı için atakan tarafından yapılan yorum

Yazı Kategorileri

  • Çizgi roman (12)
  • Özgür yazılım (92)
  • Blogger (29)
  • Coğrafya (20)
  • Edebiyat (32)
  • Fotoğraf (11)
  • Hayat (58)
  • Kültür (52)
  • Politika (25)
  • Sanat (9)
  • Tarih (22)
  • Türkiye (14)

Arşiv

  • Şubat 2008 (3)
  • Aralık 2007 (2)
  • Ağustos 2007 (1)
  • Temmuz 2007 (3)
  • Haziran 2007 (2)
  • Mayıs 2007 (5)
  • Nisan 2007 (2)
  • Mart 2007 (2)
  • Şubat 2007 (2)
  • Ocak 2007 (6)
  • Aralık 2006 (4)
  • Kasım 2006 (7)
  • Ekim 2006 (4)
  • Eylül 2006 (4)
  • Ağustos 2006 (2)
  • Temmuz 2006 (8)
  • Haziran 2006 (4)
  • Mayıs 2006 (3)
  • Nisan 2006 (5)
  • Mart 2006 (5)
  • Şubat 2006 (12)
  • Ocak 2006 (7)
  • Aralık 2005 (12)
  • Kasım 2005 (12)
  • Ekim 2005 (20)
  • Eylül 2005 (16)
  • Ağustos 2005 (19)
  • Temmuz 2005 (24)
  • Haziran 2005 (15)
  • Mayıs 2005 (14)
  • Nisan 2005 (8)

Son Yazılar

  • ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4
  • ECMA’dan Dersler: Tüh, sandalyemiz kalmadı!-3
  • Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? (2)
  • Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • Danilo Türk’tür Türk kalacak!
  • Özgürlükİçin tasarımcı arıyor!
  • “Enternasyonal Şalala”
  • Şark Tuhafiyesi
  • Milano, tasarım ve birkaç düşünce…
  • Just for fun!

Moleschino Tayfası

  • - Moleschino -
  • A. Murat Eren
  • Ahmet Aygün
  • Arda Uysal
  • Atilla Aktuna
  • Özlem Pak Işıngör
  • Barış Metin
  • Duygu Özpolat
  • Erkan Tekman
  • Hakan Uygun
  • Selma Şevkli
  • Zafer Karkaç

Hastasıyız

Özgürlük için Pardus...

Bunları dinliyorum

Tagboard

Creative Commons License

Bu site Creative Commons Lisansı ile korunmaktadır.
rss RSS Yorumlar valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox