470 macerası (1. Bölüm)
2 Eylül 2006
Kısa bir süre önce, bir atölyenin kenarında duran bir 470 bulduÄŸumuzu ve bununla ilgili planlarımızı anlatmıştık hatırlarsanız… "Pardus teknesi" açık yazılım dünyasının bir parçası olduÄŸuna göre, bu taraftaki yeni geliÅŸmeleri anlatmak da boynumuzun borcu oldu artık…
GeçtiÄŸimiz ayın ortasında söz konusu atölyenin kenarında duran tekneyi görmeye gittik. Tekne beklediÄŸimizden kötü durumdaydı ama tamir edilmeyecek gibi de deÄŸildi. Seyrantepe’de yerini yarım saatte bulduÄŸumuz bir iÅŸhanının yanında ters duran teknenin üzerine yandaki inÅŸaatın bilmemkaçıncı katından bir tuÄŸla düşmüş ve salma kasasının hemen yanında 10 santim çapında kocaman bir delik açmıştı. Sorunlar bununla da sınırlı deÄŸildi, teknenin dış kabuÄŸunda sayamayacağımız kadar çok "osmos çatlağı", artık çamaşır ipine dönmüş paslı galvaniz ıstralyalar gibi baÅŸka masraf kapılarımız da vardı…
Peki, bunu İstanbul’da "hakkıyla" kim tamir eder? Hayatta tanıdığım en iyi denizci olan babam Mümtaz Işıngör’e baÅŸvuruldu hemen:
"Valla vaktim ve İstanbul’a dönmeye niyetim olsaydı bunu bizim atölyede yapardık, ama bu iÅŸi benden iyi yapacak bir ahbabım var, Mühendis Hüseyin Bey. Bir selamımı söyle, seninle kesin ilgilenir…"
Mühendis Hüseyin Bey’i bulmamız bir haftayı buldu. Türk denizcilik sektöründe bir zamanlar bir efsane olan "İstanbul Yat"ın sahibi Hüseyin Bey, defalarca iflasın eÅŸiÄŸinden dönmüş, korkunç zararlar etmiÅŸ olmasına raÄŸmen denize küs(e)memiÅŸ. 25 yıl çabadan sonra "isteksizce de olsa" tekne yapım iÅŸinden çekilerek, otomotiv sektörüne atılmaya hazırlanan Hüseyin Bey, arama sebebimizi duyunca, o bile heyecanlandı:
"Ali Bey buyrun, tekneyi elbet burada tamir ederiz… Bu arada benim atölyede de bir kenarda yıllardır duran iki tane 470 var, ben de onları ne yapacağımı bilmiyorum!"
Körün istediÄŸi bir göz, tanrı bir tane vermiÅŸ, yanına da iki tane bonus eklemiÅŸ! Olacak ÅŸey mi, İstanbul’da atölye kenarlarında duran üç farklı 470 bulmak?
Biz vallahi bulduk!
PerÅŸembe günü Cüneyt abim, ben, Görkem Çetin ve saygıdeÄŸer refikası Filiz Hanım arabaya atladığımız gibi Hüseyin Bey’in Hadımköy’deki atölyesine gittik… Gerçekten de bir duvara dikine yaslanmış, iki 470 gözümüzün önündeydi! Tekneler çok temiz durumdaydı. Eski bir aile dostumuz olan Hüseyin Bey ile biraz sohbet edip dertleÅŸtikten sonra, iki tekneyi birden (birisi bizim, diÄŸeriyse Cüneyt’in oldu) satın aldık.
Kısacası artık bir teknemiz var! :)
Geriye, bu tekneye olimpik standartlara uygun bir direk bulmak kaldı. DireÄŸi de bulduktan sonra tekneyi donatmak kolay iÅŸ…
[ratings]
Not: Gürersan, ben ve Görkem yakında teknenin fotoğraflarını sizlerle paylaşmaya başlayacağız.








Konu ile ilgili yazıların devamı gelecek gibi görünüyor. Denize
Mustafa Üstertuna | 5 Eylül 2006 | 5:44 pmKonu ile ilgili yazıların devamı gelecek gibi görünüyor. Denize indirilinceye kadar ilgiliyle takip edilesi bir macera. Bekliyoruz.
[...] Görkem Çetin, Gürer Özen ve bendeniz, bir süre önce
Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi » 470 macerası (2. Bölüm):Ship Ahoy! | 22 Eylül 2006 | 10:51 pm[...] Görkem Çetin, Gürer Özen ve bendeniz, bir süre önce hikâyesini yine burada anlattığımız teknelerimize nihayet kavuÅŸtuk! Haramidere’deki bir atölyeden kamyonetle bu iki tekneyi nasıl getirdiÄŸimizi anlatmadan önce, ÅŸu 470 neymiÅŸ onu bir anlatalım… [...]