Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi

Ali Işıngör’ün politika, açık yazılım, çizgi roman, tarih ve popüler kültür üzerine gündüz sayıklamaları…
  • rss
  • Anasayfa
  • Diğer maceralar
  • İletişim

Pardus’un yelkeni olsa, açsa da gelse

6 Ağustos 2006
yelken, gpl, pardus

 470
Deniz ve yelken bu hayatı katlanır kılan az sayıdaki şeylerden biridir. Bir diğerini geçenlerde anlatmıştım. İlginçtir, Pardus ekibi içinde birbirinden habersiz çok sayıda yelkensever yaşıyormuş. "Ne yapsak da bir yelkenli bulsak" diye düşünürken, arayışlarımız neticesini verdi. Sanayi Mahallesi’nde bir atölyenin bir kenarında duran bir 470 bulduk, bir aksilik olmazsa bu hafta içinde durumuna bakıp tamiratına (Ben, Gürer ve Görkem) başlayacağız.

Teknenin ismi henüz belli değil, ama bir gün vapurda gazetenizi okurken yanınızdan hızla geçen bir Pardus görürseniz şaşırmayın, e mi?

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (7 oy, ortalama: 3.29 / 5) Loading ... Loading ...
Kategori
Hayat, Özgür yazılım
RSS Yorumlar
RSS Yorumlar
Trackback
Trackback

« Yorumsuz Pardus’a Osmanlıca
karakter seti desteği!
»

9 Responses to “Pardus’un yelkeni olsa, açsa da gelse”

  1. K. Deniz Öğüt diyor ki:
    6 Ağustos 2006, 2:25 am

    Ortaokul yıllarındaydım. Deniz kıyısı bir kent. Kıyıya kayık vurdu. 3-4 metrelik bir şey. Bordasında delik var, karina kırılmış. “Yaparız biz bunu, kullanırız” fikrine vardık. Çektik bir yere, epeyce de uğraştık. “Denizde bulunan senindir” efsanesine inanmıştık. Bir gün asıl sahibi geldi, gördü kayığı; biz kaybetik!

    Işıngör’ün anlattıkları 30 yıl önceye götürdü beni. Ne mutlu ona ki, çocukça sahil avuntularıyla yetinmiyor, açılacak engine gerçekten.

    İşinize dikkat edin Işıngör: Aganta!

    Pardus: İyi rüzgarlar bulasın!

  2. Arda Çetin diyor ki:
    7 Ağustos 2006, 10:03 am

    Ah bu ne deniz tutkusuymuş da bizim haberimiz yokmuş efendim.

    Hele bir de “atölyenin bir kenarında duran bir 470 bulduk” diyince lise anılarımı depreştirdiniz..
    O zaman nerde yelkenliler…
    Salacak’ta, arka bahçede, okuldan arta kalan kısıtlı imkanlarla polyesterden ufacık tefecik içi dolu turşucuk misali sonu gelmeyen çalışmalar..

    Sonrasında karadaki hayat şartları, üniversite koşuşturması, biraz da bilgisayar sevdası derken bugüne sadece Yelken Dünyası dergisi aboneliği kaldı.

  3. remzi diyor ki:
    7 Ağustos 2006, 3:32 pm

    deniziniz salim, rüzgarınız bol olsun

    tekne için isimler aklıma gelmişti de onunçin rahatsız ettim

    yani ” Pardus ” adı konmayacak ise tabiiki

    türkçe: pençe ,pati (yada patti)

    ing: paw (tigerpaw, wetpaw,seapaw gibi kullanılabilir)

    ama ondan ziyade görünce “aha bizimkiler” diyeceğimiz bir yelken üzeri logo daha da çarpıcı olur

    buraya izmir’e bile ‘indiğinizde’ sizi tanırız : )

    remzi

  4. AliIsingor diyor ki:
    7 Ağustos 2006, 3:48 pm

    Yelken üzerinde tanıdık bir “kedi”nin logosu olacak sanırım :)

  5. Sutekin diyor ki:
    14 Ağustos 2006, 4:14 pm

    Bence Pardusiye koyun adını, yelkeni beyaz olsun logo filan koymayın ustune(ya da pardus logosuda koyun ama gerisii beyaz etmeyin kır çiçeklerinden bir desen olsun, engin mavinin içinde bir yüzer ada gibi gözüksün), ama tekneyi pardus deseninde boyayın.

  6. cengiz güven diyor ki:
    18 Ağustos 2006, 7:57 pm

    İlk defa 59 yaşında oluşuma üzüldüm.Ali bey birlikte yelkenli ile bir macera hoş olurdu. Benim için sorun yok uyarım ama sizin ve diğerlerinin bana katlanabileceklerine umudum yok.
    Güzel keyifli sağlıkla geçecek geziler diliyorum..Denizsiz ama harika göllü Burdur dan selamlar sevgiler sunuyorum.
    Not: Pardus için çabalarım eczacılık yazılımları için devam ediyor.İnadı ve para vermekten korkuyu biraz azaltabilirsem Pardus tabanlı eczane yazılımları ortaya çıkacak. İş eczacıların eski alışkanlıklarını kırmaya kaldı.Zor olduğunu biliyorum .Eczacıları en kemik düşünceye sahip bir camia olarak nitelemek mümkün.

  7. Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi » 470 macerası (Part One) diyor ki:
    2 Eylül 2006, 12:24 pm

    [...] Kısa bir süre önce, bir atölyenin kenarında duran bir 470 bulduğumuzu ve bununla ilgili planlarımızı “Pardus’un yelkeni olsa, açsa da gelse” başlıklı yazımızda anlatmıştık hatırlarsanız… “Pardus teknesi” açık yazılım dünyasının bir parçası olduğuna göre, bu taraftaki yeni gelişmeleri anlatmak  da boynumuzun borcu oldu artık… [...]

  8. bazen arslan diyor ki:
    19 Eylül 2006, 12:49 pm

    merhaba,
    z.atasoy u ararken..,hos site, senden ogrenecegim cok sey olabilir…
    dun selim bey ile konusurken ” gurer” e danısmak istiyorum dedim,
    ala-turk oldugum icin dalga gecerken seni gorgum..
    soru ise
    1. pardus sitesinde wikipedia yi goklere cikartmis, wikipedia sitesinde benzer
    birsey gormedim
    2.benzer bir sozluk, teknik alt yapisi neyse, pardus sozluk olarak hazirlanamazmi?
    not.sayfada kavanoz olarak duruyorum
    basarılar
    ao

  9. tugceyildiz tujje diyor ki:
    31 Ekim 2006, 5:01 am

    yelkenin üzerinde bence dalgalar olsun :) dalgaların arasında kaybolur :) evet burdurlulara selamlar babam eskiden burdur gölünde yelkenli turu yaparmış,bende bi kere denedim o civalı gölde boguluyordum,eeehü :( antalyam daha uygun :D

Leave a Reply

Cevabı iptal etmek için tıklayın.

Tersine Dünya


"Tersine dünya okulu eğitim kurumlarının en demokratiğidir. Giriş sınavı gerektirmez, kayıt parası almaz, derslerini bedavaya verir, herkese ve her yerde; yerde ve gökte... Tersine dünya okulunda, kurşun su üstünde kalmayı öğrenir, mantar suya batmayı. Yılanlar uçmayı ve bulutlar yollarda sürünmeyi..."
Eduardo Galeano-Tepetaklak

Yazı takvimi

Ağustos 2006
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Tem   Eyl »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Sık sık gezdiklerim

  • - Moleschino -
  • Evet Sigorta

Son Yorumlar

  • sibel on Kelebeğin Rüyası
  • kulak brun boğaz on Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • forex on Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • Pardusman on Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
  • Hakan on Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

Yazı Kategorileri

  • Çizgi roman (13)
  • Özgür yazılım (95)
  • Blogger (31)
  • Coğrafya (20)
  • Edebiyat (32)
  • Fotoğraf (11)
  • Hayat (60)
  • Kültür (53)
  • Politika (26)
  • Sanat (9)
  • Tarih (22)
  • Türkiye (14)
  • Tekir (1)

Arşiv

  • Mayıs 2009 (2)
  • Nisan 2009 (1)
  • Ocak 2009 (1)
  • Şubat 2008 (3)
  • Aralık 2007 (2)
  • Ağustos 2007 (1)
  • Temmuz 2007 (3)
  • Haziran 2007 (2)
  • Mayıs 2007 (5)
  • Nisan 2007 (2)
  • Mart 2007 (2)
  • Şubat 2007 (2)
  • Ocak 2007 (6)
  • Aralık 2006 (4)
  • Kasım 2006 (7)
  • Ekim 2006 (4)
  • Eylül 2006 (4)
  • Ağustos 2006 (2)
  • Temmuz 2006 (8)
  • Haziran 2006 (4)
  • Mayıs 2006 (3)
  • Nisan 2006 (5)
  • Mart 2006 (5)
  • Şubat 2006 (12)
  • Ocak 2006 (7)
  • Aralık 2005 (12)
  • Kasım 2005 (12)
  • Ekim 2005 (20)
  • Eylül 2005 (16)
  • Ağustos 2005 (19)
  • Temmuz 2005 (24)
  • Haziran 2005 (15)
  • Mayıs 2005 (14)
  • Nisan 2005 (8)

Son Yazılar

  • Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
  • Kelebeğin Rüyası
  • İşletim sistemlerinin evrimi
  • Bir uçak mı, hayır kuş!
  • ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4
  • ECMA’dan Dersler: Tüh, sandalyemiz kalmadı!-3
  • Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? (2)
  • Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • Danilo Türk’tür Türk kalacak!
  • Özgürlükİçin tasarımcı arıyor!

Hastasıyız

Özgürlük için Pardus...

Tagboard

Creative Commons License

Bu site Creative Commons Lisansı ile korunmaktadır.
rss RSS Yorumlar valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox