Yorumsuz
bu yol bir şehre giderdi
güneşin tutuştuğu
denize batmış güle
mavi ıslak gecelerde
ne sevgiler açardı
dünya menekşe bahçesinde
alev alev
ey şehir!
sen yoksun
uyudun uyandın
büyü bozuldu
bir kapı kapandı geçmişe
toprak yok artık,
su yok!
sevinç telaş yok!
ey şehir sen yoksun!
bu kıyıda bir ağaç yeşerdi
sedefin toprağında
diz çöktüm aya
bir masal vardı bu şehre dair
sütü bal koyuluğunda
gözleri kara
uyudun uyandın
büyü bozuldu
bir kapı kapandı geçmişe
Ezginin Günlüğü / Beyrut (İstavrit albümünden)
Resimler: Flickr
[ratings]
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.





bir gün nasılsa, beyrut eski güzel günlerine geri dönecek, çocuklar yine sokaklarında salınacak, monot caddesinde yine gezineceğiz, soğuk biramızı içip, otelimize gidip tanrıya bu güzel şehirde bize bir gün yaşama şansı bahşettiği için şükredeceğiz.
ey şehir sen yoksun! diyenlere
Ya’eesh Ya’eesh demek geliyor içimden;
Onca sene dinledigim bu sarkinin adinin “Beyrut” oldugunu nedense simdi farkediyorum. Yalniz ben de degil ustelik, bu vesileyle sordugum bir kac arkadasim da oyle. Kimbilir neleri dusunerek dinlemisiz. Siirin ve sarkinin bendeki bu “yeni” anlami icin kime “tesekkur” etmeli…
Bu arada, Ezginin Gunlugu’nun sitesinde sarkinin sozlerinde “sedefin toprağında
diz çöktü maya” diye geciyor. Hangisinde yazim yanlisi var bilemedim…