“Ben diğer Linux’çulardan farklı olarak, iflah olmaz bir kılıbığım”

Şimdi bu başlığa bakıp da şaşırmayın e mi? Dün balkonda Görkem Çetin ile yaptığımız iki tavla partisinin birincisini yitirmiş durumdayım :(… Tavla partisinin kaybeden arkadaş kendi blogunda, kazananın iki ayrı yazısını, içeriğine karışmaksızın yayımlamak zorunda.
Bunu üstelik, yorum kısmı açık ve her iki cihanda (Gezegen Pardus ve Gezegen Linux) görülecek şekilde yayımlamak zorundayım. Bu yayınların birincisi, tepede gördüğünüz başlığın ta kendisidir. İkincisine artık "Allah kerim"…
Bu arada, "Yukardaki hamal resmi de neyin nesi?" diye soracak arkadaşları hemen aydınlatayım. O resim, ikinci parti tavlayı kaybeden Görkem Çetin’in gelecek hafta Beşiktaş semt pazarında gireceği durumdur. Kendileri benim ve saygıdeğer refikamın uzuuuuuuuuuuuuuuun alışveriş listesini küfeyle yüklenip bizim için evimize kadar taşıma "zahmetinde" bulunacak…
Cumartesi günü, eğlenmek isteyen arkadaşları Beşiktaş semt pazarına "ma’aile" bekleriz efendim. :)
Ben şimdilerde büyük bir ciddiyetle bu cumartesi için uzun alışveriş listesi hazırlamaktayım:
- Özlem önümüz kış… Kışlık patatesimizi de alalım!
- Ne kışı Ali? Delirdin mi?
- Yok yok alalım. Sen beni dinle…
[ratings]
If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.


karpuz?
Ümrancığım, bak bu aklıma gelmemişti :) Listeye hemen ekledim!
Diğer önerileri alalım? :)
Efenim kuru bakliyatta agir ceker :), daha dusuneyim :)
Hazır pazara kadar gitmişken şöyle 10-15 kilo açık deterjan da alabilirsiniz. Hem ucuz da olur…
Pazara giderken bile karısından patates almak için izin isteyen bir zât için, bence başlık tam yerinde olmuş.
bence komsularin da onemli ihtiyaclarini giderin bari arada.
En iyisi küfeyi ısırganotu ile doldurmak, bana güvenin :)
Görkem Bey tescil edilmemişse ona bu işi yaptırmanız yasal olmayabilir. Bkz. Belediye Kanunu Md. 15/8:
“Mürebbiye, sütnine, hizmetçi, aşçı, çamaşırcı, uşak, hamal, şöfor, arabacı, kayıkçı, berber, mevaddı gıdaiye satıcısı, süthanelerde hizmet edenlerle süt satanlar ve emsali ve halk ile temas eden hizmet erbabı işçilerin sıhhi ve fenni muayenelerini yaptırmak, ehliyet ve sıhhat vesikaları alanların işlemelerine izin vermek ve bunları daima tescil ederek müseccel olmayanları menetmek (kayıkçıların ehliyetini tayinde mahalli liman reislerinin mütalaası alınacaktır)”
Hahahah ha :)
Denizciğim seni seviyorum… İlk fırsatta Görkem’in “fenni muayene”sini yaptıracağım. “Vesika”sını da kendi ellerimle çıkartacağım. :)
Bilemem Sayın Işıngör; ben mevzuatı aktarmakla yetiniyorum. Sadece kanunlara değil mevzuatın diğer unsurlarına dahi dikkat edilmeli. Örneğin:
“Yönetmeliğin 58. maddesi, ‘Hamallar kalabalık yerlerden geçerken, kimseye çarpmamaya dikkat edecekler ve bunun için geleni, geçeni icap ettikçe nezaketle, gürültüsüzce ikaz edeceklerdir’ diyor. ‘Hamalların yük sahiplerine her ne surette olursa olsun fena ve kaba muamelede bulunmasını’ kesinlikle yasaklayan aynı yönetmelik…”
(Kaynak: http://www.merhabagazetesi.com.tr/arsiv/2003/03/04/g20.htm)
Yarın bir uygun vakitte İş Kanunu’na bakacağım, öyle sanıyorum ki dilediğiniz kadar yük taşıtamazsın kimseye; bunun bir sınırı vardır. Liste açmışsınız; bir insafsız karpuz yüklemenizi öneriyor, diğer vicdan fukarası ağır çekecek akla ne gelirse. Olmaz öyle şey: Sosyal bir hukuk devletinde yaşıyoruz!
Sevgili Deniz,
Şaka bir yana, Görkem Çetin benim canım ciğerimdir, bilirsin… Elbette ona “kötü muamele” edecek falan değilim, her şeyin “kanunlar çerçevesinde” gerçekleşeceğine emin olabilirsin :)…
Biz burada Görkem üzerine şakalar yaparken beni asıl korkutan, onun sessiz sedasız intikam planları yapıyor olması… Bilirsin, intikam soğuk yenen bir yemektir ve adam en olmadık anda çok fena kontra yumruklar çıkarıyor. Denizli’de kalabalık bir salona o en efendi gülümsemesiyle sunum yaparken bana Kopete üzerinden yaptığı şakayı hâlâ unutamadım. Bir gün onu da anlatırım elbet…
:)
Bak yine hırslandım. Sen yine de şu “üst sınırı” bir öğrensene!
Ha ha haa, çok sevdim ben bu işi, ilk iş kendime tavlada kolayca yenebileceğim sağlam,yapılı bir arkadaş bulmam lazım. Evde de yapılacak bir sürü tadilat, boya işi falan var aslında, onlar üstüne de bahse girebilirim. :)
Görkem Çetin’i gönül rahatlığıyla çağırabilirsiniz :)
ali,
bak bakalım beğenecek misin… seninkiler film işine de girmişler… .
http://orange.blender.org/download