İnsan niye yaşar?
23 Temmuz 2006
Türkiye’de en zor iÅŸlerden biri, herhalde çizgi roman yayıncılığıdır… Yılların "namlı" korsan yayıncılarının "Türkiye’de çizgi roman benden sorulur" havalarında kasım kasım gezindiÄŸi bu âlemde; iÅŸini düzgün yapan, teliflerini tıkır tıkır ödeyen, borca harca girmek pahasına bile olsa en iyi kâğıtla çıkmak için didinen, çevirilere titizlenen, az konuÅŸup çok iÅŸ yapan yayıncılar da vardır.
Bu ikinci sınıfa giren yayıncılar içinde, benim için Murat MıhcıoÄŸlu ve Hakan ÅžaÅŸmaz ikilisinin yeri ayrıdır… Yıllardır büyük bir inatla Rodeo Yayıncılık aracılığıyla hayatımızı ÅŸenlendiren bu adamlar, tüm olumsuz koÅŸullara raÄŸmen bir Strip gibi çizgi roman kültürü dergisi, Dylan Dog ve Ken Parker gibi muhteÅŸem yayınları çıkarmaya devam ediyorlar. Üstelik titiz bir çeviriyle ve güzel bir kâğıda basarak, borçlanarak, bu yayınları sadece 2.000-2.500 kiÅŸinin satın alacağını bilmelerine raÄŸmen…
Murat MıhcıoÄŸlu ve Hakan ÅžaÅŸmaz gibilerini yakından tanıdıkça, hep kendime ÅŸu soruyu sorarım: "İnsan ne için yaÅŸar?" Tamam biliyoruz, Linus abimiz buna "Just for Fun" diyerek cevap veriyor. İlginçtir, Fellini’nin de şöyle bir sözü var: "Engelleri ve paradoksları gülerek karşılarsak, bunlar bizi öldürmez. Ancak sıkıntı bizi öldürebilir. Sıkıntı ise ne mutlu ki çizgi romanların uzak tuttuÄŸu bir ÅŸeydir."
Murat ve Hakan’ın her yanıyla sıkıcı olan bu dünyada, çoÄŸumuzun yapmaya cesaret edemediÄŸi bir ÅŸekilde yaÅŸadıklarını düşünüyorum. Onlar bu ÅŸekilde yaÅŸarken eÄŸlencelerine de bizi ortak ediyorlar. Bu nedenle de onlara, 1980′li yılların Gırgır dergisini çıkaran (bunun ne demek olduÄŸunu ancak o günleri yaÅŸayanlar bilir) ekip için hissettiÄŸim kadar büyük bir saygı duyuyorum…
Rodeo’cular pek çoÄŸumuzun sahil kasabalarına dadandığı bugünlerde "can sıkıntısını" bizden uzak tutacak bir paket hazırlamış. Üç ayrı Dylan Dog ve Ken Parker macerasından oluÅŸan bir Yaz Pakedi çıkartıp, 10 lira gibi çok avantajlı bir fiyata stoklarını tüketmeye karar vermiÅŸler!
"Artık çizgi roman okuyacak kadar vakit bulamıyorum" diyorsanız, sürdürdüğünüz hayatı bir gözden geçirin derim…
Sıkıntı insanı öldürebilir. Çizgi roman ise bizi ölümden uzak tutar…








Strip içeriğinin bundan sonra albümlere kaydırılacağını okumuştum rodeo sitesinde, üzülmüştüm.
uzaktaki okur | 24 Temmuz 2006 | 1:56 pmStrip içeriğinin bundan sonra albümlere kaydırılacağını okumuştum rodeo sitesinde, üzülmüştüm. beni bayiye çeken az sayıda yayındandı. anadolunun bitmez otobüs yolculuklarıyla geçen yıllarımda en güzel vakitleri otogarlarda bu yayına ve ResimliRomana nadiren rastlamam sonrasındadır. rodeo elemanlarıyla istanbul kitap fuarında görüştüm geçtiğimiz yıl, olayın dağıtımda düğümlendiğini ve dergiye son verilmesi halinde de eski sayıya yeni dağıtım uygulanacağını, albümlerden önce yakalanabilecek her okuru yakalamak gibi düşüncelerden bahsettiler. benim anladığım, bu sayfada ve rodeo sitede anlatılan dağıtımlar o dağıtımlardır. bahsi edilen her kitap bende var ama almasam da gözüm otogar bayilerinde olacak. arka bahçe, rodeo ve lal gibi bayi dağıtımı yapan yayıncılar (diğerleri artık sadece kitapçı üzerinden şeklinde bir bilgim var) için ben kendimce bir tavsiyede bulunarak çizgi romanları özellikle otogar bayilerinde bulundurtmalarını istiyorum. yazınızda değinilen gırgır dönemini de yaşamış bir insan olarak hem resimli romanların hem mizah dergilerinin bize çok şeyler ifade etmekle beraber genel okur için seyahat, teneffüs, plaj eğlencesi değeri taşıdığının önemli bir dağıtım kriteri olduğunu, iş gereği ömrünü yolarda tüketen bir okur olarak benim de istanbul lükslerinden uzakta en çok bu şekilde bu yayınlara doyabildiğimi vurgulamak isterim.
Kucukken Cin Ali okurduk. Benim icin yeterince fazla cizgi vardi.
sickprincess | 26 Temmuz 2006 | 3:50 amKucukken Cin Ali okurduk. Benim icin yeterince fazla cizgi vardi. Resimlerine bakmazdim bile, yazilari okur okur gecerdim. Sevmiyorum demeyi hic gururuma yediremedim. ‘Ne demek efendim, herkes sever Cin Ali’yi.”
Resimli kitaplari hala sevmem. Onlarin kapladigi yerde, kahramanimiz umulmadik birseyler yapsa keske; unlu padisah, bir rock konserinde gitar parcalasa…
Tutku bambaska birsey. Ben sevmesem de cizgiroman tutkunu olmak da bunun icinde. Bir insan neye tutkuyla baglanirsa baglansin, takdiri hakediyor bence. Bunun; zoru, entellektueli, banalli yok. Herkesin tutkulari var, sahip cikabilmek mesele.
Sıkıntı öldürmez, surundurur diye dusunuyorum. Sıkıntıyla surunecegime tutkumla ölürüm!
Artık bizim gezegende yazmıyor musunuz?
Necdet Yücel | 27 Temmuz 2006 | 2:39 amArtık bizim gezegende yazmıyor musunuz?
Necdet Bey, Aslında nedenlerini şurada açıklamıştım, ama sanırım gözünüzden kaçmış.
AliIsingor | 27 Temmuz 2006 | 9:21 amNecdet Bey,
Aslında nedenlerini ÅŸurada açıklamıştım, ama sanırım gözünüzden kaçmış. Evet, bir süre önce aldığım bir kararla açık yazılım dışı yazılarımı Gezegen Linux’ta yayımlamamaya baÅŸladım. Bu beni de üzen ama er ya da geç almak zorunda olduÄŸum bir karardı, kısacası Gezegen Linux’un giderek kozmopolitleÅŸen yapısı beni “ürküttü” diyelim :))…
Gezegen Pardus’tan olan yayın ise “ÅŸimdilik” kesintisiz devam ediyor.
Yazınızı hatırlıyorum ama gezegen'de "konu dışı" yazılara da ihtiyaç var
Necdet Yücel | 27 Temmuz 2006 | 11:27 amYazınızı hatırlıyorum ama gezegen’de “konu dışı” yazılara da ihtiyaç var diye düşünüyorum. Neyse en azından yakın bir gezegen’de okumak mümkün sizi.
Bu konuda da Necdet Hocaya katıldığımı belirtmekten başka bi'şey demeye
Arda Çetin | 27 Temmuz 2006 | 4:13 pmBu konuda da Necdet Hocaya katıldığımı belirtmekten baÅŸka bi’ÅŸey demeye gerek bırakmamış.
Her zaman gazetecilerin okurlarının düşüncelerine değer ve önem verdiğini düşünmüşümdür hem ;)
Kışkırtmayın adamı :)...
Ali Işıngör | 27 Temmuz 2006 | 5:05 pmKışkırtmayın adamı :)…
O zamanda anlamamistim, simdi de anlamadim, linux gezegenin 'kompositlesen yapisi'
sickprincess | 27 Temmuz 2006 | 7:00 pmO zamanda anlamamistim, simdi de anlamadim, linux gezegenin ‘kompositlesen yapisi’ ne demek ?
Kışkırın bence :) Windows ipuçlarının bile yazıldığı, yazısı en üstte
Necdet Yücel | 30 Temmuz 2006 | 2:03 amKışkırın bence :)
Windows ipuçlarının bile yazıldığı, yazısı en üstte görünsün diye tarihiyle oynayan insanların bulunduÄŸu bir gezegen’de “konu dışı” yazılarımı yayınlamak istemiyorum demenizi de anlıyorum aslında.
Neyse, siz bilirsiniz…
[...] Kıssadan hisse, deniz ve yelken bu hayatı katlanır kılan
Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi » Pardus’un yelkeni olsa, açsa da gelse | 6 AÄŸustos 2006 | 1:31 am[...] Kıssadan hisse, deniz ve yelken bu hayatı katlanır kılan az sayıdaki ÅŸeylerden biridir. Bir diÄŸerini geçenlerde anlatmıştım. İlginçtir, Pardus ekibi içinde birbirinden habersiz çok sayıda yelkensever yaşıyormuÅŸ. "Ne yapsak da bir yelkenli bulsak" diye düşünürken, arayışlarımız neticesini verdi. Sanayi Mahallesi’nde bir atölyenin bir kenarında duran bir 470 bulduk, bir aksilik olmazsa bu hafta içinde durumuna bakıp tamiratına (Ben, Gürer ve Görkem) baÅŸlayacağız. [...]
[...] Fi tarihinde sizlere memleketin sayısı giderek azalan "fight-club"larından birinin
Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi » Ken Parker “yolu yarıladı”… | 10 Ocak 2007 | 8:10 pm[...] Fi tarihinde sizlere memleketin sayısı giderek azalan "fight-club"larından birinin sahibi olan Murat MıhcıoÄŸlu ve Rodeo Yayıncılık’tan bahsetmiÅŸtim hatırlarsanız. Hatta bir ara çizgi roman kahramanlarının da yüzüne çizgilerin yerleÅŸmesinden dem vurarak "Biz mi yaÅŸlanıyoruz yoksa çizgi roman kahramanları mı?" diye sormuÅŸtum… [...]