Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi

Ali Işıngör’ün politika, açık yazılım, çizgi roman, tarih ve popüler kültür üzerine gündüz sayıklamaları…
  • rss
  • Anasayfa
  • Diğer maceralar
  • İletişim

Bir geliştirici olmak…

25 Şubat 2006
linux, pardus


İtiraf ediyorum. Sekiz ay öncesine kadar konsolu nasıl çalıştıracağını bilmeyen bendeniz artık paket derliyor, Stellarium’dan SuperKaramba temalarına kadar pek çok yazılımın yerelleştirmesini yapıyor, Uludağ’ın hata bildirim sisteminde bana atanan hataları düzeltiyorum. Ne yalan söyleyeyim, Kapalıçarşı’daki halı dükkanındaki satıcının “Alamanca” öğrenmesine benzer bir şekilde, Phyton dilini falan da öğrenmeye başladım :).

Ne gülüyorsunuz? Tanrının bildiğini kuldan saklayacak değiliz elbet :), siz asıl benden ve bir süre sonra yapmaya başlayacağım PİSİ paketlerinden korkun!

Daha da güzel bir şey söyleyeyim size: Bir ayı biraz aşkın bir süredir de resmen bir Pardus geliştiricisiyim! Kendime “geliştirici” diyerek gerçek geliştiricilerin öfkelenmesini istemem elbet, benim yaptığım olsa olsa, “çöpçü balıklığı”… Başkalarının uğraşmakla vakit kaybedeceği türden işleri üstleniyorum “şimdilik”. Bu bazen bir KDE bileşeninin yerelleştirmesi, bazen de mevcut yerelleştirme dosyalarının içindeki tutarsızlıkları düzeltmek olabiliyor.

İşten eve döndükten sonra, her gün bir saatinizi bir bileşenin eksik çevirisine ayırabiliyor ve size verilecek küçük ya da büyük işin bir ucuna yapışıp bırakmıyorsanız, siz de bir Pardus geliştiricisi olabilirsiniz!

“Geliştirici” olmaya giden en kısa yolun, KDE bileşenlerinin yerelleştirmelerini üstlenmekten geçtiğini söyleyebilirim. Görkem Çetin işin bu kısmında başvuracağınız adam. Bu süreçte yer aldıktan sonra her gün düzenli olarak Uluzilla raporlarını izlemeli, bir süre sonra da buradaki sorunların çözümünde aktif rol almaya başlamalısınız. Bu sayede “elinizin altındaki canavarı” çok daha hızlı bir şekilde tanıyıp, işletim sisteminizin anatomisini anlamaya başlıyorsunuz.

Geliştirici olmak kesinlikle para kazandırmıyor. Zaten sıkışık olan hayatınızda eşinizle başbaşa kalacağınız zamandan bir saat daha çalmak sadece!

Ama yine de söyleyeyim sizlere, “çöpçü balığı” olmak bile çok güzel! Neden mi? Anlatması biraz zor… 32 yıllık hayatımın önemli bir kısmında, hep birilerine “borçlu” olduğumu hissettim. Bu hissi eminim siz de yaşamışsınızdır, hani hüzün verecek kadar güzel bir şeyle karşılaştığınızda içinizde bir şeyler düğümlenir ya, o his işte… O histir sizi ayakta tutan. Gün gelir Kabatepe Mevkii’nde Çanakkale Harbi’nin birbirinden sadece yedi metre uzak siperlerinin önünde, gün gelir güzel bir köy manzarasının karşısında o his “bir duvar gibi” çarpar size…

Örneğin beni yazmaya, gazeteciliğe iten temel dürtü, ilk başlarda buydu… Son iki-üç yıllık meslek hayatım içinde giderek bu hissi daha az hissetmeye başlamıştım. Hatta yaptığım işin anlamsızlığı yüzünden bir süre sonra hiç hissetmemeye! Pardus’a destek vermek, Pardus için bir şeyler yapmak bu hissi bana geri kazandırdı. Bu ülkeyi “var eden” insanlara olan borcumu, bir parça olsun ödediğimi hissediyorum…

Peki, tüm bunları niye aktardım?

Hemen anlatayım. Bugün Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen Açık Kaynak Günleri’ne gittiğimde girişteki bankoda duran arkadaş, boyun kartıma yazmak üzere “adımı ve mesleğimi” sordu. Ağzımdan şu cümleler istemdışı döküldü:

“Ali Işıngör, gazeteci, yazar, ha bir de Pardus geliştiricisi…”

(…)

Kimse lütfen bunun için bana kızmasın. Dedim ya, “istemdışı” çıktı ağzımdan…

Not: “İşe bir yerden başlamak istiyorum” diyenler gorkem (et) uludag (nokta) org (nokta) tr’ye bir mail göndererek ilk adımı atabilir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 oy, ortalama: 5.00 / 5) Loading ... Loading ...
Kategori
Özgür yazılım
RSS Yorumlar
RSS Yorumlar
Trackback
Trackback

« “Origami Tux” Uludağ sunucuları »

5 Responses to “Bir geliştirici olmak…”

  1. Ismail Asci diyor ki:
    26 Şubat 2006, 2:19 pm

    “Ama yine de söyleyeyim sizlere, “çöpçü balığı” olmak bile çok güzel! Neden mi? Anlatması biraz zor… 32 yıllık hayatımın önemli bir kısmında, hep birilerine “borçlu” olduğumu hissettim. Bu hissi eminim siz de yaşamışsınızdır, hani hüzün verecek kadar güzel bir şeyle karşılaştığınızda içinizde bir şeyler düğümlenir ya, o his işte… O histir sizi ayakta tutan. Gün gelir Kabatepe Mevkii’nde Çanakkale Harbi’nin birbirinden sadece yedi metre uzak siperlerinin önünde, gün gelir güzel bir köy manzarasının karşısında o his “bir duvar gibi” çarpar size… ”
    Bu çok iyi geldi… :)

  2. Tansel GUCLU diyor ki:
    26 Şubat 2006, 4:42 pm

    açıkçası çok isterim hep böyle yeni şeyler öğrenip memlekete katkıda bulunmayı ama “iktisadi” çalışmalardan vakit arttıkça.

    işin kötüsü programlama ile ilgili birşey bilmiyorum. html öğrenmeye çalışırken bile sıkılıp bırakmıştım işin bir yerlerinde. üstelik uzaklardan kim öğretir ki bu işleri bana ali bey :) yoksa seve seve yaparım tabii ki. yoksa benim eşim de yok. hatta uzuuunca bir süredir sevgilim de :) başarılar…

  3. Ali Işıngör diyor ki:
    27 Şubat 2006, 11:38 am

    Tansel Bey,

    Zaten bu işe çevirilerle başlanıyor, yani tam size göre bir iş… :)

  4. Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi » Edep yahu! diyor ki:
    13 Nisan 2007, 5:38 pm

    [...] dair de “fi tarihinde” şöyle bir şey yazmıştım, meraklısı okur artık… Bugün “Pardus ekibinin her bir elemanı pırlanta [...]

  5. Edep yahu! : İnternet ve Yaşam diyor ki:
    10 Mayıs 2007, 3:25 pm

    [...] dair de “fi tarihinde” şöyle bir şey yazmıştım, meraklısı okur artık… Bugün “Pardus ekibinin her bir elemanı pırlanta [...]

Leave a Reply

Cevabı iptal etmek için tıklayın.

Tersine Dünya


"Tersine dünya okulu eğitim kurumlarının en demokratiğidir. Giriş sınavı gerektirmez, kayıt parası almaz, derslerini bedavaya verir, herkese ve her yerde; yerde ve gökte... Tersine dünya okulunda, kurşun su üstünde kalmayı öğrenir, mantar suya batmayı. Yılanlar uçmayı ve bulutlar yollarda sürünmeyi..."
Eduardo Galeano-Tepetaklak

Yazı takvimi

Şubat 2006
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Mar »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728  

Sık sık gezdiklerim

  • - Moleschino -
  • Evet Sigorta

Son Yorumlar

  • sibel on Kelebeğin Rüyası
  • kulak brun boğaz on Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • forex on Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • Pardusman on Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
  • Hakan on Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

Yazı Kategorileri

  • Çizgi roman (13)
  • Özgür yazılım (95)
  • Blogger (31)
  • Coğrafya (20)
  • Edebiyat (32)
  • Fotoğraf (11)
  • Hayat (60)
  • Kültür (53)
  • Politika (26)
  • Sanat (9)
  • Tarih (22)
  • Türkiye (14)
  • Tekir (1)

Arşiv

  • Mayıs 2009 (2)
  • Nisan 2009 (1)
  • Ocak 2009 (1)
  • Şubat 2008 (3)
  • Aralık 2007 (2)
  • Ağustos 2007 (1)
  • Temmuz 2007 (3)
  • Haziran 2007 (2)
  • Mayıs 2007 (5)
  • Nisan 2007 (2)
  • Mart 2007 (2)
  • Şubat 2007 (2)
  • Ocak 2007 (6)
  • Aralık 2006 (4)
  • Kasım 2006 (7)
  • Ekim 2006 (4)
  • Eylül 2006 (4)
  • Ağustos 2006 (2)
  • Temmuz 2006 (8)
  • Haziran 2006 (4)
  • Mayıs 2006 (3)
  • Nisan 2006 (5)
  • Mart 2006 (5)
  • Şubat 2006 (12)
  • Ocak 2006 (7)
  • Aralık 2005 (12)
  • Kasım 2005 (12)
  • Ekim 2005 (20)
  • Eylül 2005 (16)
  • Ağustos 2005 (19)
  • Temmuz 2005 (24)
  • Haziran 2005 (15)
  • Mayıs 2005 (14)
  • Nisan 2005 (8)

Son Yazılar

  • Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
  • Kelebeğin Rüyası
  • İşletim sistemlerinin evrimi
  • Bir uçak mı, hayır kuş!
  • ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4
  • ECMA’dan Dersler: Tüh, sandalyemiz kalmadı!-3
  • Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? (2)
  • Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • Danilo Türk’tür Türk kalacak!
  • Özgürlükİçin tasarımcı arıyor!

Hastasıyız

Özgürlük için Pardus...

Tagboard

Creative Commons License

Bu site Creative Commons Lisansı ile korunmaktadır.
rss RSS Yorumlar valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox