Gülay Göktürk’ün sınırları var mı?
15 Aralık 2005
“Atatürk Fenerbahçeli miydi yoksa Galatasaraylı mı?” tartışmasının gazı yetmemiÅŸ olacak ki, Türk neo-liberalizminin mümtaz temsilcilerinden Gülay Göktürk, köşesinden “ÅŸu minvalde” bir salvo atış yaptı:
“Atatürk yaÅŸasaydı, 1950′lerde Adnan Menderes tarafından alaÅŸağı edilirdi. 27 Mayıs ihtilalcileri ile muhtemelen iÅŸbirliÄŸi yapacak ve belki de 70′lerde Bülent Ecevit’in ortanın solu hareketi karşısında yenilip köşesine çekilecekti!”
“Gülay Göktürk kimdir?” diye soracaklara hatırlatalım, kendileri 70 öncesi FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu) kadrosu içinde bulunan, sonra bu gruptan ayrılarak Deniz GezmiÅŸ ve Mahir Çayan ile Dev-Genç’in çekirdek kadrosu içinde yer alan, 12 Mart sonrasındaysa DoÄŸu Perinçek, Gün Zileli, Cengiz Çandar ile birlikte “maocu” TİİKP’yi (Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi) kuran “profesyonel devrimci” bir ablamızdır…
12 Eylül’ün iÅŸkence tezgâhlarından da geçen Göktürk, 1989′da Berlin Duvarı’nın yıkılması ile Türk sosyalist solunda yaÅŸanan çöküntü sonrasında, çareyi “solculuÄŸun kızgın kumlarından neo-liberalizmin serin sularına” atlamakta bulan ekip içinde yer aldı.
Yeni Yüzyıl’da çalıştığı dönemde köşe yazılarını The Observer’un yazarlarından Erica Jong’dan arakladığı anlaşılınca, “Siz hiç mi komÅŸunuzun bahçesinden erik çalmadınız?” diyerek kendini savunan bir düşünürümüzdür.
Gülay Göktürk’ün “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış ÅŸaÅŸarım? KükremiÅŸ sel gibiyim, bendimi çiÄŸner aÅŸarım!” dediÄŸi yazısıysa hiç kuÅŸkusuz, pedofiliyi (sübyancılık) savunan makalesiydi… Sübyancıların sübyanlara zarar vermedikleri sürece, “cinsel tercihlerini” özgürce yaÅŸayabilmesini savunan Gülay Göktürk, animasyon filmler ile yapılacak “çocuk pornosu”nun kimseye rahatsızlık vermemesi gerektiÄŸini savunmuÅŸtu!
Åžimdilerde “profesyonel devrimcilik” kariyerine Nazlı Ilıcak, Aykut Işıklar ve Cengiz Çandar’lı “Bugün” gazetesinde (eski Tercüman) devam eden Gülay Göktürk’ün Türk düşün hayatına yaptığı katkılar saymakla bitmez.
Ne yalan söyleyeyim, benim için Gülay Göktürk, kendi düşünürlerini “yaratamamış” Türk neo-liberalizminin “omurgasızlığının” bir sembolüdür…
(…)
Atatürk’ü mü tartışmak istiyorsunuz? Bu adama “çok ÅŸey” borçluyuz ama madem istiyorsunuz, tartışalım! Ama adam gibi, saçmalamadan ve “teyzemin testisleri olsaydı tıpkı amcam gibi olurdu” türünden faraziyeler üreterek deÄŸil!
“Atatürk’ü putlaÅŸtırmayalım” mı demek istiyorsunuz? Evet, bence de putlaÅŸtırmayalım, bu ülkede Atatürk’e en büyük kötülüğü “Ben Atatürkçüyüm” diyenler yaptı! Sanırım “en azından” burada birleÅŸiyoruz.
Doktrin tartışalım, tarih tartışalım, siyaset tartışalım! Ama bunu lütfen “namusluca” yapalım. Bunu yapmadığınız sürece, bir zamanlar “Atatürk yaÅŸasaydı, Refah Partisi’ne oy verirdi!” diyen Erbakan kadar komik olursunuz…
(…)
Aklıma bir fıkra geldi, anlatmadan olmayacak:
Tanrı dünyayı yaratırken, halklara da ÅŸekil vermeye karar vermiÅŸ. Cebrail’i çağırmış yanına:
-Gel bakalım, şimdi seninle halklara bazı özel yetenekler vereceğiz! Herkese eşit davranmak için her ülkeye sadece iki özellik vereceğiz.Tanrı biraz düşünmüş:
-Önce Fransızlarla başlayalım işe. Onlar hem romantik olsun hem de iyi yemek yapmayı bilsinler.Cebrail önündeki kağıda bunu not almış.
- İngilizlere kurnazlığı ve çalışkanlığı verelim!Cebrail önündeki kağıda bunu da not almış.
- İtalyanlar hem neÅŸeli olsunlar hem de sanatçı ruhuna sahip olsunlar!Cebrail önündeki listeye bakmış, “Efendim” demiÅŸ, Türkleri unuttunuz…”
Tanrı uzun uzun düşünmüş…
- Türkler dürüst, zeki ve saÄŸcı olsunlar!Cebrail ÅŸaşırmış: “Efendim, Türklere üç özellik birden verdiniz…”
Tanrı omzunu silkmiş:
- Amaaan, içlerinden işlerine gelen iki tanesini seçsinler işte!
Türk sağının en büyük sorunu budur. Türklerden “hem zeki hem dürüst hem de saÄŸcı” çıkmıyor; saÄŸcı olanlarsa ya “zeki” ya da “dürüst” deÄŸiller…
Gülay Göktürk hangi sınıfa giriyor sizce?








Elinize kolunu sağlık. Ayarı bir türlü kestiremeyip, bir dahiyi tarihi
M. Selim Naiboğlu | 15 Aralık 2005 | 11:21 amElinize kolunu sağlık. Ayarı bir türlü kestiremeyip, bir dahiyi tarihi ve fikri çevreye oturtup tanımlama becerisine sahip olmayan zihiyetin son oyuncağı faraziyeler üzerinden tatmin.
Ne diyeyim, sadece buruk bir komedi gibi. Anlayamıyorum. Ha gayret bir empati kurayım diyorum ama küçük beynim o kadar namussuzca işlemiyor bir türlü.
Gülay Göktürk'ü, geçmişini, nasıl biri olduğunu bilmeden onun yazısından ve
Selim Yörük | 15 Aralık 2005 | 12:26 pmGülay Göktürk’ü, geçmiÅŸini, nasıl biri olduÄŸunu bilmeden onun yazısından ve Derin Sular‘ın eklemelerinden yola çıkarak bir ÅŸeyler karalamıştım.
Åžimdi, alakalı düşüncelerimin çıkış noktasının bu tür bir “sevgili” yazar olduÄŸunu öğrenince düşüncelerimden şüphe eder oldum.
Gerçi onun yazısından önce de böyle düşünüyordum ama yine de bir üzüntü girdi içime.
Selim Bey, Evet unutmuşum... Gülay Göktürk, Derin Sular'ın sık sık
Ali Işıngör | 15 Aralık 2005 | 1:18 pmSelim Bey,
Evet unutmuÅŸum… Gülay Göktürk, Derin Sular’ın sık sık “Günün Yazarı” köşesine misafir oluyordu deÄŸil mi? :)
Türklerden neden dürüst ve zeki sağcı çıkmadığna dair anlattığınız fıkraya
ludisté | 15 Aralık 2005 | 4:27 pmTürklerden neden dürüst ve zeki sağcı çıkmadığna dair anlattığınız fıkraya bayıldım :D
bööle daha çok fıkra bekliyoruz efendim
bende sayfamda bu konuyu işledim. yazılarda örnekler neredeyse uyuşuyor. şaştım
Tansel GUCLU | 16 Aralık 2005 | 5:05 ambende sayfamda bu konuyu işledim. yazılarda örnekler neredeyse uyuşuyor. şaştım valla. bu arada ben 1 gün önce yazmıştım :))
zaten ne geldiyse başımıza bu eski solculardan geldi. o yüzden gülay göktürk vakasınada pek şaşırmadım açıkçası ali bey.
derinsular da yer alması da çok normal zira benzer şeyleri söyledikleri açık. ilgilnenler için sayfamda yazı mevcut.
ya da dönek solcular diyim aynı şey oluyor ama daha
Tansel GUCLU | 16 Aralık 2005 | 5:35 amya da dönek solcular diyim aynı ÅŸey oluyor ama daha iyi anlaşılıyor…
Aslında bu şekilde "dönek solcu" ve benzeri yapıştırmalar yapmamak lazım.
Selim Yörük | 16 Aralık 2005 | 12:43 pmAslında bu ÅŸekilde “dönek solcu” ve benzeri yapıştırmalar yapmamak lazım. KiÅŸiliÄŸin ve düşüncelerin bir ömür boyunca sabit kalması mümkün deÄŸil.
Değişim normal karşılanmalı bence. Insanlar yaşadığı çevre ve ilgi alanları nedeniyle birçok kereler farklı düşüncelere kayabiliyor.
Hatta “deÄŸiÅŸme”nin statükocu olmaktan çok daha yararlı olduÄŸunu düşünüyorum.
DeÄŸiÅŸerek “yanlış” (kime göre?) bir düşünceye saptığımızda, korkmaya gerek yok aslında. EÄŸer en doÄŸruyu bulmaksa amacımız, bir kere daha deÄŸiÅŸeceÄŸimiz açıktır. “DoÄŸru”yu bulmak çoÄŸu zaman kolay olmuyor.
Bana kalırsa insan hayatında en az iki kez köklü bir değişim yaşamalı. Ve değişime açık olmalı. Pek tabi bu değişimi yaşamadan önce çıkarlar değil, mantık ön planda olmalı.
Tansel Bey; Dönek lafına ben de karşıyım. Yanılmıyorsam dönek lafı ilk
Ali Işıngör | 16 Aralık 2005 | 2:29 pmTansel Bey;
Dönek lafına ben de karşıyım.
Yanılmıyorsam dönek lafı ilk olarak Lenin tarafından Kautsky için söylenmiÅŸti, hatta arkadaşın “Proleter Devrimi ve Dönek Kautsky” adında, bir de kitabı vardı :)…
Her neyse, “dönek” lafına sadece siyaseten deÄŸil, içerdiÄŸi “ÅŸiddet” nedeniyle de karşıyım. Sizler muhtemelen 80 öncesi sol siyasetlerinin darbe öncesi ve sonrasındaki “iç hesaplaÅŸma”larına yetiÅŸmediÄŸiniz için hatırlamıyor olabilirsiniz ama bu sözcük üzerinden bu ülkede pek çok insanın hayatı karartıldı. Åžanslı olanlar ülkeden kaçarken, ÅŸanssız olanlar tüm sevdiÄŸi insanlar tarafından terkedildi, koyu bir yalnızlığa itildi.
Örnek mi istiyorsunuz? Cem Karaca… Hatta hayatlarının belli dönemlerinde Aziz Nesin, Behice Boran, Mehmet Ali Aybar, YaÅŸar Kemal gibi isimlerin üzerine bu “yafta” yapıştırılmaya çalışıldı.
Dönek lafını bu nedenle hayatım boyunca kullanmadım. Kullanmayacağım da…
(…)
Ancak karşı olduğum başka bir şey daha var.
İnsanların hayatında bazı temel deÄŸerlerin, bazı “deÄŸiÅŸmez” tercihlerin olması gerektiÄŸine inanıyorum. İnsan hayatına saygı, birey haklarına saygı, çoksesliliÄŸe ve demokrasiye saygı gibi.
Bu ve benzeri temel deÄŸerler “temel olmak ÅŸartıyla” hayatı sosyalizm, liberalizm ya da siyasal islamın gözlüğüyle yorumlamakta serbestsiniz. Bunu kimse elinizden alamaz, istediÄŸiniz zaman gözlüklerinizi de deÄŸiÅŸtirebilirsiniz…
Tek bir şartla: Aynı temel değerlere sadık kalmanız şartıyla.
Bu nedenle, eski bir solcu ya da islamcının “saf deÄŸiÅŸtirip” nazizmi savunmaya baÅŸlamasını kabul edemem.
Aynı ÅŸekilde, markezine “insanı alan” bir siyasetten gelen birisinin (bu saÄŸ ya da sol olabilir) aradan 20 yıl geçtikten sonra “pedofili”nin ya da “çocuk işçilerin çalıştırılmasının” yanında tavır almasını kabul edemem…
Bu arada, Burkina Fasa Fiso okurlarına ÅŸunun garantisini verebilirim: Gülay Göktürk gibiler bu sitede hiçbir zaman “Günün Yazarı” olmayacak.
-ürünlerimizde domuz yağı yoktur, ama kokusu sinmiş olabilir.
:)
Yazınıza "izlenimler" den bir eleştiri var. http://izlenimler.blogspot.com/2005/12/sa-sol-ve-atatrk.html
mdakin | 17 Aralık 2005 | 11:14 amYazınıza “izlenimler” den bir eleÅŸtiri var.
http://izlenimler.blogspot.com/2005/12/sa-sol-ve-atatrk.html
vallahi kusura bakmayın ama bence öyle. hala da faklı düşünmüyorum.
Tansel GUCLU | 17 Aralık 2005 | 7:55 pmvallahi kusura bakmayın ama bence öyle. hala da faklı düşünmüyorum. selim bey insan tabii ki değişebilir ancak temel değerlerini inkar etmesi maalesef kötü bir tabir olsa da bu şekilde maulm isimle isimlendirilir. bende 3 yıl öncesine göre farklı düşünüyorum ama temel değerlerim değişmedi. değişemezde. ama sol bakışımın değişmesi de pek zor. yani ali beyle aynı şeyleri söylüyoruz. ama ben söylemekten pekte gocunmuyorum açıkçası. teşekkürler.
Anonymous ya da doğru bir şekilde ifade etmek gerekirse, "imzasız"
Ali Işıngör | 17 Aralık 2005 | 10:09 pmAnonymous ya da doÄŸru bir ÅŸekilde ifade etmek gerekirse, “imzasız” yorum yapılmazsa sevinirim.
Bu arada yazıda yanlış anlaşılmaları giderici bir iki düzeltme yaptım.
17 Aralık-
Ali Işıngör
Ali Bey, geçen sefer yorumum imzasız kalmış. Bir çırpıda yazdığımdan olsa
Anonymous | 19 Aralık 2005 | 6:08 amAli Bey,
geçen sefer yorumum imzasız kalmış. Bir çırpıda yazdığımdan olsa gerek. Gerçi, İzlenimler’in yazısından sonra benim yorumuma da gerek kalmamış ama madem baÅŸladık sonunu getirelim.
Gülay Göktürk’ün yazısından yaptığınız alıntı tam anlamıyla bir çarpıtma. Birebir bir alıntı izlenimi vermesine raÄŸmen deÄŸil üstelik yazının içreriÄŸi ile de örtüşmüyor. Bir de üstüne üstlük namuslu tartışmadan dem vuruyorsunuz.
Yaptığınız değişikliklerin ne olduğunu anlayamadım ama bana hala attığınız çamurlar yerli yerinde duruyor gibi geldi.
Kıvanç Tarhan.
Not: Daha önceki yorumumu imzasız olduğu için kaldırdığınızı düşünmüştüm ama şimdi gördüm ki imzasız başka bir yorum var ve onu kaldırmamışsınız.
Sayın Kıvanç Tarhan, Alıntıyı yaptığım yer şurası: "Belki o da, 1970'li yıllarda
Ali Işıngör | 19 Aralık 2005 | 11:46 amSayın Kıvanç Tarhan,
Alıntıyı yaptığım yer şurası:
“Belki o da, 1970′li yıllarda İnönü’nün mücadele etmek zorunda kaldığı Ecevit Hareketi gibi bir yenilenme hareketiyle karşı karşıya kalacak, hatta belki o da İnönü gibi, bu mücadeleden yenik çıkacaktı. Mesela düşünüyorum da, 46′da doÄŸan DP hareketi, 1950′de, kurucusu halen cumhurbaÅŸkanı olan bir CHP’yi alaÅŸağı etmiÅŸ olabilirdi ve o zaman on yıl sonra DP’yi alaÅŸağı etmek üzere tezgâhlanan 1960 darbesinin destekçilerinden biri de Atatürk olabilirdi.”
Acaba benim okumamda mı bir sorun var dedim ve Gülay Hanım’ın yazısını tekrar tekrar okudum. İşin garibi, bu yazı etrafında dönen diÄŸer tartışmalara baktığımda aynı okumayı sadece benim deÄŸil; Serdar Kaya’nın da, Tansel Güçlü’nün de yaptığını görüyorum.
Demem o ki, alıntıyı yaptığım yeri okursanız, yazımdaki algı ile Gülay Göktürk’ün lafzı arasında bir çeliÅŸki olmadığını görürsünüz. Bu nedenle ne benim, ne de diÄŸer arkadaÅŸların bu “müfteri” sıfatını hak etmediklerini düşünüyorum.
Gülay Hanım’ın alıntı yaptığım yazısına doÄŸrudan link vermekle beraber, lafzını kısaltarak alıntı yaprtığım için tırnak iÅŸareti koymamalıydım. Orada bir semantik hatası olmuÅŸ, bunu engellemek için “ÅŸu minvalde” ÅŸeklinde bir ifadeyi ekledim yazıya.
DiÄŸer Anonymous’u neden kaldırmadığıma gelince… Çünkü bu arkadaşın kim olduÄŸunu biliyorum.
Birazdan onu da sileceÄŸim…
Çok yoğun bir hafta içinde olduğumdan, bir hafta boyunca gelecek mesajlara gecikerek cevap vereceğim.
Ali bey, Hem Gülay hanımın hem de sizinkileri okudum ve açıkçası
lif Saka | 19 Aralık 2005 | 2:51 pmAli bey,
Hem Gülay hanımın hem de sizinkileri okudum ve açıkçası neyi çarpıttığınızı anlayamadım. Bence çok net bir şeklide ifae etmişsiniz yazınızda gülay hanımın yazdıklarını.
Size teşekkür ediyorum, bu güzel yazı için. Eliniz dertgörmesin.
Elif Saka
Van/Muradiye
Ali Bey, Benim yazımın hiçbir yerinde belirttiğiniz şekilde okunabilecek bir ifade
derinsular | 19 Aralık 2005 | 3:02 pmAli Bey,
Benim yazımın hiçbir yerinde belirttiğiniz şekilde okunabilecek bir ifade yok.
‘Sizinle aynı okumayı yaptığım’ yönündeki iddianız, tamamen kendinizden menkuldur ve (maalesef) ikinci bir iftiradır.
1- Gülay Hanım’ın sözleri, benim yazımda, sizinkinde olduÄŸu gibi ‘edilirdi’, ‘çekilecekti’ gibi ifadelerle deÄŸil, ‘çıkabilecekti’ gibi, ‘bu ihtimal de vardı’ anlamına gelen bir kiple aktarılmıştı ve tırnak kullanılmadığı için ‘bu yönde’ ifadesine yer verilmiÅŸti.
2- Bu ifadelerden hemen sonra yer alan cümleye de dikkat etmenizi isterim:
‘Atatürk de İsmet İnönü’nün öngördüğü dönemde çok partili hayata geçmek ister miydi ya da diÄŸer olaylar aynı ÅŸekilde ÅŸekillenir miydi, bu konularda kesin bir ÅŸey söylemek elbette zor.’
3- Ben bunları bu denli net bir ÅŸekilde söylemiÅŸken, ‘Serdar Kaya da bu yazıyı benim gibi algıladı’ mealinde sözler sarf ederek ikinci bir iftirayla ilk hatanızı düzeltmeye çalışmak ne denli ahlaki bir davranıştır?
Lütfen sitenizde bir daha benim adıma konuşmayın ve beni size yanıt vermeye mecbur etmeyin.
Beni ve Derin Sular’ı rahat bıraksanız ve kendi sitenizin içeriÄŸiyle ilgilenseniz, olmaz mı?
Yazdığınız yazıda, diğer okurların fark etmediği (fark ettiyse bile yazmadığı) başka çarpıtmalar da var. Çok icap ederse (daha önceki hatalarınızda söz verip yaptığım gibi) onları da yazarım. Ama bu türden seviyesiz polemiklerin içine çekilmek istemiyorum artık.
Bugüne kadar ‘bariz’ etik ihlallerinden, diÄŸer mesleki hatalara kadar onca yanlışınızı gündeme getirdim, Derin Sular’a yapılan yorumlarda (ve gönderilen emaillerde) bunlar sorgulandı, ama hiçbiri için hatanızı kabul etmediniz ve hep iÅŸi piÅŸkinliÄŸe vurdunuz.
BaÅŸka insanları haksızca eleÅŸtirdiÄŸiniz, kendilerine ait olmayan ifadeleri tırnak içinde yayınladığınız yetmiyormuÅŸ gibi, ÅŸimdi bütün bunları ’semantik bir hata’ olarak açıklamaya çalışarak (her zamanki gibi) insanları aptal yerine koymaya çalışıyorsunuz.
Hata yaptığınızı itiraf edip özür dileseydiniz, hiç kimse size bir şey demezdi.
Emin olun, Alper Görmüş’ü savunma adına bir yazı yazdığım gibi sizi dahi savunurdum. Çünkü hatasını kabul eden ve bedelini ödeme adına ‘kendi’ elini taşın altına koyan insanlara hep saygı duydum.
Ama siz, şu an kendinizi açıklanması çok daha zor bir duruma düşürdünüz.
Yine de eski yolunuzda sebat edip, tuhaf gerekçelerle kendinizi temize çıkarmaya çalışabilirsiniz.
Sayın Derin Sular; "Yazma özürlü" olduğunuzu biliyordum ama okuma özürlü de
Ali Işıngör | 19 Aralık 2005 | 3:27 pmSayın Derin Sular;
“Yazma özürlü” olduÄŸunuzu biliyordum ama okuma özürlü de olduÄŸunuzu ÅŸimdi öğrendim. EÄŸer dikkatli okursanız tırnak içindeki ifadede de sizin ifade ettiÄŸiniz türde bir kesinlik deÄŸil, “belki” ve “muhtemelen” gibi tanımlamalar var. Üstelik yazının asıl metnine link de verilmiÅŸ. Daha ne diyebilirim ki size? :))
Derin Sular’ın içeriÄŸinden rahatsızsanız, kapatırsınız sitenizi biter! Ama bir blog sitesi açtıysanız, insanların sizi ya da Gülay Göktürk’ü eleÅŸtirmesine/ telaffuz etmesine katlanacaksınız.
Neo-liberalizminizin “liberal” kısmının ne kadar “kofti” olduÄŸunu gösterdiniz böylece…
Neyse, ben de sizinle “seviyesiz bir tartışma”nın içine girmenin hiç heveslisi deÄŸilim. Size yayın hayatınızda baÅŸarılar dilerim.
This post has been removed by a blog administrator.
ludisté | 19 Aralık 2005 | 3:34 pmThis post has been removed by a blog administrator.
Sayın ludisté, Derin Sular'a yönelik yorumunuz hakaret içeriyor. Ya siz silin
Ali Işıngör | 19 Aralık 2005 | 3:39 pmSayın ludisté,
Derin Sular’a yönelik yorumunuz hakaret içeriyor. Ya siz silin ya da ben kaldıracağım.
Ali Bey'in belki de haklı gerekçeyle sansürlediği yorumumu daha geniş
ludisté | 19 Aralık 2005 | 4:38 pmAli Bey’in belki de haklı gerekçeyle sansürlediÄŸi yorumumu daha geniÅŸ bir ÅŸekilde yazıyorum
Derin Sular “suçluların telaşı” içinde, çünkü kendisi Gülay Göktürk’ün yazılarından her türlü boncuÄŸu özenle ayıklarken birileri ona tartışma zemininin ne olması gerektiÄŸini göstermiÅŸtir.
Türkiye’de yeni bir moda var. Tarihini özellikle de kurtuluÅŸ savaşını ve devrimleri yapan Mustafa Kemal ve silah arkadaÅŸlaını her fırsatta küçümsemek, tüm dünyada faÅŸizm yükselirken iki kere çok partili demokrasiyi deneyen bir kadroyu eleÅŸtirmeye dayalı.
Atatürk kötüdür, Atatürk interneti görmemiÅŸtir, Atatürk yüzünden son derce ÅŸoven bir söylem(!) olan éne mutlu türküm diyene”yi bize öğrettiler, yönetimdeki kemalist jakobenizm yüzünden 30 yıl önce “iÅŸgal” ettiÄŸimiz Kıbrıs’ı bırakmıyoruz, kısacası ne yaşıyorsak hepsi bu Atatürk ve Kemalistler yüzündendir!
Onlar yüzünden AB’ye dahi giremiyoruz!
Ben de burada Ali Beyin yanında yer alacağım, Ancak yazı yazmada onun kadar usta olmadığımdan bazen onu üzebiliyorum.
Ali bryin yazısında çarpıtma görmedim, asıl çarpıklık Gülay Göktürk gibilerinin söylemlerindeki tarih anlayışındadır. Derin Sular neden bunu tartışmaya açmıyor?
İşine mi gelmiyor yoksa?
"Atatürk yaşasaydı, 1950'lerde Adnan Menderes tarafından alaşağı edilirdi." cümlesinde 'belki'
derinsular | 19 Aralık 2005 | 6:38 pm“Atatürk yaÅŸasaydı, 1950′lerde Adnan Menderes tarafından alaÅŸağı edilirdi.” cümlesinde ‘belki’ gibi bir ifade yok. İkinci cümlede var. Ama önemli deÄŸil. Çünkü birinci cümleye de belki ifadesini koymuÅŸ dahi olsanız, bu size baÅŸkaları adına tırnak içinde ifadeler yazma ve daha baÅŸkalarının da ’sizin yazdığınız’ o tırnağın içindekilerle aynı ÅŸekilde düşündüğünü iddia etme hakkını vermez.
Yine argo kelimeler kullanmaya baÅŸlamıza da hiç gerek yok. Ben size ÅŸahsımın ya da Gülay Göktürk’ün eleÅŸtirilemez olduÄŸunu söylemedim. BaÅŸka insanlar hakkında iddialarda bulunmadan önce, belli ahlaki ölçüleri gözetmeniz gerektiÄŸini söyledim. Benim eleÅŸtirilmem baÅŸka ÅŸeydir, benim de sizin gibi düşündüğümü iddia ederek beni yanlışınıza ortak etmeye çalışmanız baÅŸka bir ÅŸey. Bunun, beni sürekli iliÅŸkilendirdiÄŸiniz ve bu etiketlemenin kerametiyle haklı çıkmayı umduÄŸunuz liberalizmle ne ilgisi var?
Önce insanların söylemedikleri ifadelere tırnak içinde yer verdiniz. Sonra size ‘Bu nasıl iÅŸ?’ diye soruldu. Siz de oraya ‘bu minvalde’ ifadesini ekleyip, yorumlarda da ‘Yanlış anlaşılmaları giderici bir iki düzeltme yaptım’ ÅŸeklinde bir açıklama yaptınız. Bunun etik ölçülerle izahı mümkün mü? Bu yaptığınız ‘okurların yanlış anlamasını gidermek’ mi, yoksa ’sizin kendi yaptığınız yanlışı düzeltmeniz’ mi? Åžimdi oraya iki kelime eklediniz diye iÅŸlediÄŸiniz suç ortadan kalktı mı? Madem yazıya link verdin, alıntıyı neden oradan yapmadın da baÅŸkasının söylemediÄŸi sözleri söylemiÅŸ olarak yansıttın diye sormazlar mı adama? Bir yazıyı 10 kere güncellemekte ve strike tag kullanmamaktaki ısrarınız yüzünden bu hatalanızı eleÅŸtiren İzlenimler’deki yazı dahi bir iftira yazısı durumuna düştü.
Devam edin Ali Bey.
Bu ülkedeki tüm saÄŸcıların toptan ya aptal ya da sahtekar olduÄŸunu yazdığınızda, herÅŸeyi ancak etiket bazında algılayabildiÄŸi için size inanmakta mahzur görmeyecek okuyucularınız olduÄŸu müddetçe, yanlışlarınızın ‘aslında ne kadar da doÄŸru’ olduÄŸunu kabul ettirecek insan bulmakta zorluk çekmezsiniz.
***********
Not: Derin Sular’ın kapatılması konusuna gelince…
Bütün bunlardan, Derin Sular’ın içeriÄŸinden rahatsız olduÄŸum sonucunu çıkartabildiÄŸinize göre, bu sıralar gerçekten de çok yoÄŸun çalışıyor olmalısınız.
Herkes biliyor ki Derin Sular’ın kapatılmasını en son isteyecek kiÅŸi Ali Işıngör’dür. Zira, Ali Işıngör, sitenin en sadık okuyucularından biridir. Hem Derin Sular kapanacak olursa, Ali Bey bu kadar malzemeyi nereden bulacak? Bakın 20 tane yorum yazılmış, deÄŸil mi ama? Varsın etik de bugünlük olmayıversin…
Ali Bey ve Elif Hanım'a hitaben, Gülay Hanım'ın yazısından yaptığınız ilk
Anonymous | 19 Aralık 2005 | 7:11 pmAli Bey ve Elif Hanım’a hitaben,
Gülay Hanım’ın yazısından yaptığınız ilk alıntıyı ÅŸu andaki haliyle karşılaÅŸtıramadığım için neleri deÄŸiÅŸtirdiÄŸinizi tam bilemiyorum. Åžimdi daha dikkatli bakınca ÅŸunu gördüm alıntınızda üç nokta var: 1 Adnan Menderes Atatürk’ü seçimlerde alaÅŸağı ederdi 2 Belki de ihtilalcilerle iÅŸbirliÄŸi yapardı ve 3 Ecevit’e yenilme ihtimali vardı. İkinci ve üçüncü hususlarda alıntınız yazının orjinaline uygun gibi görünüyor çünkü bunların bir ihtimal olduÄŸunu belirtmiÅŸsiniz. Yalnız ilk önermeyi öyle bir yazmışsınız ki sanki Gülay Göktürk Atatürk’ün serbest bir seçimde Adnan Menderes karşısında ÅŸansının olmadığını söylemiÅŸ. Sizce ÅŸu iki cümle de aynı ÅŸeyi mi anlatıyor? Orjinali:”Mesela düşünüyorum da, 46′da doÄŸan DP hareketi, 1950′de, kurucusu halen cumhurbaÅŸkanı olan bir CHP’yi alaÅŸağı etmiÅŸ olabilirdi.” Sizin yazdığınız: “Atatürk yaÅŸasaydı, 1950′lerde Adnan Menderes tarafından alaÅŸağı edilirdi.” Bu iki önermenin farkı ÅŸurada. Sizin alıntınızdan halkın Adnan Menderes’i Atatürk’e siyaset meydanında tercih edeceÄŸi sonucu çıkar oysa Gülay Hanım’ın yazısından böyle bir sonuç çıkmaz. Bu da kanımca çok büyük bir fark. Bana öyle geliyor ki alıntınızı bu ÅŸekilde orjinalinden saptırarak Gülay Göktürk’ü Atatürk düşmanı gibi göstermek istemiÅŸsiniz. Böylelikle okurlarınızın Gülay Göktürk’ten nefret etmesi için Göktürk’ün “sübyancılığı”, “kapitalistliÄŸi” yeterli deÄŸilse Ulu Önder Atatürk’e düşman olduÄŸu için nefret edebilirler.
Elif Hanım, eğer çarpıtmanın ne olduğunu hala gösteremediysem lütfen söyleyin. Zor da olsa daha da basitleştirerek göstermeye çalışayım.
Saygılarımla,
Kıvanç Tarhan
Pire fil oluyor bence. Ali bey o yaziyi tirnak
Bulent Murtezaoglu | 19 Aralık 2005 | 7:48 pmPire fil oluyor bence.
Ali bey o yaziyi tirnak icinde verdigi sekliyle okumus olabilir. Anlasilan liberalleri, liberallesenleri, sagcilari ve Gülay Göktürk’ü hic sevmiyor. Hal bu olunca, o yaziyi alinti gibi yazdigi sekilde okumus olmasi icin ek bir niyete ihtiyaci yok. Tirnak ve alintilama isinde hassasiyet zaten basinimizda da uzerine pek vurgu yapilan birsey degil. Ancak birisi ‘bir dakika yahu’ diyecek ki tirnak icine alinip yazilan seylerin aslinda ‘ben boyle anladim’ demek oldugu ortaya ciksin. (gordugunuz gibi ben de tirnak kullandim, boyle ifade kolay cunku)
Yorum alan yazilarin degistirilmesini dogru bulmuyorum, ama Ali beyin alt tarafi blog yazarken ince ince nasil carpitirim diye dusundugunu de zannetmiyorum. Neticeden niyete yurumek cok dogru degil bence bu durumda.
Bülent Bey, Ali Bey'in oturup insanlara iftira atabileceğini düşünmek bile istemiyorum.
Anonymous | 19 Aralık 2005 | 8:37 pmBülent Bey,
Ali Bey’in oturup insanlara iftira atabileceÄŸini düşünmek bile istemiyorum. Ancak, yaptığı yanlışlıkta (benim gözümde) neden ısrar ettiÄŸini anlayamıyorum. Umarım doyurucu bir cevabı olur ya da yanlışını düzeltir de ben de seve seve Ali Bey’e yaptığım ithamı geri alır kendisinden özür dilerim.
İnsanın her yaptığı yanlıştan kötü niyet çıkarılmaz elbette. Ama yanlışını düzeltmemekte ısrar ederse nasıl bir sonuca varacağız? İyi niyetli, solcu, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilecek basirete sahip sıfatlarından sadece ikisine sahip olduğu sonucu nasıl?
Üstteki paragraf Bülent Bey’in sorduÄŸu soruya bir cevap niteliÄŸindedir. Ali Bey hala cevabinda yaptığının yanlış olmadığını gösterebilir. Sabır ve umutla bekliyoruz.
Saygılarımla
Kıvanç Tarhan.
Arkadaşlar; Kusura bakmayın ama yazımda hiçbir çarpıtma göremiyorum. Ve giderek bu
Ali Işıngör | 19 Aralık 2005 | 11:24 pmArkadaşlar;
Kusura bakmayın ama yazımda hiçbir çarpıtma göremiyorum. Ve giderek bu tartışma Derin Sular’ın istediÄŸi yöne, yani asıl tartışılması gereken noktadan uzaklara gidiyor.
Üzüldüğüm ÅŸey ÅŸu ki, bir iki arkadaşın da Derin Sular’ın tribünlere fırlattığı topun arkasından bakıyor olması…
Åžimdi Kıvanç Bey’in mesajı üzerinden “son kez” cevabımı vereceÄŸim. Kıvanç Bey yazımda tırnak içindeki ifadelerin ne olduÄŸunu analitik bir ÅŸekilde ortaya koymuÅŸ.
1- Atatürk yaÅŸasaydı, Adnan Menderes Atatürk’ü seçimlerde alaÅŸağı ederdi
2- Belki de ihtilalcilerle işbirliği yapardı ve
3- Ecevit’e yenilme ihtimali vardı.
Allah aÅŸkına aÅŸağıdaki paragraflarda ne yazıyor? Tırnak içindeki ifadeler Gülay Hanım’ın yazısından alınmıştır:
1- “46′da doÄŸan DP hareketi, 1950′de, kurucusu halen cumhurbaÅŸkanı olan bir CHP’yi alaÅŸağı etmiÅŸ olabilirdi”
2- “ve o zaman on yıl sonra DP’yi alaÅŸağı etmek üzere tezgâhlanan 1960 darbesinin destekçilerinden biri de Atatürk olabilirdi.”
3- “Belki o da, 1970′li yıllarda İnönü’nün mücadele etmek zorunda kaldığı Ecevit Hareketi gibi bir yenilenme hareketiyle karşı karşıya kalacak, hatta belki o da İnönü gibi, bu mücadeleden yenik çıkacaktı.”
Serdar Bey’e “izahlı batı müziÄŸi” yapar gibi ÅŸimdi bu tırnak içindeki alıntılarla benim yazım arasında bir fark olmadığını nasıl daha baÅŸka nasıl anlatabilirim ki? Serdar Bey, bir kurguya dayandığı daha ilk kelimesinde “Atatürk yaÅŸasaydı,” kelimesiyle baÅŸlayan ve içinde kesinlik taşımayan iki tane de ifadenin olduÄŸu paragrafı okumaktan aciz ise ben ne yapabilirim ki? Bunun Gülay Hanım’ın “teyzemin testisleri olsaydı tıpkı amcam gibi olurdu” türünden bir kurgusu olduÄŸunu söylemek için daha fazla ne ifade edebilirdim?
Zaten Derin Sular’ın anlamadığı ÅŸey, burada baÅŸlıyor. Bu yazı üzerinden bir “tarihsel kiÅŸiliÄŸin” yani Atatürk’ün, doktrininin ya da kiÅŸisel tarihinin deÄŸil de; “abuk” bile diyemeyeceÄŸim bir tarihsel kurgu içinde “diktatör, darbeci, ve ancak 1970′lerde yani 90′lı yaÅŸlarında tarih sahnesinden çekilebilecek türden “bir yaÅŸlı bunak” olarak gösterilmesidir sorun. Ahlaksızca yazılmış senaryonun ta kendisidir asıl sorun…
Adamı yaptıkları/yapamadıkları yüzünden deÄŸil de, hiç yaÅŸamadığı bir senaryo üzerinden böyle “yerlere çalmak”, namuslu bir davranış mı?
Açıkçası ben bu yazıyı yazarken, Derin Sular’ın ne yazdığından haberdar bile deÄŸildim. Çünkü okumamıştım! Selim Bey’in yaptığı yorum üzerine aynı ahlaksız senaryonun Derin Sular’da yer aldığını gördüm. Yazıda sorduÄŸum soru -benim istemim dışında-, bir anda Derin Sular’ı da hedef alan bir noktaya gelmiÅŸti.
Neyse sorum ÅŸuydu: “Atatürk’ü mü tartışmak istiyorsunuz?”. Bunu tartışalım elbet. Ama bu kadar sinsi ve namussuzca bir tarzda deÄŸil!
Ben bunu sordum ve Derin Sular’dan bu yazıya gelen tek katkı/cevap, tırnak içinde yaptığım alıntıda neden “üçüncü bir belki” kelimesinin olmadığı oldu!
Evet Serdar Bey, özür dilemesi gereken birisi var. O da sizsiniz. “Dürüst ve zeki” davranamıyorsunuz çünkü…
Not: Sıkıldım bu kısır didişmeden.
Yorumları okuduğumda bir iki konuyu daha netleştirmem gerektiğini gördüm. Herkes
Ali Işıngör | 19 Aralık 2005 | 11:35 pmYorumları okuduğumda bir iki konuyu daha netleştirmem gerektiğini gördüm.
Herkes biliyor ki Derin Sular’ın kapatılmasını en son isteyecek kiÅŸi Ali Işıngör’dür. Zira, Ali Işıngör, sitenin en sadık okuyucularından biridir. Hem Derin Sular kapanacak olursa, Ali Bey bu kadar malzemeyi nereden bulacak? Bakın 20 tane yorum yazılmış, deÄŸil mi ama? Varsın etik de bugünlük olmayıversin…
diye buyurmuÅŸ Derin Sular editörü…
Ne yalan söyleyeyim, belki Serdar bey’in hoÅŸuna gitmeyecek ama Derin Sular’ın geleceÄŸi beni “hiç ama hiç” ilgilendirmiyor… :))
Merak ediyorsa söyleyeyim, Burkina’nın aldığı hit sayısı bir ay öncesinden hiç farklı deÄŸil. Açıkçası umurumda da deÄŸil.
Derin Sular’daki malzeme bolluÄŸuna gelince… Sadece gülüyorum :)
Ali Bey, Saedece elinize sağlık diyorum bu yazı için. Ama bu
Apple3 | 19 Aralık 2005 | 11:39 pmAli Bey,
Saedece elinize sağlık diyorum bu yazı için. Ama bu tartışmanın tadı kaçmaya başladı. Commentleri kapatsanız?
-elma ağacı-