Yeni hayat
26 Ekim 2005
Yeni bir yaÅŸam saat 11′de uyanabilmek demekmiÅŸ. Dün bunu öğrendim. Evde kediyle oynayabilecek enerjiyi kendinde bulabilmek, uzun süredir ertelediÄŸin ÅŸeylerin birdenbire aklına gelmesi demekmiÅŸ. Sokakta acelesi olmadan yürüyebilmek, aylardır ilk defa gökyüzündeki bulutların ÅŸekline bakıp bakıp ÅŸekiller çıkartmaya çalışmak demekmiÅŸ….
Pazartesi günü son kez dergiye gittim. EÅŸyalarımı toparladım, dostlara müjdeyi verdim: “Ben ayrıldım!”
Herkes ÅŸaka yaptığımı düşündü. Ciddiydim… “Neden” diye sorduklarında, iki cevabım vardı. Birincisi, Focus’un iç iÅŸleyiÅŸine iliÅŸkin ve burada size açmayacağım sıkıntılara dairdi. Dergi içinde yaÅŸanan sorunlar, sonuçta nesnel olmayan, öznel sıkıntılardır. Sizin durduÄŸunuz yerden pek çok ÅŸey size artık “mide bulandırıcı” geliyor olabilir. Tabii, bu tamamen sizin “durduÄŸunuz yer” ile iliÅŸkili bir kavram. Yanılıyor da olabilirsiniz elbet…
İkinci cevabım ise ayakları çok daha az yere basmasına raÄŸmen, kime söylediysem karşımdaki meslektaşımı derin bir suskunluÄŸa gömülmesine neden olan bir cümleydi: “Bu ÅŸekilde yaÅŸlanmaktan korkuyorum!”
Evet, insanlar bu ÅŸekilde yaÅŸlanmamalı… Camdan baktığınızda, bir tuÄŸla ve çimento ormanı ile yüzyüze geldiÄŸiniz, çoÄŸu yönetici için sadece bir muhasebe kaydı olduÄŸunuz, haber yapmak için ÅŸehre inmek zorunda kaldığınızda en az iki saat öncesinden “araç istek formu” yazmak zorunda olduÄŸunuz bir yerdir İkitelli.
Peki, o halde insanlar neden İkitelli’de çalışırlar? BaÅŸka ÅŸansları yoktur da ondan! Yenibosna-İkitelli hattındaki altı-yedi binada (Merkez, Hürriyet, Milliyet, Star ve diÄŸerleri) Türk medyasının yaklaşık yüzde 70′i toplanmıştır! Her yıl okullardan “on binlerce” genç, “diplomalı gazeteci” sıfatıyla mezun oluyor. Bu rakam, üç aÅŸağı beÅŸ yukarı, İstanbul’da her yıl “berberlik ve kuaförlük” meslek okullarından çıkan berber kalfalarının sayısına eÅŸittir!
Her mahallede en az bir berber kalfasının olduÄŸunu, hepimiz biliriz… Peki, evinde iÅŸsiz oturan ya da “ne iÅŸ olursa yaparım” diyen gazeteciden haberimiz var mıdır?
(…)
Türkiye’de dergi okuma kültürünün yerleÅŸmemiÅŸ olması, çok ilginç bir sosyolojik araÅŸtırma konusu olabilir. Bu ülkede dergi okunmamasını çok farklı nedenlere; örneÄŸin Türkiye’de gerçek bir “burjuvazi”nin oluÅŸmamasına, mevcut eÄŸitim sisteminin insanların içindeki “merak” duygusunu öldürmesine, medyanın halktan kopuk olmasına hatta basının dergiciliÄŸi “yanlış konumlandırması”na kadar uzanan sayısız nedene baÄŸlayabiliriz.
Ben size Türkiye’de dergiciliÄŸin geliÅŸmemesinin pek konuÅŸulmayan nedenlerinden birini söyleyeyim mi? İşsiz kalma korkusu! Evet, gariptir ama böyle… Dergilerin yayın yönetmenleri, yazı iÅŸleri müdürleri ve hatta muhabirler “cesur iÅŸler” yapmaktan, riske girmekten ve bunun için gerekirse üst yönetimle kavga etmekten korkarlar! Ödleri patlar! Ama kiÅŸisel becerileri ama eÅŸ-dost iliÅŸkisi ile oturdukları koltukları riske etmekten korkarlar. Üst yönetimle papaz olup baÅŸarıya yürümektense, yurtdışında 15 kiÅŸilik -ve çok saÄŸlam- bir kadroyla çıkartılan derginin Türkiye edisyonunu, içerde çalışan zavallı üç kiÅŸinin sırtına yüklemek daha kolaydır çünkü!
İsmi lazım deÄŸil, Hürriyet’in çok ünlü bir köşeyazarı, bir dost muhabbeti sırasında “Ali bak sen bilim dergisindensin bilirsin” demiÅŸti, “…burası doÄŸal seleksiyon yasasının en geçerli olduÄŸu yerdir. İyiler ve yetenekliler küstürülüp kaçırılır, kala kala yeteneksizler kalır. Haa, bir de bu mesleÄŸe gerçekten aşık olduÄŸu için buradan ayrılamayan, yetenekli ama beceriksizler sınıfı vardır…”
Birçoklarının gözünde bir delilik ettiÄŸimin farkındayım. Hürriyet Medya Towers binasının yedinci katının hırçın, sık sık birileriyle kavga eden ve herkes iÅŸten çıktıktan sonra akÅŸam 11-12′lere kadar çalışan, deli yazı iÅŸleri müdürü istifasını verdi! Hem de kendisine alabilmesinin yollarının açıldığı yasal tazminatını da içerde bırakarak…
Peki, ne yapacak ÅŸimdi? Hemen söyleyeyim. Cihangir’de bahçeli güzel bir ofiste oturuyor ÅŸimdi. EÄŸer baÅŸarabilirse, İtalya’nın çok önemli bir gazetesinin Türkiye temsilcisi olarak yakın bir gelecekte yeni görevine baÅŸlayacak.
“Bina”da kalanlara selam olsun!
Not 1: Focus’u mesleki yaÅŸamımın en güzel anılarından biri olarak anacağım. Özellikle de Umida Salih ve Feyzi Öktem ile çalıştığım dönemini… Umarım, Focus’un gelecekte 20′inci, 40′uncu yaşına bastığı günleri de görürüz.
Not 2: Telefonum sitede bir yerlerde yazıyor. Yolu Cihangir’den geçen arkadaÅŸlar bir çayımı içmeye gelebilir artık :)…
Not 3: Yukardaki resim, 2002 yılında Fransız Le Figaro dergisi tarafından “Yüzyılın Gazetecisi” seçilen arkadaÅŸa ait.








Samimi ve güzel bir yazı olmuş. Hoş geldin Ali Işıngör
M. Selim Naiboğlu | 26 Ekim 2005 | 11:18 pmSamimi ve güzel bir yazı olmuş. Hoş geldin Ali Işıngör :))
Yok yok, bu delilik değil bence. Güzel bir şey hatta.
Berkin BozdoÄŸan | 27 Ekim 2005 | 12:22 amYok yok, bu delilik deÄŸil bence. Güzel bir ÅŸey hatta. Akıllı geçinip kendilerine çizilen yol haritalarını birebir takip edenleri düşündükçe deliliÄŸin günümzüde dehâ sayılan ÅŸeylerden daha üstün olduÄŸunu düşünüyorum. Ayrıca kediyle oynayabilmek için daha fazla enerji… Yeni hayatınızda baÅŸarılar dilerim.
Üç kiÅŸiyle dergi çıkartmak zorunda kalmak ve zorunda bırakılmak, özellikle de yurt dışında çok saÄŸlam ÅŸekilde hazırlanan bir derginin Türkiye ÅŸubesini “iÅŸleten” patronlarla çalışmaya çalışmak… Anılarım depreÅŸti sayenizde ve ÅŸu an yaptığım (veya yapmaya çalıştığım diyeyim) ÅŸeylerin deÄŸerini daha iyi anladım. Bunun için de ayrıca teÅŸekkür ederim.
Güzel günler, muhteşem yarınlar. Esen kalın
Başarılarınızın devamını diliyorum.
Anonymous | 27 Ekim 2005 | 3:00 amBaşarılarınızın devamını diliyorum.
Hakikati farketmek güzeldir. Kendinin efendisi "yeni Cihangirli"yi tebrik ederim :)
Osman KöroÄŸlu | 27 Ekim 2005 | 5:42 amHakikati farketmek güzeldir. Kendinin efendisi “yeni Cihangirli”yi tebrik ederim :)
Her sektörel yozlaşma sonucu kendi farkındalığında kişisel başarılarımızdır peşinden koştuğumuz,
derin iz | 27 Ekim 2005 | 10:19 amHer sektörel yozlaÅŸma sonucu kendi farkındalığında kiÅŸisel baÅŸarılarımızdır peÅŸinden koÅŸtuÄŸumuz, çoÄŸuna anlamsız gelen, baÅŸarılar diliyorum.Åžero’ ya sevgiler…
focus'un önümüzdeki haftalarda kapatılacaığını yazıyor medya dedikodu siteleri...
Anonymous | 27 Ekim 2005 | 12:39 pmfocus’un önümüzdeki haftalarda kapatılacaığını yazıyor medya dedikodu siteleri…
Nerede gördünüz bu haberi? Eğer böyle bir şey varsa sadece
Ali Işıngör | 27 Ekim 2005 | 1:37 pmNerede gördünüz bu haberi? EÄŸer böyle bir ÅŸey varsa sadece üzülürüm…
Hürriyet Dergi Grubu'nda yayınlanan Art Dekor ile Aile ve Ben dergileri
Anonymous | 27 Ekim 2005 | 7:19 pmHürriyet Dergi Grubu’nda yayınlanan Art Dekor ile Aile ve Ben dergileri bu ay son sayılarını hazırlıyor.
Â
Bu aydan itibaren bu iki dergi kapanıyor.
Â
Diğer taraftan, yönetimin Focos dergisinin de satışlarından memnun olmadığı için, yılbaşına kadar bu derginin de kapanması bekleniyor.
Â
Dergiler kapanmasına rağmen işten çıkarma olmadı. Kapanan dergi personeli yeni projelere yönlendirilecek.
Dergi Grubu bünyesinde yeni dergi projeleri üzerinde çalışıldığı konuşuluyor.
kaynak: superpoligon.com
Yazık olmuş. Halbuki Focus, Nasreddin Hoca'nın fıkrasındaki eşek misali sıfır maliyetli
7th floor of hell | 27 Ekim 2005 | 7:46 pmYazık olmuş.
Halbuki Focus, Nasreddin Hoca’nın fıkrasındaki eÅŸek misali sıfır maliyetli bir dergi olmaya doÄŸru hızla gidiyordu!
Ali ve beraber geldiÄŸi ekibi, yedinci kattan birer birer ayrılmaya baÅŸladığından beri Focus’ta bir ölüm sessizliÄŸi vardı zaten. Superpoligon da çıkan haber, cenazenin artık kalkmakta olduÄŸunu gösteriyor.
Focus muhtemelen göreceÄŸi son ciddi tirajı, Ali’nin yaptığı Bizans ekiyle yakalayacak. Ötesi yalandır.
Bu ekibi “küstürenler” utansın.
-bir 7. kat sakini-