Lisans meselelerine dair
16 Eylül 2005
Çok sevdiğim bloglardan birisi olan Z42, blogunda sanırım beni ve Creative Commons için vermeye çalıştığım çabayı kastederek sitesine şu satırları yazmış:
“özgürlük”ten bahseder, “hadi yazdıklarımızı ortamın nimetlerinden faydalanarak paylaşalım” der, “ama kurallarımızı koyalım; isim haklarımızı, çıkarlarımızı, şunu, bunu koruyalım” da içine katılıverir.
kusura bakmayın ama, “biz sizin kurallarınız olmadan da zaten birbirimize saygılıydık. sizin kurallarınız, dayatmalarınız, çıkara dayalı ortaya döktükleriniz, küçük hesaplarınız olmadan da ahlakımız ve ortamımız güzel.”
kendinizi pazarlamak, isimlerinizi duyurmak, “bakın ben kimim, neler neler yapıyorum” diyebilmeniz için oluşmadı bu ortam…
Z42 bu satırları yazarken, beni aklından bile geçirmemişti belki ama yazısının adresi beni işaret eder gibi duruyor, çünkü sitemde yazılanları “ticari işler dışında” hemen herkesin paylaşımına açan, hatta insanlara “buyrun isterseniz bu yazıyı alıp, eklemeler yapıp geliştirebilir, hatta altına kendi imzanızı atabilirsiniz” diyen bir lisans ile içeriğimi korumaya çalışıyorum. Üstelik bunu sanırım en çok yüksek sesle söyleyen de benim…
Sanırım burada “paylaşma” eyleminin üzerinde biraz daha durmamız gerekiyor. Evet içeriğimi bu gezegen üzerinde yaşayan herkesle paylaşıyorum. Creative Commons logosunun üzerine tıkladığınızda karşınıza gelen ilk kelimeler olan “You are free: * to copy, distribute, display, and perform the work. * to make derivative works.” tam da bunu söylüyor.
Ama bazı kurallarım da var… Birincisi, kişinin yaptığı tüm işlerde yazının ama ortasında ama dibinde, “Ya Ali Işıngör diye bir adam var, adresi de şudur, bu yazıyı yazarken ondan yararlandık” demesini istiyorum. Bir de bunu yaparken, share alike prensibi gereği, aynen benim yaptığım gibi onu da içeriğini başkalarının kullanımına açmaya zorluyorum. Belki kötü bir teşbih olacak ama kimsenin benim yazdığım bir metinden yararlanıp, sonra (tıpkı BSD lisanslarında olduğu gibi) bunu sahiplenmesini, başkalarına “bikbik”lenmesini de istemiyorum…
Bu yaptığım aslında, bu sitenin GPL mantığı içersinde, sonsuza kadar özgür kalmasını sağlamaktan başka bir şey değil. Bugün tüm Linux dağıtımları, kütüphanelerdeki el yazması birkaç yüzyıllık kitaplar bile bir lisans modeli ile (GFDL, OPL) korunuyorlar.
Ha, bir de yazdığım bir metnin yarın Coca-Cola reklamında ya da bir kitapta (Bazen Focus’un eski sayılarında yayınlanmış yazılarımı da koyuyorum buraya) kullanılmasını istemiyorum. Bilmiyorum, çok şey mi istiyorum?
Yazıdaki “kendinizi pazarlamak, isimlerinizi duyurmak” kısmının ise beni sadece yaraladığını söylemekle yetineceğim… Biliyorum, beni düşünmemişti muhtemelen Z42, ama yazıda tarif edilen korumacı ve lisanslama yanlısı düşünceye sahip kişilerden biriyim ben de. Üzerime alınmam için bu “yeter sebep” değil mi?
Z42′nin sahibi bir süre önce büyük bir incelik gösterip, yazımdan bir alıntıyı sitesinde kullanıp kullanamayacağını sormuştu. Kendisine gönderdiğim cevap tam olarak şuydu:
Kaynağını belirttiğiniz sürece -ki belirttiğinizi söylüyorsunuz- elbette bir sakınca yok… Burkina Fasa Fiso, “Creative Commons Attribution-NonCommercial-ShareAlike 2.5″ sözleşmesi uyarınca, kaynağı belirtildiği takdirde, ayrıca izin almaya gerek duymaksızın tüm içeriğini dünyanın paylaşımına açan bir site… Afiyetle kullanın, siz de açın :)
Haber verdiğiniz için yine de sağolun…
Kısacası, haber vermenize bile gerek yok.
Not: Yukardaki resim ne olabilir ki? Hay Allah! Nereden girmiş araya? :) Yoksa yoksa bu “Pardus Kurulan CD”nin kurulum ekranı mı? Yımırtanın sarısına, çiçeğin üzerindeki arıya can veren rabbım, daha nelere can veriyor! Şaka bir yana Pardus kapağı “çiçek gibi” oluyor! İki gün önce evlenen A. Murat Eren’in isteğine uyarak, Eray Özkural’ın fotoğrafını dergide büyükçe kullandık…








Son Yorumlar