Blog Kardeşliği toplantısı
11 Eylül 2005
İş yapmamanın yolu, kendinize yapacak başka işler yaratmaktır. Ben de öyle yapıp, evde yazmak zorunda olduğum koca bir ek dururken, “Blog Kardeşliği” toplantısına gittim. Niyetim, ikinci toplantıda tanışmaya fırsat bulamadığım, ama bir şekilde konuşmak istediğim kişilerle bu sefer bir araya gelmekti.
Ama olmadı… Derginin işinden kaçmak isterken bizim yazıişlerinin “neredeyse yarısıyla” orada karşılaşınca, ister istemez Focus’u konuşmaya başladık… Sanırım önce Gülüm’e son iki gündür dergide neler olduğunu sordum, arkasından Mert bana yeni sitenin CSS’lerinin aşağı kattaki bilgiişlem departmanı ile nasıl sorunlar yarattığını anlattı, Osman ise gelecek sayılardan birisi için “Con Ahmet’in Devridaim Motoru” gibi tarihteki çılgın arayışları işlemek istediğini söyledi derken…. Orada ip koptu!
Kendimi bir anda, Tophane sırtlarındaki Osmanlı rasathanesinin başrasıtı Takiyüddin’in yaptığı “sonsuza kadar dönen değirmen”den bahsederken buldum! Dergicilik böyle bir şeydir, konu konuyu açar ve saatlerce daldan dala atlayarak konuşursunuz. Genelde de konuşmalar şöyle biter: “Yaa aslında biz ne konuşuyorduk abi?”
Her neyse, blog olayından kopmuş ve dergiyi hatırlamanın getirdiği suçluluk duygusuyla, bitirmem gereken eki hatırladım. Toplantıyı erken terkedip, eve döndüm…
Peki, ne kaldı bende Blog Kardeşliği toplantısından geriye?
1- Blog Kardeşliği’nin kutucuklarında sosyal sorumluluk duyuruları dönecek. Bu, benim içim önemli bir konuydu. En azından her 25 gösterimden birinde, acil kan çağrıları, doğal afet yardım duyuruları, sivil toplum örgütlerinin çağrıları yayınlanacak. Blog işinin yavaş yavaş sosyal yönünün ve “vatandaş gazeteciliği” dediğimiz yanının gelişmesi için küçük bir adım bu.
2- Bir dahaki toplantıda yazıişlerindeki arkadaşlardan ayrı bir yere oturulacak ve insanlarla tanışılacak.
Karalama Defteri ve Karalamalar bir araya gelip Voltran’ı oluşturacak mı, Postitler‘in sahibi bu konuları nereden bulur, Sunipeyk ne yer ne içer? Ejderha Zamanı necidir? Hakan Uygun Pardus projesinin neresindedir? Arayüz kullanılışlığı üzerine epey kafa patlattığı belli olan Altı Üstü Tasarım‘ı bu konuda aynı şekilde kafa yoran ve AB destekli TOSSAD projesini yürüten Görkem Çetin ile karşılaştırsak, ne olur?
Tüm bu sorular yine cevapsız kaldı. Gelecek toplantıda beni bizimkilerden uzak tutun…
Not 1: Yazıda Mert Maviş adının bu kadar sık geçmesine takılmayın. Blog Kardeşliği yönetiminden bir tek onu tanıyorum, bu nedenle benim için “patron” o!
Not 2: Evdeyim ve demin Mert yediğim patatesin ve Miller’ın parasını ödemeyi unuttuğumu söyledi. Suratımı nasıl allar bastığını size anlatamam. Bir an küçülüp küçülüp yok olmayı diledim… Beni affedin! Gelecek toplantıda söz, kocaman bir pasta ile geleceğim!








Son Yorumlar