Archive for Eylül, 2005
Ken Parker neden sevilir?
hayat, kedi, ken parker
Yarın işe gitmeyeceğim. Saat dokuz gibi uyanıp, sevgili eşimi (Özlem) uyandırma işini Van kedimize bırakacağım. Kedi ile uyandırma işi şöyle oluyor. Eşinize o uykudayken “Canım benim, güzel aşkım” gibi sözler söyleyip, dudağına küçük bir öpücük konduruyorsunuz.
İşin bundan sonrası çok kolay. Aşırı derecede kıskanç olan “erkek kedi” yattığı köşeden fırlayıp sizi birebir taklit [...]
Gaflet, dalalet ve hatta cehalet!
edebiyat, paulo coelho, türkler
Eskiler “Bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş” derler ya, birazdan anlatacağım hikâye tam o türden… Hatırlayacağınız üzere bir süre önce Türk edebiyatçılığının “medar-ı iftiharı” Akis Kitap’a buradan bir takım önerilerde bulunmuştuk.
Bunu söylemek hicap veriyor ama önerilerimiz ne yazık ki ciddiye alınmış durumda! Türk internet sektörünün medar-ı iftiharı, müşteri merkezinin telefonları her daim [...]
“Küresel bir takım sporu”: Linux
focus, linux, pardus
Bilgi Yayınları’ndan geçtiğimiz günlerde çıkan “Just for Fun / Sadece Eğlenmek İçin” kitabı muhteşem bir söyleşi ile başlıyor. Arka planda otoyolda son sürat giden bir araba, çişi gelen üç kız çocuğu ve bir annenin bulunduğu bu diyalog “yaşamın ve teknolojinin anlamı” üzerine sürüyor.
Özetle anlatmak gerekirse, Linux işletim sisteminin yaratıcısı Linus Torvalds, bu eğlenceli [...]
“Ben yaşamadım, kitaplar arasında büyüdüm”
edebiyat, jorge luis borges
Dergi bitti, edebiyat yazıları yeniden başladı… Bugünkü misafirimiz Jorge Luis Borges.
Hikâye bu ya, Borges bir gün havaalanındayken, onu pek seven bir okuru heyecanla Borges’e yaklaşır ve sorar:
-Siz ünlü Borges değil misiniz?
Borges şöyle yanıt verir:
-Evet, kimi zaman…
Borges’i nasıl anlatabilirim ki? Borges iyisi mi, bir ikinci yazının konusu olsun, ben size başlığa çektiğim cümlenin [...]
Başımız sağolsun…
hayat, trombosit
Bu sabah bir elektronik posta aldım. Mektup, yaklaşık iki ay kadar önce trombosit bulunması “Acilen Clark Kent’ler aranıyor” çağrısını yaptığım Duran Bey’e dairdi… Yücel Erkan Bey’in affına sığınarak, mektubu aşağı alıntılıyorum:
Merhaba Ali Bey,
Ben Yücel Erkan. Daha önce siteniz aracılığıyla duyurduğunuz kan bağışına katılanlardan birisiyim.
Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ve bu kötü haberi vermekten de çekiniyorum. Ne [...]
Hayallerim, aşkım ve sen…
focus, hayat, pardus
Pardus kapağı sabaha karşı nihayet bitti… Son rötuşlarını atıyorum. Saat 9:30 gibi bir göz atmaları için Görkem Çetin ve Erkan Tekman’a atıp, güzel bir banyo yaptıktan sonra işe gideceğim.
Bu konuyu da sayfaya çaktıktan sonra -ki saat 12:00 gibi olur- bir sayıyı bitirmenin en keyifli kısmı olan renkli çıkışlardan sayfaları son kez okuma aşamasına [...]
Kim korkar hain Freehand’dan?
gpl, tasarım
Bu ay üzerimdeki eziyet nihayet çarşamba günü bitecek. “Kayıp Kentin Sokak Haritası” sanırım hayatımda yaptığım en iyi ve en özenli işlerden biri oldu. Buna rağmen bir yanlış yapmaktan korkmuyor değilim. Pardus kapağını biraz daha geciktirmek pahasına da olsa, olası hataları önlemek adına, benim yarın arkeolog Fırat Düzgüner’e gitmeme karar verildi.
Bu arada Atlas dergisindeki arkadaşlar [...]
Lisans meselelerine dair
blogger, creative commons
Çok sevdiğim bloglardan birisi olan Z42, blogunda sanırım beni ve Creative Commons için vermeye çalıştığım çabayı kastederek sitesine şu satırları yazmış:
“özgürlük”ten bahseder, “hadi yazdıklarımızı ortamın nimetlerinden faydalanarak paylaşalım” der, “ama kurallarımızı koyalım; isim haklarımızı, çıkarlarımızı, şunu, bunu koruyalım” da içine katılıverir.
kusura bakmayın ama, “biz sizin kurallarınız olmadan da zaten birbirimize saygılıydık. [...]


