Kayıp şehrin sokak haritası

, ,


Çok çalışmam lazım, çooook! İki gündür uyku tutmuyor beni. Çok yoğun bir çalışma dönemine girdiğimde dünyanın en huysuz, nalet adamı olur çıkarım. Yine öyle bir döneme girdim.

Dün ekim sayısının gündem toplantısını yaptık ve hayatımdaki en yoğun iş yükünü aldım üzerime. Bu ay derginin hem kapak konusunu hem de özel ekini ben yapacağım. İyimser tahminlerle 32 sayfalık bir ekin üzerine 9 sayfalık bir kapak dosyası demek bu…

Ekim ayında Focus’un yanında vermek için üzerinde harıl harıl çalıştığım ekin adı: “Kayıp Şehrin Sokak Haritası”. Megaralılardan bu yana 3.000 yıllık bir yerleşime sahne olan bu kentin şehir planı, bugün bile bazı yerlerde varlığını hiç değiştirmeden koruyor. Öyle ki, bazı sokakların sadece adları değişmiş! Fetih öncesi İstanbul’unu resmeden kimi gravürlerde, oturduğunuz ya da içinden geçtiğiniz bazı sokakların 800 yıl önceki halini görebilirsiniz!

1.200 yıl önceki kilise yazmalarına, 1470′lerden kalma Nuremberg yazmalarına, Matrakçı Nasuh’un minyatürlerine bakarak bir şehrin kaybolmuş sokak haritasını çıkartacağız bu ay… Zor, zor olduğu kadar da sayısız arkeolog ve tarihçi ile konuşmamızı, onlara danışmamızı gerektirecek bir ek bu…

Aslında uzun bir süredir merak ettiğim ve üzerine 3-4 yıldır çeşitli bilgi kırıntılarını topladığım bir konuydu bu. İstanbul’un bazı mahalleleri (Samatya, Balat, Küçükpazar, Laleli’nin arka sokakları) şehir planı açısından, üç aşağı beş yukarı, 1.000 yıl öncesine kıyasla hiç değişmemiş durumdalar. Örneğin, Kocamustafapaşa tren istasyonunun arkasındaki Marmara Caddesi ya da Cankurtaran mahallesinin sokakları 1.000 yıldır sadece isim değiştirdiler. Örnek mi?

Nuremberg Yazmaları adıyla ünlenen ve 1470 ile 1495 arasına tarihlenen ünlü gravür kitabında yer alan, yukardaki İstanbul tablosunda örneğin, Amiral Tafdil Sokağı’nı görmemek mümkün mü? Hartmann Schedel’in çizdiği bu gravür, bugün bile bir turistin işine yarayabilir… Haritadaki gerçeklik muhteşemdir: II. Bayezid zamanında Ayasofya’nın henüz iki minaresi vardır, Hipodrom’un bugün de ayakta duran güney kanadını, Teodosius sütununu, Küçük Ayasofya’yı (?) ve son dönemde arkeolojik kazılarda temelleri bulunan Aya Ekklesia’yı görüyoruz haritada!

Semt isimleri ise başka bir âlemdir. Bugün kullandığımız bazı semt ve sokak adlarının “Bizans azizlerine” ait olduğunu söylesem ne dersiniz? Belki de bunu yazmamak en iyisi, neme lazım, birileri “istemezüük” diye ayaklanır, 1.000 yıllık sokağın adını değiştirilmesine de ben vesile olurum! Eh, bu vebalin altında da yaşanmaz…

Neyse, devamını açıkçası ben de merak ediyorum :)…

Kapak konumuza gelince… Bunu bir süreliğine daha gizli tutmak istiyorum, ama emin olun, herkesten önce siz öğreneceksiniz!

Sağlıcakla-Ali

Coğrafya, Tarih

If you enjoyed this post, please consider to leave a comment or subscribe to the feed and get future articles delivered to your feed reader.

Comments

4 Responses to “Kayıp şehrin sokak haritası”

Leave Comment

(gerekli)

(gerekli)