Archive for Temmuz, 2005
Ağustos sayısı, Burkina Fasa Fiso ve bol bol kaşıntı…
focus, gül hastalığı
Bu aralar dergi, yeni muhabirlere işi anlatma ve doktorlara taşınma derken, Burkina Fasa Fiso’ya pek ilgi gösteremediğimin farkındayım. Yeni arkadaşlarla pek sorunumuz yok, işi hızla kapıyorlar. Asıl sıkıntı, haziran ayı yaşadığımız bazı sorunların beni “hasta etmiş” olması… Şaka değil; Özgür’ün omuzunun çıkması, Umida’nın aniden gidişi, Feyzi Öktem’in ortadan kaybolması derken, yaşadığım stres ve [...]
“Kelp ile Tahir”
kültür, edebiyat, tahir, nefi
Geçen hafta yazdığım, “Ne kendi etti rahat, ne âleme verdi huzur” başlıklı yazının sonunda, isteklerin artması halinde “bis” bile yapabileceğimi söylemiştim. Eh, okur istek yaptığına ve boynumuz onun önünde “kıldan ince” olduğuna göre, sözünü verdiğim diğer Tahir öyküsünü anlatmak şart oluyor:
Bu seferki hikâyemiz, yine Osmanlı dönemine, ama biraz daha eskiye dayanıyor… Dördüncü [...]
Ne mutlu Tresnjevac’lıyım diyene!
politika, kültür, tresnjevac
Anneler öyle bir cumhuriyet kurmuşlar ki, sınır mınır çizmemişler. Ne maddi, ne manevi… Cumhuriyetin soyadını da “Düşünce Cumhuriyeti” koymuşlar. Düşüncenin sınırı nereye kadarsa, Tresnjevac’ın sınırları da o kadar demişler: “Sınırsız, sonsuz…”
Adını telaffuz etmek bayağı bir maharet gerektiriyor, Tresnjevac. Nam-ı diğer, Macarcası “Oromhegyes”… Eski Yugoslavya topraklarında, Belgrad ile Voyvodina arasında küçük bir Macar köyü. [...]
Why Marx is man of moment?
politika, felsefe, marx
A penniless asylum seeker in London was vilified across two pages of the Daily Mail last week. No surprises there, perhaps – except that the villain in question has been dead since 1883. “Marx the Monster” was the Mail’s furious reaction to the news that thousands of Radio 4 listeners had chosen Karl [...]
Ne kendi etti rahat, Ne âleme verdi huzur!
kültür, edebiyat, tahir, istanbul
Bugünkü hikâyemiz, Malumatçı Baba Tahir’e dair… Osmanlı basınının en renkli simalarından biri olan “Baba Tahir”, Cağaloğlu’nda iki göz bir dükkânda “Malumat” adlı dergiyi çıkaran, dönemin siyasilerine pek bulaşmayan ve hatta âdet olduğu üzere gazetesinin ilk sayfasından sık sık “padişah efendimiz Abdülhamit Han hazretlerine” sabah temennaları gönderen, “sağlığınıza duacıyız” türünden selamlar çakan bir [...]
Karabük’te kol gibi demirler düzeliyor, bu arkadaşlar da düzelecek elbet…
focus
Derginin en yoğun haftasına girdik bugün… Kimsenin başını kaşıyacak vakti yok, herkes sessizce işin bir tarafından tutmuş çalışıyor. Birkaç güne kalmaz, havadaki stres “elle tutulacak” kıvama gelir…
Bu arada, Umida’nın ayrılmasından sonra ekibe yeni isimler katıldı. Eski PCWorld ve ComputerWorld ekibinden Osman Köroğlu bunlardan biri. Dergicilikte 8. yılını dolduran Osman’ın özellikle Linux ve gömülü sistemler [...]
Unutmaya dair
edebiyat, hayat
“Kendi halinde bir Güney Amerika kasabası olan Macondo’ya kuzeyden bir muz şirketi gelir. İşçiler, sendikaya üye olur ve ağır çalışma koşullarını protesto ederler. Derken, sıkıyönetim ilan edilir. 3.000 kişi istasyonun önündeki açıklığı doldurur. Yüzbaşı kalabalığa dağılması için süre tanır. Kalabalık dağılmaz. Yüzbaşı ateş emri verir. Tam o anda bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlar. Yağmurla [...]
La fetâ illa Ali, la seyfe illa Zulfikâr!
ırak, hayat
Savaş zamanı Kuzey Irak’a girmek zor iştir. Hele hele bir de sınır kapısı kapatıldıysa… Önünüzde iki yol vardır: Ya size kendisinin “şerefli bir Türk subayı” olduğunu söyleyen ordudan kovulma bir “albay eskisi”ne 3.000 dolarınızı kaptırır, ya da sınırdan eşeklerle kaçak mazot ve “beyaz” geçiren “at hırsızı kılıklı” bir kaçakçı ile karşıya geçersiniz…
Ben ikinci yolu [...]

