Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi

Ali Işıngör’ün politika, açık yazılım, çizgi roman, tarih ve popüler kültür üzerine gündüz sayıklamaları…
  • rss
  • Anasayfa
  • Diğer maceralar
  • Kampanya
  • İletişim

“Bir ihtimal daha var…”

29 Temmuz 2005
edebiyat, can yücel, shakespeare, mevlana


Bu yıl 13 Ağustos günü Can Baba’nın aramızdan ayrılışının 6. yılını anacağız. O tarihlerde yeni bir sayının en “civcivli” günlerini yaşayacağımdan, kafamdaki yazıyı şimdiden kağıda dökeyim dedim…

Can Yücel’in pek bilinmeyen bir özelliğinden bahsetmek istiyorum size bugün. Şairliğinin, bohem hayatının, güzel küfürlerinin “gölgesinde kalmış”, ama bence onun asıl dehasını gösteren yanından bahsetmek istiyorum sizlere…

Yanılmıyorsam Jean Cocteau’nun ünlü bir lafıydı: “Şiir öylesine ayrı, öylesine apayrı bir dildir ki, başka herhangi bir dile çevirilemez. Hatta yazılmış olduğu kendi diline bile…” Bu nedenle şiir kitaplarının çevirileri çoğunlukla bir hüsranla sonuçlanır. İtalyanca bilmeyen bir insan için Dante “Dante değildir”; İspanyolca gürlemeyen bir Pablo Neruda “Neruda’nın kötü bir taklididir”; Farsça okunmayan Mesnevi de Mevlana’yı anlamamak* demektir!

Can Yücel, Türk edebiyatında bu aşılmaz dağı aşmak için en çok çaba gösterenlerden biridir. Çevirilerinde serbest davranmış, kendi deyimiyle, şiirleri “Türkçe söylemiştir”. Bir örnekle anlatmak gerekirse, Shakespeare’in 66. sonesini Can Baba şöyle “söyler”:

Vazgeçtim bu dünyadan
Tek ölüm paklar beni
Değmez bu yangın yeri
Avuç açmaya değmez

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz
Ezilmiş hor görülmüş el emeği göz nuru
Ödlekler geçmiş başa derken mertlik bozulmuş

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e

Vazgeçtim bu dünyadan
Dünyamdan geçtim ama
Seni yalnız komak var
O koyuyor adama

Peki, Shakespeare’in ne söylediğini merak ediyor musunuz? Satırına dokunmadan, aşağı alıntılıyorum:

Tired with all these, for restful death I cry,
As to behold desert a beggar born,
And needy nothing trimm’d in jollity,
And purest faith unhappily forsworn,
And gilded honour shamefully misplac’d,
And maiden virtue rudely strumpeted,
And right perfection wrongfully disgrac’d,
And strength by limping sway disabled
And art made tongue-tied by authority,
And folly, doctor-like, controlling skill,
And simple truth miscall’d simplicity,
And captive good attending captain ill:
Tir’d with all these, from these would I be gone,
Save that, to die, I leave my love alone…

Can Yücel’in “çevirisine” baktığımızda, 16 . yüzyıl İngilizcesiyle yazılmış metnin içindeki imgelerin “yeniden keşfedildiğini” görmemek mümkün değil. “And captive good attending captain ill”in bir anda “Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e”ye dönüşmesi ya da “mertliğin bozulması” gibi imgelerle, Can Yücel, Shakespeare’in dizelerini, Türk okurlar için anlamını ve ağırlığını kaybetmeyecek bir yere taşır. Bir başka deyişle, “Türkçe söyler”…

Shakespeare’in Hamlet’indeki ünlü “To be or not to be. That is the question!” repliğinin Can Yücel tarafından Türkçe’ye çevrilişi ise bence çok daha mükemmeldir: “Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin!”

…Eh be Can Baba! Senin gibi bir adamın ölmesi, ne hain bir ihtimaldir!

Not 1: Aranızda Mesnevi’yi okuyan birileri varsa, sanırım “anlamamak” kısmına bozulabilir. Kusura bakmasınlar ama bu böyle… Eserlerini Farsça yazan Mevlana’yı ya da Sadi’yi günümüz Türkçesiyle okumaya çalışmak, kendi kendine eziyetten başka bir şey değil… Bahçesinde gülü arayan bülbül “Ku! Ku!” diye öterken, aynı zamanda Farsça “Nerede! Nerede!” demektedir. Eğer Farsça bilmiyorsanız, divan edebiyatının da temel direklerinden olan bu kelime oyununu anlayamazsınız. Ve ne yazık ki şiir, bir dile çevrildiğinde geriye “söylenememiş ne kalırsa” odur…

Yorumlar
3 yorum var
Kategori
Edebiyat
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

Tersine Dünya


"Tersine dünya okulu eğitim kurumlarının en demokratiğidir. Giriş sınavı gerektirmez, kayıt parası almaz, derslerini bedavaya verir, herkese ve her yerde; yerde ve gökte... Tersine dünya okulunda, kurşun su üstünde kalmayı öğrenir, mantar suya batmayı. Yılanlar uçmayı ve bulutlar yollarda sürünmeyi..."
Eduardo Galeano-Tepetaklak

Yazı takvimi

Temmuz 2005
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Haz   Ağu »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Biliyor Musunuz?


Son Yorumlar

  • Güzel bir hafta sonu sabahı… yazısı için devrim tarafından yapılan yorum
  • Dünyanın en devrimci balığı yazısı için İran’ı sevmek için 41 neden - ÖmürDediğin.com tarafından yapılan yorum
  • Aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin “özgürlüğü için…” yazısı için Özgürlük, bağımsızlık ve gelecek için Pardus | teknoist.com tarafından yapılan yorum
  • ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4 yazısı için ForumSefasi tarafından yapılan yorum
  • ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4 yazısı için serdar tarafından yapılan yorum

Yazı Kategorileri

  • Çizgi roman (12)
  • Özgür yazılım (92)
  • Blogger (30)
  • Coğrafya (20)
  • Edebiyat (32)
  • Fotoğraf (11)
  • Hayat (57)
  • Kültür (52)
  • Politika (25)
  • Sanat (9)
  • Tarih (22)
  • Türkiye (14)
  • Tekir (1)

Arşiv

  • Şubat 2008 (3)
  • Aralık 2007 (2)
  • Ağustos 2007 (1)
  • Temmuz 2007 (3)
  • Haziran 2007 (2)
  • Mayıs 2007 (5)
  • Nisan 2007 (2)
  • Mart 2007 (2)
  • Şubat 2007 (2)
  • Ocak 2007 (6)
  • Aralık 2006 (4)
  • Kasım 2006 (7)
  • Ekim 2006 (4)
  • Eylül 2006 (4)
  • Ağustos 2006 (2)
  • Temmuz 2006 (8)
  • Haziran 2006 (4)
  • Mayıs 2006 (3)
  • Nisan 2006 (4)
  • Mart 2006 (5)
  • Şubat 2006 (12)
  • Ocak 2006 (7)
  • Aralık 2005 (12)
  • Kasım 2005 (12)
  • Ekim 2005 (20)
  • Eylül 2005 (16)
  • Ağustos 2005 (19)
  • Temmuz 2005 (24)
  • Haziran 2005 (15)
  • Mayıs 2005 (14)
  • Nisan 2005 (8)

Son Yazılar

  • ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4
  • ECMA’dan Dersler: Tüh, sandalyemiz kalmadı!-3
  • Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? (2)
  • Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • Danilo Türk’tür Türk kalacak!
  • Özgürlükİçin tasarımcı arıyor!
  • “Enternasyonal Şalala”
  • Şark Tuhafiyesi
  • Milano, tasarım ve birkaç düşünce…
  • Just for fun!

Moleschino Tayfası

  • - Moleschino -
  • A. Murat Eren
  • Ahmet Aygün
  • Arda Uysal
  • Atilla Aktuna
  • Özlem Pak Işıngör
  • Barış Metin
  • Duygu Özpolat
  • Erkan Tekman
  • Hakan Uygun
  • Selma Şevkli
  • Zafer Karkaç

Hastasıyız

Özgürlük için Pardus...

Tagboard

Creative Commons License

Bu site Creative Commons Lisansı ile korunmaktadır.
rss RSS Yorumlar valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox