Ne kendi etti rahat, Ne âleme verdi huzur!
15 Temmuz 2005
Bugünkü hikâyemiz, Malumatçı Baba Tahir??e dair… Osmanlı basınının en renkli simalarından biri olan ??Baba Tahir?, Ca?alo?lu??nda iki göz bir dükkânda ??Malumat? adlı dergiyi çıkaran, dönemin siyasilerine pek bula?mayan ve hatta âdet oldu?u üzere gazetesinin ilk sayfasından sık sık ??padi?ah efendimiz Abdülhamit Han hazretlerine? sabah temennaları gönderen, ??sa?lı?ınıza duacıyız? türünden selamlar çakan bir gazeteci abimizdir.
Dönemin basınına baktı?ımızda, o pek renkli olan siyasal hareketlilikten de eser yoktur dergisinde… Ne İttihatçılık, ne İngiliz muhipli?i ne de İtilaf fırkası taraftarlı?ı vardır. Tüm bu dümdüz yapısına ra?men, ??Malumat?, döneminin en korkulan yayınıdır! Sebebi ise Tahir Baba??nın ta kendisidir. ?zerinize afiyet, Türk basınının “ilk ?antajcısı”dır kendileri….
Yaptı?ı yalan haberlerle mahalledeki bakkaldan imparatorluk sınırları içinde faaliyet gösteren yabancı ?irketlere kadar herkesi sindiren Baba Tahir??in en muhte?em vukuatı ise hiç ku?kusuz ??Terkos idaresi” için yazdı?ı haberdir…
İstanbul’a içme suyunun getirildi?i Terkos Gölü’ndeki tesisleri, o senelerde bir Fransız ?irketi i?letmekteydi. ?irket, arada bir kendileriyle ilgili ho? haberler yazması (?imdilerde biz buna ??advertorial? diyoruz :)) için, daha ba?ka birçok ?irket gibi Tahir Bey’i örtülü bir maa?a ba?lamı?tı.
Ama gün gelir, devran döner, ?irkete Fransa??dan yeni bir müdür gönderilir… Yeni müdür “bu memlekette” i?lerin nasıl yürüdü?ünü bilmemektedir. Hesapları kontrol etti?inde her ay Malumat gazetesine giden bir kese altını gören yeni müdür, ??Kimseye bana ili?mesin diye aylık ödeyemem!” deyip Baba Tahir’in maa?ını kesiverir!
Baba Tahir, adet üzere oldu?u üzere “kese”sinin kalemine gelmesini bekler… Bir gün, iki gün, bir hafta geçer ama kese gelmez. ?irket içindeki muhbirleri ona haberi uçururlar: ??Valla kusura bakma, bu yeni müdür pek di?li çıktı!?
İki gün sonra, Malumat??ın ilk sayfasında küçük bir haber yayınlanır: ??Efendim, geçti?imiz gün Terkos Gölü etrafında avlanan avcılar pek besili bir domuz görmü?ler, bu neces (pis) mahlukâtı öldürmek için ate? etmi?lerdir. Ancak hayvana ıskat eden (isabet eden) mermiler onu sadece yaralamı?, bu mahir avcılardan kaçan ve kan kaybeden yaban domuzu, göle dü?erek orada bo?ulmu?tur!?
İstanbul halkı ayaklanıp da bu haram hayvanın sebep oldu?u ??maddi ve manevi? pisli?in boyutlarını ö?renebilmek için ?irket binasına akın edince, Tahir Bey’in kesilen aylı?ı hemen o gün yeniden ba?lanır! Hadise, Malumat’ın bir sonraki sayısında ??Aldı?ımız son istihbarata göre domuz hakikaten vurulmu? ama göle dü?memi?, sahilin gerisinde gebermi? ve le?i de bulunmu?” diye noktalanacaktı.
Baba Tahir??in birbirinden e?lenceli vukuatlarını anlatmaya, ne kalemimizin mürekkebi ne de bu satırlar yeter… İ?in sonunu merak edenlere ?unu anlatmakla yetinelim sadece: Baba Tahir, Terkos??u i?leten firmaya kar?ı çaldı?ı bu galebeden sonra terbiyesizli?i iyice ele alır. İ?i asilzadelik pe?indeki zenginlere Avrupa kraliyetlerinin önemli ni?an ve madalyalarının sahtelerini üretmeye kadar götürür! Bu marifetlerini bilen Abdülhamit??in Baba Tahir??e dokunmaya aslında hiç mi hiç niyeti yoktur ama onun için bile barda?ı ta?ıran damla, Baba Tahir??in padi?ahın damadını da haraca kesmek isteyecek kadar ??i?i büyütmesi?dir!
Abdülhamit, Baba Tahir??i Türk basınına getirdi?i ??giri?imci ruh? ve ??dinamizm?den dolayı onurlandırmaya karar verir. Onu dönemin güzide sayfiye bölgelerinden Fizan ?ölü??ne sürerek ödüllendirir.
Hayatının bundan sonrasına dair pek bir bilgimiz olmayan Baba Tahir??in son olarak, ?am??da öldü?ünü ve cenazesine kimsenin katılmadı?ını biliyoruz. Baba Tahir o kadar çok can yakmı?, o kadar çok nefret toplamı?tır ki, cemaatin topladı?ı parayla mezar ta?ına ?u mısralar yazılır:
??Ne kendi etti rahat,
Ne âleme verdi huzur,
Yıkıldı gitti cihândan,
Dayansın ehl-i kubûr!?
Malumatçı Baba Tahir, ?imdiki basını görseydi, Fizan’dan geri döner miydi acep?
Not 1: Bu yazı çalakalem yazılmı? bir blog girdisidir. E?er tarihi vak’alara dair bir hatam varsa, affola!
Not 2 (18 Temmuz): Yukardaki notu yazdı?ımda, Malumatçı Baba Tahir’in gömüldü?ü yerden emin de?ildim. Derinsular‘ın yorumundan sonra, kaynakları kontrol ettim, do?ruymu?. İsteklerin artması halinde, “bis” yapıp, size bir ba?ka Tahir’in hikâyesini anlatabilirim :)…








Yazının sonunda okurun aklına olayların do?ruluk derecesi ile ilgili bir
derinsular | 18 Temmuz 2005 | 6:04 pmYazının sonunda okurun aklına olayların do?ruluk derecesi ile ilgili bir ?üphe atılsa da, epeydir bir blogda bu kadar güzel bir yazı okumamı?tım.
Sanırım bir açıklama yapmam gerekecek :)... Yazıda anlatılan olaylar "ayniyle
Ali I?ıngör | 18 Temmuz 2005 | 6:19 pmSanırım bir açıklama yapmam gerekecek :)… Yazıda anlatılan olaylar “ayniyle vaki”dir. Sadece yazıyı yazarken Malumatçı Baba Tahir’in nerede gömüldü?ünden emin de?ildim, bu yüzden de yazının sonuna bir not koymayı uygun bulmu?um. Evdeki kaynaklarıma bakınca gördüm ki, o da do?ruymu?.
Sayenizde, bilgilerimi de tazelemi? oldum. Sanırım yazının altındaki notu de?i?tirmem gerekecek.
Bis bis bis bis
ali | 19 Temmuz 2005 | 11:13 pmBis bis bis bis