Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi

Ali Işıngör’ün politika, açık yazılım, çizgi roman, tarih ve popüler kültür üzerine gündüz sayıklamaları…
  • rss
  • Anasayfa
  • Diğer maceralar
  • İletişim

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

26 Mayıs 2009

Madem soruyu Ece Ayhan’dan devraldık, devam edelim…

Özgürlükİçin yaklaşık iki yıl kadar önce, geniş katılımcılı bir Pardus geliştiricileri toplantısında ortaya bir fikir olarak atılmıştı. TÜSSİDE’de yapılan o toplantıda yanılmıyorsam 50-55 geliştirici ile katkıcı vardı ve o buluşmamız bugüne kadarki en kalabalık buluşmamızdı. Özgürlükİçin’in adını, sevgili Barış Metin’in heyecandan uyuyamayan eşi Burçin Metin bir gece vakti bulmuştu.

1. şiirimiz karadır abiler

kendi kendine çalan bir davul zurna
sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
taşınır mal helalarında kara kamunun
şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

(…)

Üç-dört gün önce bir masada dört kişi oturuyorduk. Bir de Haliç’i ve Boğaz’ı eklesek, altı… Masadaki kızı hoşlandığı çocuk arıyor, sessizce yedi oluyoruz.

Hepimiz geçmişe dair muhasebesini döküyordu masaya. Peki, biz Özgürlükİçin’de ne yapmışız?

Günahı ve sevabıyla birlikte, son bir buçuk yıl içinde tam 424 haber girmişiz. Hepsi özgür yazılımlar/ürünler hakkında, pek çoğu Türkiye’de özgür yazılım ekosistemi algısı oluşturmaya yönelik birer mesaj taşımış okura… Bugüne dek,

  • 50 Nasıl belgesi,
  • 67 Paket tanıtımı,
  • 36 oyun incelemesi,
  • 12 İlk adım yazısı yayınlanmış Özgürlükçin’de.
  • Cumartesi günü çıkacak olan sayıyla beraber, 14 tane de e-dergi…
  • Bu arada Anadolu’nun dört bir yanında 40′a yakın seminer vermişiz.

…

Özgürlükİçin forumlarında dolaşan 40 bini aşkın ileti, Pardus geliştirme süreçlerinde yararlandığımız yüzlerce fikir, muazzam bir örgütlenmenin eseri. Geçtiğimiz günlerde oyun sunucularımızda, forumlarda, e-dergi’de, beyin arayüzünde kaç yöneticimiz olmuş diye bir sayalım dedik, 34-35 yöneticiye ulaştığımızın farkına vardık.

Bize düzenli haber bulan, çeviriler yapan, e-dergiye her ay yazan/çizen, PardusWiki’de madde yazan yüzlerce dostumuzun çabasıyla oldu bunların hepsi…

(…)

1. şiirimiz karadır abiler

kendi kendine çalan bir davul zurna

(…)

Kendi kendine çalan bir davul zurna mı olduk?

Evet… “OOXML’e Hayır” kampanyamıza dışarıdan fazla destek alamadık, Türk özgür yazılım camiasının en büyük derdi olan didişmelerden Özgürlükİçin’i özellikle uzak tutmaya çalıştık, kimin ne yaptığına ve ne yapmadığına ilişkin sorgulamalarda bulunmadık. Yeşil sahalardaki deyimle söylemek gerekirse, hep “önümüzdeki maçlara baktık” ve sadece işimize odaklandık.

Bu dönemde Özgürlükİçin’in beklemediğimiz çıktıları da olmadı değil. Çeşitli özgür yazılım projelerine eleman yetiştirdik, aylık bilgisayar dergilerinin Linux sayfaları bizlerden sorulur oldu, Pardus’a küsmüş dostlarımızı geri kazanmaya çalıştık. Açık olmak gerekirse bu sonuncusunda kimi zaman başarısız olduk, kimi zaman başarılı…

Kimindi bilmiyorum, ama çok sevmiştik. Sanırım sevgili Çağlar Onur’un bulduğu, sonrasında Pardus ekibinin benimsediği ve sık kullandığımız bir erotik slogandı: “Aşk ile geliyoruz!”

Biz aşkın örgütlenmek olduğunu düşündük abiler.

(…)

Özgürlükİçin’e geçmiş dönemde çeşitli saldırılar da (eleştiri değil) aldık. Neredeyse son bir yıldır, hiçbirine cevap vermedik. Geçtiğimiz günlerde şahsıma yapılan gayri ahlaki, gayrı sıhhi, gayri medeni son bir saldırı hariç.

Aslında benim açımdan çok basit bir açıklaması vardı olayın. Söz konusu mecraya gönderdiğim açıklama her şeyi açıklıyor zaten:

…

O kadar kötü ve o kadar beceriksizce yapılmış bir analiz ki bu…

Netmaster CME075 model ve 009096-xxxxxE MAC adresli (kablosuz bağlantısı olmayan) modeme bağlı tek bir bilgisayar ve bu bilgisayar üzerinden paylaşımlı internet ile dışarı çıkan birden fazla bilgisayar ve kullanıcı mevcutsa peki?

Madem log okumasını biliyorsunuz, aynı anda yukarıda verdiğim modem/IP üzerinden kaç oturum birden açılmış, buna hiç baktınız mı? Bence bakmayın, çünkü utanabilirsiniz…

Bu, bu foruma bugüne dek gönderdiğim ilk ve son açıklamadır. Bugüne dek özellikle sustum, böylelikle de sizin forumun bir kullanıcı mahremiyetinin olmadığı, yöneticilerin kafasının bozulduğu herhangi bir kişiye loglar üzerinden saldırabileceği ortaya çıkmış oldu.

Özür falan beklemiyorum. Bunu yapamayacak kadar öfkeyle dolu yöneticilerin nefret saçtığı bir yere dönüştü çünkü burası…

Bir forumun yöneticileri arasında doğru düzgün log okumayı bilen kimse yok mudur, yahu?

(…)

Özgürlükİçin’de “düzayak çivit badanalı bir kent” kurduk. Bu kent, bizden sonra da büyümeye devam edecek.

Gönlümden geçen, bizden sonrakilerin ve bizim dışımızdakilerin de aynı soruyu kendilerine sormalarıdır: “Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?”

Bir düşünün abiler…

Yorumlar
5 yorum var
Kategori
Hayat, Özgür yazılım
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

Kelebeğin Rüyası

2 Mayıs 2009

zombihaci

Çinli bilge Chuangtze şöyle der;

“Bir kere rüyamda kelebek olduğumu gördüm. Şimdi artık rüyasında kelebek olduğunu gören Chuangtze’miyim yoksa rüyasında Chuangtze olduğunu görmekte olan bir kelebek miyim bilmiyorum.”

Şimdiki sorum sizi şaşırtabilir.

Peki, ya siz gerçekten siz olduğunuza emin misiniz? Gördüğünüz bir rüyadan ibaret olmadığınızın bir garantisi var mı?

Ya aslında hepimiz, zombilerin hüküm sürdüğü bir dünyanın rüyasıysak? Biraz dikkatli düşününce siz de göreceksiniz. Chuangtze’nin rüyasında kelebek olduğunu görmesi ile kelebeğin rüyasında Chuangtze olduğunu görmesi olasılıkları arasında hiçbir fark yok. İkisi de olası…

Zombistan‘ın İstila Güncesi size de çok tanıdık gelecek…

Salı, 28 Nisan 2009
Polis, içinde zombilerin barındığı tespit edilen bir eve operasyon düzenledi. Büyük başarıyla tamamlanan operasyon sonucu bir zombi itlaf edilirken, iki memur ve sokaktan geçen birkaç vatandaş şehadet mertebesine erdi.

Salı, 27 Nisan 2009

“Yaşayan ölü” virüsü taşıdığı şüphesiyle havaalanında müşahade altına alınan turistin, aslında domuz gribine yakalanmış olduğu anlaşıldı. Görevliler, söz konusu şahıstan özür dileyerek, kendisini resmi bir araçla Sultanahmet’e bıraktı. Sağlık Bakanı, “Domuz gribi ülkemiz için tehdit değil, örf ve adetlerimiz buna engeldir” dedi.

Pazartesi, 27 Nisan 2009

“Zombilerin Gerçek Kökeni” isimli kitap, H. Yahya imzasıyla çıktı ve dünyanın dört bir yanındaki akademisyenlere gönderildi. Kitapta, maymunlarda hiç zombi vakasına rastlanmadığı halde insanların “yaşayan ölü” virüsü kapabilmesi, “evrim safsatasını çürüten bir ilahî işaret” olarak anlatılıyor.

Perşembe, 23 Nisan 2009

Bazı belediyelerin, itlaf sonrası zombi leşli toplatma ihalesinde usulsüzlük yaptığı iddia edildi. Deniz Baykal, “Küçük bir sokak için milyon dolarlık masraf gösteren var! Böyle bir şey düşünülebilir mi?” dedi. RTE, “Bunlar hayatında zombi görmemiş” şeklinde yanıt verip, zombilerin ‘geri-gömülme’ işlemini dini vecibelere uygun yapmaktaki hassasiyetin altını çizdi.

Pazartesi, 20 Nisan 2009

Emre Kongar, zombi salgınıyla mücadelede hükümetin sınıfta kaldığını; çağ dışı anlayışların bu tür problemler karşısında iflas ettiğini söyledi. Mehmet Barlas ise, dünyada artık sınırların kalktığını, Türkiye’nin bu sorunu liberal bir anlayışla ve darbelere davetiye çıkarmadan çözmesi gerektiğini dile getirdi.

Cumartesi, 18 Nisan 2009

Çocukları zombi salgınından korumak için, Sağlık Bakanlığı ülke genelinde aşı kampanyası başlattı. “Yaşayan ölü olmaktan korkma, geciken diri olmaktan kork” sloganıyla yürütülen kampanyaya, tarikatlar, cemaatler ve fikir önderleri de destek veriyor.

zombikim

Son zamanlarda Türkiye’de çıkan en kaliteli yerli çizgiroman albümü Zombistan çıktı!

Dileyene kasvetli, dileyene cinnetli kapakla! Kaçırmayın!

Yorumlar
1 yorum var
Kategori
Kültür, Çizgi roman
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

İşletim sistemlerinin evrimi

22 Nisan 2009

Özgürlükİçin topluluğu tarafından hazırlanan e-derginin muhteşem bir sayısını daha çizmekte olduğumuz şu günlerde, son sayımızda yer alan ve yine topluluktan gelen bir dostumuzun çizdiği muhteşem bir bant karikatürü sizlerle paylaşmak istedim.

ozgurpence-12s

Peki, ya siz Özgürlükİçin e-dergisini takip ediyor musunuz?

Yorumlar
18 yorum var
Kategori
Özgür yazılım
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

Bir uçak mı, hayır kuş!

5 Ocak 2009

Kötülerin korkulu rüyası, Burkinafasafiso geliyor!

Sıkı durun…

Kötülerin korkulu rüyası Burkinafasafiso

Yorumlar
13 yorum var
Kategori
Blogger, Hayat, Özgür yazılım
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4

25 Şubat 2008

Bas bas paraları Leyla’ya, bi daha mı gelecez dünyaya…ECMA ve Microsoft’un OOXML’in ISO standardı olarak kabul edilmesi sürecinde yediği nanelerin haddi hesabı yok. Bu seferki öykümüz, Avustralya’dan.

Bilmem hatırlar mısınız, bundan yaklaşık bir yıl kadar önce Microsoft’un Wikipedia’daki OOXML ve OpenDocument maddelerini kendi ürününü övecek şekilde düzenlemesi ve değiştirmesi için Rick Jeliffe’e para ödediği ortaya çıkmış, ortalık epey bir karışmıştı. Şimdi o Rick Jelliffe’in Cenevre’deki OOXML toplantısına gidecek Avustralya komitesine üye olduğu ortaya çıktı…

Bu arada, buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum: Türkçe Wikipedia ve PardusWiki’de bir süredir OOXML ve OpenDocument maddelerini sevgili Akın Ömeroğlu ile birlikte yazıyoruz. Microsoft Türkiye’den konuya hassasiyetle eğilmesini ve mağduriyetimizi gidermesini saygıyla arz ediyoruz…

Yorumlar
7 yorum var
Kategori
Özgür yazılım
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

ECMA’dan Dersler: Tüh, sandalyemiz kalmadı!-3

22 Şubat 2008

Özgürlük için Pardus...

Sevgili Akın, “ECMA’dan Dersler” serisinin birincisi ve ikincisini eğlenceli bir dille anlatmıştı…. Buyrun, benden üçüncüsü:

Portekiz’in OOXML’e dair oyunun belirleneceği ayna komite toplantısına katılmak üzere toplantı salonuna gelen IBM ve Sun Microsystems temsilcileri kapıdan geri çevrilirler. Portekiz ayna komitesi başkanı (aynı zamanda Portekiz Microsoft ofisi yöneticisi!) IBM ve Sun temsilcilerine “Kusura bakmayın” der, “Size içeride oturacak sandalye kalmadı…”

İnanmazsanız, buyurun buradan yakın…

Bu arada “OOXML’e Hayır!” kampanyamıza katılabilir, 25 Mart günü TSE’ye iletilecek olan bildirimize imzanızı koyabilirsiniz.

Yorumlar
Henüz yorum yok
Kategori
Özgür yazılım
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? (2)

11 Şubat 2008

Geçtiğimiz aylarda hatırlayacağınız üzere, dünyanın en eski kentlerinden biri olan İstanbul’da plansız programsız kazısı yapılan (vallahi şaka değil!) metro inşaatı yüzünden, “sanat tarihçisi” belediye başkanımızın M.S. 1302 tarihinde inşa edilen ve üzerinde hâlâ o günkü Cenevizli ailelerin armasını taşıyan Yanık Kapı’yı yıkmayı ya da yerinden söküp başka bir yere taşımayı planladığını yazmıştım hatırlarsanız…

O günlerde Rai Uno (Rai 1) ekibiyle birlikte çektiğimiz belgesel, İtalya’da ama özellikle Cenova kentinde büyük bir yankı uyandırdı. Nasıl olmasın ki? Cenova’nın en önemli mahallelerinden birinin adı bugün Galata; Amerika kıtasını keşfettikleri için gururlanan Cenova kentinin dünyaca ünlü deniz müzesinin ismi “Galata Deniz Müzesi“!

Her neyse, Cenova belediye başkanı ve İtalyan Dışişleri Bakanlığı’nın öncülüğünde, İstanbul’un bu önemli tarihi değerinin korunması için yapılan üst düzey diplomatik girişimler sonucunda, (Atlas dergisinin katkılarını anmadan olmayacak) İstanbul’un Ceneviz Surları kurtuldu!

Gazeteci olmakla gururlanacağım güzel anılardan biri olarak yer edecek bende bu…

Bu güzel haberin üzerine bir şarkı patlatmadan olmayacak :)…

Yorumlar
5 yorum var
Kategori
Hayat, Kültür
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…

24 Aralık 2007

Ben ekosistemin zeki, zengin ve birbiriyle didişmeyenini severim!

İngilizce Wikipedia’daki Ekosistem maddesinin ilk alt başlığı olan “Ecosystem Dynamics” şöyle bir alıntıyla başlar:

“Introduction of new elements, whether biotic or abiotic, into an ecosystem tend to have a disruptive effect. In some cases, this can lead to ecological collapse or “trophic cascading” and the death of many species belonging to the ecosystem in question.”

Özetle söylemek gerekirse, madde şunu söyler: “Ölü ya da canlı, herhangi bir var oluş döngüsüne (ekosistemi sanırım böyle çevirmek en doğrusu) dışarıdan müdahil olan tüm bileşenler, var olan düzen üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olma eğilimi taşır. Bazı durumlarda bu etki, bir doğal yıkıma ya da söz konusu ekosistem içinde yaşayan pek çok türün birbiri ardına ölümüne dahi yol açabilir.”

Madem biyolojiden alınmış bir terimi, ekosistemi konuşuyoruz, aynı yolda devam edelim.

“Ekosistem Dinamiği” adını taşıyan bu genel ilke, son derece deterministiktir. Sadece biyoloji için değil, pek çok alanda kullanabileceğimiz bir araç sağlar bize. Özetle şunu söyler bize doğa yasası: Bir varoluş döngüsüne/ekosisteme dışarıdan katılan her türlü yeni üye, varlığını güçlü bir şekilde devam ettirebilmek için eski yapı üzerinde dönüştürücü/yıkıcı hatta yok edici bir etkiye sahip olmalıdır! Bu etki, pek çok türün varlığını yok ederken; benzer nitelik ve çıkarlara sahip türlerin hâkimi olduğu bir yeni ekosistemin doğmasına neden olacaktır.

Buna dair ilginç bir örnek, fi tarihinde Moleschino’da anlattığım eğlenceli öykü olabilir. Burada özetle, şunu anlatmıştım:

Moleschino’ya selam!

1940′ların sonuna doğru Borneo Adası’nda yaşayan Dayak kabilesi, sıtma salgınından muzdaripdir. Dünya Sağlık Örgütü, çözüm olarak Borneo ormanlarının üzerine DDT sıkmayı teklif eder! Amaç, ormandaki sinekleri yok ederek bu hastalıktan kurtulmaktır. Açıkçası, koşullar da buna uygundur. İkinci Dünya Savaşı henüz yeni bitmiştir ve bölgede İngiliz Hava Kuvvetleri’nin elinde artık işe yaramayan yüzlerce bombardıman uçağı ve askerlerini bitten korumak için üretilen on binlerce ton DDT kalmıştır.

Öneri, başlangıçta işe yaramışa benzemektedir… Borneo Adası’ndaki sıtma kökenli ölümler durmuştur. Öyle ki, 1948 yılında tıp alanındaki Nobel ödülü, DDT’nin böcekleri imhasında kullanılmasını öneren Paul Hermann Müller‘e verilir!

Bir süre sonra DDT’nin yan etkileri görülmeye başlar. DDT’den zehirlenerek ölen milyarlarca böcek kertenkeleler tarafından afiyetle yenir. Hayatlarında görmedikleri kadar böceği yemekten ağırlaşan kertenkelelerse sıçanlar için muhteşem bir ziyafet olur. Kertenkeleleri yedikçe semiren, semirdikçe de üremesi hızlanan sıçanlar bir süre sonra tüm adayı istila eder! Artık ortalıkta yiyecek böcek kalmadığı için en kolay hedef olan ekinleri talan eden sıçanlar, yerlileri açlığın ve tifo gibi sayısız bulaşıcı hastalığın şefkatli kollarına itmiştir…

Tek bulunan çözüm, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin bugün hatırlamak bile istemeyeceği türden bir “hava indirme harekâtı”dır. “Operation Cat Drop” adı verilen bu harekât ile Borneo ormanlarına 14.000 kedi paraşütle atılır! Normandiya Çıkarması’na katılan İngiliz paraşütçüsü sayısı 8.000 kişiden biraz fazlaydı, “Operation Cat Drop”ta ise kırmızı paraşütlerle adanın üzerine bırakılan 14.000 kedi, Borneo’yu özgürlüğüne kavuşturacaktı…

(..)

Şimdi asıl soruya gelelim: Linux ve özgür yazılım bileşenlerinin “kırmızı paraşütlü kedi etkisi” yaratma gücü var mı, yok mu?

Bu sorunun cevabı, Linux’un Türkiye’de bir geleceğinin olup olmamasıyla doğrudan ilintili. Çünkü ancak bu tür bir dönüştürücü/yıkıcı hatta belki de yok edici bir etkiyle, o üzerine çok konuşulan “Linux Ekosistemi” oluşabilir. Kimsenin pembe hayaller görmesine gerek yok, içinde bulunduğumuz doğa yasasının gerçeği bu!

Evet hepimiz biliyoruz, Linux ve özgür yazılım ürünleri güvenilirdir, koda müdahale hakkı sağlar, ölçeklenebilirdir, sistem kaynaklarını koklayarak kullanır… İyi ama tüm bu özellikler zaten yıllardır vardı! O halde neden Linux’un dünyada ve Türkiye’de beklenen çıkışı yıllardır gerçekleşmiyor?

Ben açıkçası bunun cevabının mevcut dağıtımların günah ve sevaplarından çok, Linux üzerinde çalışacak ve kullanıcısına “katma değer” sağlayacak ticari yazılım bileşenlerinin henüz Linux ortamına inmemesinde aranması gerektiğine inanıyorum. Ortada Ubuntu, Suse, Pardus gibi ilk çıkış iddialarını büyük ölçüde gerçekleştiren ve kullanıcısına “tasarruf” sağlayan pek çok başarılı dağıtım var. Asıl eksiklik, KOBİ’lerin iş süreçlerinde kullanacağı ticari yazılımların “özgür ve lisans ücretsiz” karşılıklarında… İşin bu tarafında, özellikle de Türkiye’de (dünyada bu tablo hızla değişiyor), yıllardır satmakta oldukları ticari paketleri özgür ve ücretsiz sunmaya cesaret edecek “babayiğitler” henüz ortada görünmüyor. Bu yüzden de keyifsiz ve bir diğerinin pastasından dilim kapmaya odaklı, eskilerin deyimiyle “tırnakçı” bir IT pazarı içinde yıllardır debeleniyor yerli oyuncular…

Evet, özellikle ücretsiz diyorum, çünkü GPL’in ve Linux’un “kırmızı paraşütlü kedi” etkisi, lisans bedeli yüksek ve piyasada kendine yer edinmiş ticari uygulamaların özgür ve lisans ücretsiz muadillerinin pazara inmesiyle yaşanacak. Burada hemen bir ek yapayım, burada “vurgu” yazılımların lisans ücretsiz; ama kurulum, destek, eğitim ve ek modül yazımı gibi hizmet süreçlerininse, iş/çözüm ortaklarıyla birlikte elbette uygun “bedeli karşılığı” yapılmasınadır…

Düşünsenize, 5 kullanıcılı lisans için binlerce dolar talep eden “ismi lazım değil” firmamızın nic’olur hali, şöyle eli yüzü düzgün ve saçmalamayan “özgür ve ücretsiz” bir ticari otomasyon/genel muhasebe paketi yazılsa? Ya da otel otomasyonu yazılımı sektörüne bakalım. Yıllardır beş büyük oyuncunun aralarına kimseyi sokmadığı, kapalı devre büyüyen ve kâr marjının muhteşem olduğu bir pazardır. BugHotel gibi başarısız girişimleri saymazsak, burada da özgür yazılım camiasından ciddi bir oyuncu yok. İşte bu noktada özgür ve lisans ücretsiz yazılımlar mevcut pazar üzerinde dönüştürücü/yıkıcı ve hatta yok edici bir etki yaratarak, kuralları ve oyuncuları farklı bir ekosistemi oluşturabilirler!

Burada ben açıkçası; kaybedecek çok da şeyi olmayan, iş zekâsına ve çözümlerini pazara doğru anlatma becerisine sahip, genç ve belli bir direnme gücünü taşıyan Linux firma/girişimcilerine şans tanıyorum.

Her neyse, enseyi karartmayıp güzel şeylerden konuşalım biraz… Türkiye özgür yazılım camiasından uzun süredir beklediğimiz türden haberler yavaş yavaş gelmeye başlıyor. Yukarıda anlattığım türde süreçlere soyunan ve risk alan genç özgür yazılım firmaları, ilginç işlere imza atıyorlar. Örneğin pek çoğunuzun tanıdığı Hakan Uygun ve Uygun Teknoloji… Uygun Teknoloji, AGPL lisanslı “özgür ve ücretsiz” ticari otomasyon ve önmuhasebe yazılımı Tekir’in 1.0 sürümünü duyurmaya hazırlanıyor. Tekir, PCNet dergisinin önümüzdeki ocak sayısında, özel bir kurulum CD’siyle birlikte dağıtılıyor olacak :)…

Tekir, PCNet Ocak sayısıyla beraber!

Önümüzdeki günlerde Tekir’e dair pek çok haber ve röportajı nasıl olsa sağda solda okuyacaksınız. Asıl güzel haberleri gelecek haftalara saklayalım :)…

.

Not 1: Bir sürü yazı ve anlatılacak hikâye birikti. Burada ve Moleschino’da anlatacağım hepsini :)

Yorumlar
14 yorum var
Kategori
Blogger, Hayat, Politika, Tekir, Özgür yazılım
RSS Yorumlar RSS Yorumlar
Trackback Trackback

« Previous Entries

Tersine Dünya


"Tersine dünya okulu eğitim kurumlarının en demokratiğidir. Giriş sınavı gerektirmez, kayıt parası almaz, derslerini bedavaya verir, herkese ve her yerde; yerde ve gökte... Tersine dünya okulunda, kurşun su üstünde kalmayı öğrenir, mantar suya batmayı. Yılanlar uçmayı ve bulutlar yollarda sürünmeyi..."
Eduardo Galeano-Tepetaklak

Yazı takvimi

Temmuz 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« May    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Sık sık gezdiklerim

  • - Moleschino -
  • Evet Sigorta

Son Yorumlar

  • kulak brun boğaz on Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • forex on Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • Pardusman on Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
  • Hakan on Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
  • duman on Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

Yazı Kategorileri

  • Çizgi roman (13)
  • Özgür yazılım (95)
  • Blogger (31)
  • Coğrafya (20)
  • Edebiyat (32)
  • Fotoğraf (11)
  • Hayat (60)
  • Kültür (53)
  • Politika (26)
  • Sanat (9)
  • Tarih (22)
  • Türkiye (14)
  • Tekir (1)

Arşiv

  • Mayıs 2009 (2)
  • Nisan 2009 (1)
  • Ocak 2009 (1)
  • Şubat 2008 (3)
  • Aralık 2007 (2)
  • Ağustos 2007 (1)
  • Temmuz 2007 (3)
  • Haziran 2007 (2)
  • Mayıs 2007 (5)
  • Nisan 2007 (2)
  • Mart 2007 (2)
  • Şubat 2007 (2)
  • Ocak 2007 (6)
  • Aralık 2006 (4)
  • Kasım 2006 (7)
  • Ekim 2006 (4)
  • Eylül 2006 (4)
  • Ağustos 2006 (2)
  • Temmuz 2006 (8)
  • Haziran 2006 (4)
  • Mayıs 2006 (3)
  • Nisan 2006 (5)
  • Mart 2006 (5)
  • Şubat 2006 (12)
  • Ocak 2006 (7)
  • Aralık 2005 (12)
  • Kasım 2005 (12)
  • Ekim 2005 (20)
  • Eylül 2005 (16)
  • Ağustos 2005 (19)
  • Temmuz 2005 (24)
  • Haziran 2005 (15)
  • Mayıs 2005 (14)
  • Nisan 2005 (8)

Son Yazılar

  • Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
  • Kelebeğin Rüyası
  • İşletim sistemlerinin evrimi
  • Bir uçak mı, hayır kuş!
  • ECMA’dan Dersler: Bas bas paraları Leyla’ya-4
  • ECMA’dan Dersler: Tüh, sandalyemiz kalmadı!-3
  • Zeugma ya da Hasankeyf’i görmeyen gözler, İstanbul’u görür mü? (2)
  • Linux, Tekir ve kırmızı paraşütlü kedi…
  • Danilo Türk’tür Türk kalacak!
  • Özgürlükİçin tasarımcı arıyor!

Hastasıyız

Özgürlük için Pardus...

Tagboard

Creative Commons License

Bu site Creative Commons Lisansı ile korunmaktadır.
rss RSS Yorumlar valid xhtml 1.1 design by jide powered by Wordpress get firefox